BOŞANMADA MAL PAYLAŞIMI NASIL YAPILIR? EDİNİLMİŞ MALLARA KATILMA REJİMİ VE TASFİYE DAVASI
Türk Hukuk sisteminde boşanma süreci, evlilik birliğinin hukuken sonlandırılmasının yanı sıra, eşlerin ortak hayatları boyunca elde ettikleri maddi varlıkların kanuni sınırlar çerçevesinde tasfiye edilmesini de kapsar. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (TMK) 1 Ocak 2002 tarihinde yürürlüğe girmesiyle birlikte, mülkiyet rejimleri hususunda yeni bir yasal düzenlemeye gidilmiş ve eşler arasında kural olarak uygulanacak yasal mal rejimi "Edinilmiş Mallara Katılma Rejimi" olarak belirlenmiştir. Bu tarihten önce uygulanan 743 sayılı mülga Türk Kanunu Medenisi döneminde kural "Mal Ayrılığı" rejimiydi ve mallar sicilde kimin üzerine kayıtlıysa ona ait sayılıyordu. Ancak mevcut kanun, evlilik birliği içindeki ekonomik dayanışmayı ve her iki eşin ailenin yapısına yaptığı doğrudan veya dolaylı katkıyı (ev işlerini yürütme, çocuk bakımı vb.) yasal güvence altına almıştır.
Boşanmada mal paylaşımı (mal rejiminin tasfiyesi) davası, eşlerin evlilik süresince edindikleri aktif (taşınmazlar, araçlar, banka hesapları, şirket hisseleri) ve pasif (kredi borçları, ticari borçlar) malvarlığı değerlerinin, kanunun öngördüğü usul ve oranlar dahilinde paylaştırılması işlemidir. Bu süreç; mülkiyet hukuku, borçlar hukuku ve ispat hukuku normlarının bir arada uygulandığı, aktif ve pasif değerlerin yasal mevzuata göre tespit edildiği kapsamlı bir yargılama prosedürüdür. Uygulamada, mal rejiminin tasfiyesi ile boşanma davası sıklıkla tek bir dava türü gibi değerlendirilse de, esasen her iki talep birbirinden bağımsızdır ve farklı kanuni şartlara, ayrı yargılama usullerine tabi olarak yürütülmektedir.
TÜRK MEDENİ KANUNU KAPSAMINDA YASAL MAL REJİMİ: EDİNİLMİŞ MALLARA KATILMA REJİMİ
Eşler evlenirken evlendirme memurluğuna yapacakları yazılı bir bildirimle veya evlilik birliği devam ederken noterde düzenleme şeklinde yapacakları bir mal rejimi sözleşmesi ile kanunda sayılan diğer mal rejimlerinden (mal ayrılığı, paylaşmalı mal ayrılığı, mal ortaklığı) birini seçebilirler. Şayet böyle bir sözleşme yapılmamışsa, kanun gereği eşlerin tabi olacağı sistem "Edinilmiş Mallara Katılma Rejimi"dir. Bu rejim, evlilik süresince elde edilen mallar üzerinde her iki eşin de eşit hak sahibi olduğu yönündeki genel karineye dayanır.
Kanun koyucu, malvarlığının tasfiyesini adil bir zemine oturtabilmek için eşlerin sahip olduğu tüm varlıkları "Edinilmiş Mallar" ve "Kişisel Mallar" olmak üzere iki ana kategoriye ayırmıştır. Tasfiye sürecinin belkemiğini, hangi malın edinilmiş, hangi malın kişisel olduğunun tespit edilmesi oluşturur. Zira yalnızca edinilmiş mallar paylaşıma (katılma alacağına) konu edilirken, kişisel mallar sahibinde kalır ve diğer eş bu mallar üzerinde hak iddia edemez. Bir malın edinilmiş mal mı yoksa kişisel mal mı olduğunun tespiti aşamasında, malın edinildiği tarih, edinim şekli (karşılığı ödenerek mi yoksa miras/bağış yoluyla mı), malı alırken kullanılan kaynağın niteliği gibi pek çok faktör mahkeme tarafından titizlikle incelenir.
EDİNİLMİŞ MALLAR NELERDİR VE HANGİ KISTASLARA GÖRE BELİRLENİR?
