Boşanma Hukuku

Medeni Kanun gereği aile birliği Türk Hukuk sistemi içerisinde korunmaktadır. Eşlerin birbirlerine olan yükümlülükleri, çocukları ve birbirleriyle olan ilişkileri, mal edinimleri, ortak giderler ve borçlanma hususlarında birlikte karar almaları gibi birçok husus Türk Medeni Kanunu Aile Hukuk mevzuatında güvence altına alınmıştır.

Son dönemde Türkiye’nin çoğu kesiminde yoğun olarak boşanmalar görülmekle birlikte bunlar çeşitli birçok sebebe dayanmaktadır.

Özellikle, başta kadına fiziksel ve psikolojik şiddet olmak üzere, şiddetli anlaşmazlık, aldatma, eşlerin birbirlerinden habersiz olarak sürekli borçlanmaları ve çeşitli mal alım satım işlemleri (aile konutu üzerinde diğer eşin bilgisi olmadan gerçekleştirilen işlemler) gibi birçok boşanma sebebinin varlığı yaygın olarak görülmektedir. Eşin muvafakati alınmaksızın kredi kullanılması, ev üzerine ipotek konulması, eşin kefil olması gibi sorunlar eşleri boşanma noktasına getirmektedir.

Boşanma Hukukuna göre Boşanma sebepleri Şunlardır.

Medeni Kanun’da boşanma sebepleri olabilecek hususlar tek tek sayılmış olup şunlardır:
1. Zina
2. Hayata kast, pek kötü veya onur kırıcı davranış
3. Suç işleme ve haysiyetsiz hayat sürme
4. Terk
5. Akıl Hastalığı
6. Şiddetli Geçimsizlik (Evlilik birliğinin sarsılması)

Aile hukukunda, boşanma sebepleri özel ve genel boşanma sebepleri olarak ikiye ayrılmaktır. Zina, hayata kast, pek kötü muamele, onur kırıcı davranış, küçük düşürücü suç işleme, haysiyetsiz hayat sürme, evi terk ve akıl hastalığı gibi sebepler özel boşanma sebeplerini oluşturmakta iken, boşanmanın genel sebepleri olarak; evlilik birliğinin temelden sarsılması, eşlerin boşanma hususunda anlaşmaları, ortak hayatın kurulmaması, eşlerin ayrı yaşamaları ya da fiili ayrılık sayılabilir.

Boşanma davası açıldıktan sonra, eşlerin barınması, geçimi ve çocuklarla ilgili birçok konuda tedbir niteliğinden kararlar aile hakiminden talep edilebilir. Evliliğin sona ermesi için açılan davada eşlerden biri maddi olarak sıkıntıya düşebilir, bu durumda diğer eşten dava sonuçlanıncaya kadar hakim tarafından takdir edilen bir tedbir nafakasına hükmedilebilir.

Evlilik birliğinde doğan ortak/müşterek  çocuklar var ise velayet sorunu gündeme gelir. Ancak baba velayet hakkını kötüye kullanıyorsa annenin mahkemeye başvurarak velayetin babadan alınmasını istemeye her zaman hakkı vardır. Boşanma veya ayrılık durumlarında velayet çocuğa kim daha iyi bakabilecekse, ona verilir. Genelde de, bu çocukların annesidir. Boşanma veya ayrılık, erkeğin kusurundan kaynaklanmışsa, hakim böyle bir kişiye çocuk teslim edilemeyeceğine kanaat getirmektedir.

Eşlerin evlilik birliğinde doğan, müşterek çocukları varsa; çocukların bakım ve yetiştirme giderleri için eşlerden birine iştirak nafakası ödemesine karar verilebilir. Şöyle ki; boşanma davasında müşterek çocuk/çocukların özellikle annesi çoğu zaman okul giderleri, dershane, kurs masrafları gibi eğitim giderlerini karşılamakta zorlanmaktadır.

Dava sonuçlandığında tedbir nafakası ortadan kalkarken, velayet sahibi eş için diğer eşten iştirak nafakası alınmaya devam eder. Tedbir nafakası alan eşin evlilik birliğinin sonuçlanması sebebiyle yoksulluğa düşmesi söz konusu ise hakim dava bittikten sonra da eşe ödenecek ‘’yoksulluk nafakasına’’ karar verilebilir.

Eşlere ait mallar; karar verilen mal rejiminin çeşidine göre tasfiye edilir. Evlilik birliği süresince edinilen mallar ortak kabul edilir ve mal rejimi tasfiyesinde o malın değeri iki eş arasında paylaştırılır. Evlilik süresince alınan ziynet eşyaları, altınlar, beyaz eşyalar, araba, yazlık ve özellikle evlilik içinde eşlerin birlikte çalışarak ödeyip aldıkları ev  gibi birçok taşınır/taşınmaz mal bu tasfiyeye dahil edilir.  Ayrıca dava süresince, eşlerin birlikte yaşadıkları evin diğer eşten habersiz olarak satılması veya kiralanması, ipotek altına alınması dava süresince hakimden talep edilebilecek olan ‘’aile konutu şerhi’’ ile önlenebilir.

Eşlerin boşanma davası devam ederken karşılaştıkları sorunlardan en önemlisi, özellikle ortak konut/ev üzerine kayıtlı olan eşin boşanma davası sırasında evi elden çıkarması, bir akrabasına veya 3. Bir kişiye satmak sureti ile evin devrini gerçekleştirmesi ve iş bu suretle mal kaçırmasıdır. Söz konusu durumlarda uzman kadromuz hukuki sorunları anında tespit etmek sureti ile müdahale etmekte, boşanma davası öncesinde aldığı önlemler ile eşin mağdur olmasının önüne geçmektedir. Yine hukuk büromuz dava açıldıktan sonra müdahil olduğu anlaşmazlıklarda da aldığı hızlı aksiyonlar ile müvekkillerin mağduriyetini önlemektedir.

Boşanma davaları beraberinde pek çok yan sorunu da içermekte olup, nafakaları ödenmeyen müvekkillerimizin nafaka alacakları icra departmanımıza tevdi edilmekte ve uzman icra avukatlarımız borçlu eş aleyhine başlattığı icra takipleri ile sorunları hızlı bir şekilde çözüme kavuşturmaktadır.