Türk Medeni Kanunu Madde 219 uyarınca edinilmiş mal, her eşin bu mal rejiminin devamı süresince "karşılığını vererek" (emek sarf ederek, bedelini ödeyerek veya bir ticari faaliyette bulunarak) elde ettiği malvarlığı değerleridir. Kanun maddesi edinilmiş malları sınırlandırıcı olarak değil, örnekleyici olarak saymıştır. Bunlar şu şekilde detaylandırılabilir:
- Çalışmanın Karşılığı Olan Edinimler: Eşlerin maaşları, mesai ücretleri, işyerinden aldıkları primler, ikramiyeler ve her türlü ücret niteliğindeki kazançları. Bir eşin birikmiş maaşıyla alınan ev, araç veya bankada tutulan tasarruf mevduatı edinilmiş maldır.
- Sosyal Güvenlik Kurumları ve Benzeri Kurumların Ödemeleri: Emeklilik ikramiyesi, kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, işsizlik maaşı, yaşlılık aylığı gibi ödemeler. Kıdem tazminatının evlilik süresine isabet eden kısmı edinilmiş mal sayılırken, evlenmeden önceki çalışma yıllarına denk gelen kısmı kişisel maldır. Bu ayrım, mahkemelerce atanan aktüerya ve iş hukuku uzmanı bilirkişiler tarafından gün ve ay hesabı yapılarak belirlenir.
- Çalışma Gücünün Kaybı Nedeniyle Ödenen Tazminatlar: Bir iş kazası veya trafik kazası sonucu eşlerden birine ödenen maddi tazminat (iş göremezlik tazminatı, efor kaybı tazminatı), eşin ilerideki çalışma hayatını ve kazancını telafi ettiği için edinilmiş mal statüsünde kabul edilir.
- Kişisel Malların Gelirleri: Kanun, eşin kendisine ait olan kişisel malının bizzat kendisini paylaşımdan muaf tutarken, bu malın "gelirini" evlilik birliğinin ortak faydasına özgülenmiş kabul ederek edinilmiş mal sayar. Örneğin; erkeğe babasından miras kalan (kişisel mal) bir dükkanın, evlilik süresince elde edilen kira gelirleri bankada biriktirilmişse, bu kira gelirleri "edinilmiş mal"dır. Aynı şekilde, kadının evlenmeden önce sahip olduğu bankadaki parasının evlilik içindeki faiz getirisi veya kur korumalı mevduat kazancı edinilmiş mal olarak tasfiyeye dahil edilir.
- Edinilmiş Malların Yerine Geçen Değerler: Evlilik içinde çalışılarak alınan bir otomobilin satılıp yerine başka bir otomobil veya arsa alınması halinde, yeni alınan varlık da önceki edinilmiş malın yerine geçtiği için edinilmiş mal karakterini korur.
Yasal karine gereği, mal rejiminin devamı süresince edinilen her mal edinilmiş mal sayılır. Bir malın kendisine ait kişisel mal olduğunu iddia eden eş, bu iddiasını kesin ve inandırıcı delillerle (banka geçmişi, tapu kayıtları, miras intikal belgeleri) ispat etmekle yükümlüdür.
KİŞİSEL MALLAR NELERDİR VE HANGİ DURUMLARDA PAYLAŞIM DIŞI KALIR?
Kişisel mallar, mal rejiminin tasfiyesi aşamasında hesaplamanın pasifinde veya aktifinde yer almayan, kime aitse onda kalmaya devam eden malvarlığı değerleridir. Türk Medeni Kanunu Madde 220 uyarınca kanun gereği kişisel mal sayılan değerler şunlardır:
- Kişisel Kullanıma Yarayan Eşyalar: Eşlerden sadece birinin kişisel kullanımına özgülenmiş olan kıyafetler, saatler, mesleki aletler, spor ekipmanları, kozmetik ve bakım ürünleri bedeli ne olursa olsun kişisel maldır.
- Mal Rejiminin Başlangıcında Sahip Olunan Mallar: Eşlerden birinin evlenmeden (veya mal rejimi sözleşmesi yapmadan) önce sahip olduğu ev, araba, şirket hissesi, nakit para gibi tüm varlıklar kişisel maldır. Evlilik birliğine "hazır değer" olarak giren bu mallar tasfiyede paylaşılamaz.
- Miras ve Karşılıksız Kazanma Yoluyla Elde Edilen Mallar: Evlilik içinde dahi olsa, eşlerden birine anne babasından veya bir başka akrabasından intikal eden miras payları kişisel maldır. Aynı şekilde, bir üçüncü kişinin eşlerden birine hibe (bağış) ettiği mallar, şans oyunlarından (piyango, loto vb.) kazanılan ikramiyeler karşılıksız kazandırma hükmünde olup kişisel mal sayılır.
- Manevi Tazminat Alacakları: Eşlerden birinin uğradığı bir haksız fiil, hakaret veya kişilik haklarına saldırı neticesinde kazandığı manevi tazminat bedelleri şahsına sıkı sıkıya bağlı haklardan olduğu için kişisel maldır.
- Kişisel Mallar Yerine Geçen Değerler: Bekarlıktan kalma araç satılıp üzerine hiçbir para eklenmeden yeni araç alınırsa yeni araç tamamen kişisel mal sayılır. Ancak bekarlıktan kalma araç 500.000 TL'ye satılıp, üzerine evlilik içinde biriktirilen 1.000.000 TL eklenerek 1.500.000 TL'ye yeni araç alınırsa; yeni aracın değerinin üçte biri kişisel mal, üçte ikisi ise edinilmiş mal olarak karma bir hesaplamaya tabi tutulur.
BOŞANMA DAVALARINDA MAL REJİMİNİN TASFİYESİ SÜRECİ NASIL İŞLER?
Boşanma davası ile mal rejiminin tasfiyesi davası kural olarak bir arada yürütülmez. Tasfiye davası, boşanma davası dilekçesinde bir talep olarak yer alsa bile, Aile Mahkemesi hakimi "tefrik (ayırma)" kararı vererek mal paylaşımı talebini ayrı bir esasa kaydeder.
Tasfiye hesaplamalarında baz alınan "Milat", boşanma davasının mahkemeye tevzi edildiği (açıldığı) tarihtir. Türk Medeni Kanunu'na göre mal rejimi boşanma davasının açıldığı gün sona erer. Boşanma davası açıldıktan sonra eşlerin elde ettiği gelirler, aldığı mallar veya yaptığı tasarruflar tamamen kendi kişisel malı sayılır ve paylaşıma dahil edilmez. Tasfiyeye konu edilecek malların durumu boşanma davasının açıldığı tarihteki fiili ve hukuki duruma göre belirlenir. Ancak malların "değerlemesi", tasfiye kararının karar tarihine en yakın tarihteki "güncel sürüm (rayiç) bedeline" göre yapılır.
TASFİYE DAVASINDA BEKLETİCİ MESELE (PREJUDİCİAL SORUN) KAVRAMI VE ZAMANAŞIMI
Tasfiye davasının esasına girilebilmesi ve hesaplamaların yapılıp hüküm kurulabilmesi için mutlak bir ön şart vardır: Taraflar arasındaki boşanma davasının kesinleşmiş olması. Aile Mahkemesi hakimi, mal rejiminin tasfiyesi dosyasına bakarken, öncelikle boşanma dosyasının Yargıtay veya İstinaf süreçlerinden geçerek tamamen kesinleşmesini bekler. Hukuk Muhakemeleri Kanunu kapsamında buna "bekletici mesele" denir. Şayet boşanma davası herhangi bir sebeple reddedilir ve evlilik hukuken devam ederse, mal rejiminin tasfiyesi şartları oluşmayacağından tasfiye davası da reddedilir.
Mal rejiminin tasfiyesi davalarında zamanaşımı süresi, boşanma kararının kesinleştiği tarihten itibaren işlemeye başlar. Türk Borçlar Kanunu'nun genel hükümleri uyarınca bu süre 10 yıldır. Yani boşanma davası bittikten sonra 10 yıl içinde mal paylaşımı davası açmayan eş, bu hakkını süresiz olarak kaybeder.
KATKI PAYI, DEĞER ARTIŞ PAYI VE KATILMA ALACAĞI DAVALARI ARASINDAKİ HUKUKİ NİTELİKLER VE FARKLAR
Mal paylaşımı davalarında talebin hukuki dayanağının doğru tespit edilmesi esastır. Hatalı açılan bir dava usulden reddedilebileceği gibi, yanlış hesaplama formüllerine maruz kalabilir. Hukukumuzda mal tasfiyesi temel olarak üç farklı alacak kalemi üzerinden yürür:
- Katılma Alacağı Davası: 1 Ocak 2002 sonrası edinilen mallar için talep edilen genel alacak türüdür. Her eşin, diğer eşin edinilmiş mal statüsündeki malvarlığının net (artık) değeri üzerinde sahip olduğu kanuni yarı yarıya (%50) hak sahipliğidir. Bu alacağın doğması için talep eden eşin malın alınmasına finansal bir katkı sağlamış olması, hatta çalışmış olması dahi gerekmez.
- Değer Artış Payı Alacağı Davası (TMK m. 227): Eşlerden birinin, diğer eşe ait olan bir malın edinilmesine, iyileştirilmesine veya korunmasına, hiç karşılık almaksızın veya uygun bir karşılık almaksızın maddi veya ayni katkıda bulunması halidir. Katkı yapılan bedelin, malın alındığı veya iyileştirildiği tarihteki toplam değerine olan oranı bulunur. Malın tasfiye tarihindeki güncel piyasa değeri bu oranla çarpılarak güncel bir alacak rakamı çıkarılır.
- Katkı Payı Alacağı Davası (743 Sayılı Eski TMK Dönemi): 1 Ocak 2002 tarihinden önce, yani Mal Ayrılığı rejiminin yasal rejim olduğu dönemde edinilmiş mallar için açılan davadır. Diğer eşin bu maldan hak iddia edebilmesi için, o malın alımına doğrudan parasal katkı yaptığını maaş bordroları, banka dekontları, döviz bozdurma fişleri gibi somut belgelerle ispat etmesi şarttır.
DURUŞMA SALONLARINDA SIKÇA KARŞILAŞTIĞIMIZ HATALAR VE MAL KAÇIRMA GİRİŞİMLERİ
Tasfiye davalarında hak kayıplarının en büyük sebebi, tarafların süreci yönetmekte geç kalması ve eşlerin boşanma öncesi malları elden çıkarma çabalarıdır. Eşin üzerindeki gayrimenkulleri kardeşine veya güvendiği bir dostuna tapuda devretmesi (muvazaalı işlem), bankadaki nakit mevduatın tek seferde çekilerek sıfırlanması, araçların galerilere devredilmesi veya sahte senetler düzenlenerek icra takipleriyle varlıkların haczedilmesi duruşma salonlarında sıkça karşılaştığımız senaryolardır.
Kanun koyucu bu kötü niyetli hareketleri engellemek adına TMK Madde 229 hükmü ile "Eklenecek Değerler" müessesesini getirmiştir. Buna göre:
- Eşlerden birinin mal rejiminin sona ermesinden önceki bir yıl içinde diğer eşin rızası olmadan yaptığı olağandışı bağışlamalar.
- Bir eşin mal rejiminin devamı süresince diğer eşin katılma alacağını azaltmak kastıyla yaptığı devirler.
Bu iki durumda, mal veya para elden çıkarılmış olsa dahi, Aile Mahkemesi sanki o mal hala eşin üzerindeymiş gibi güncel piyasa değerini tespit eder ve aktif hesaplamaya ekler. Eğer devreden eşin bu parayı ödeyecek gücü yoksa, "Tasarrufun İptali" davası açılarak kötü niyetle malı devralan üçüncü kişiye de başvurulabilir.
İHTİYATİ TEDBİR TALEBİ, ÖNEMİ VE USULÜ
Mal kaçırma riskini hukuken ve fiilen durdurmanın tek yolu, zaman kaybetmeksizin ve tercihen karşı tarafın haberi olmadan "İhtiyati Tedbir" kararı aldırmaktır. Aile Mahkemesinden talep edilecek ihtiyati tedbir; tapu kayıtlarına "davalıdır" şerhi veya satılamaz şerhi konulmasını, araçların trafik tescil kayıtlarına tedbir işlenmesini ve eşin banka hesaplarına bloke konulmasını kapsar.
İhtiyati tedbir talep edilirken hakimi ikna edecek somut emarelerin (yaklaşık ispat kuralı) sunulması elzemdir. Eşin malvarlığını devretme hazırlığında olduğunu gösteren WhatsApp konuşmaları, emlakçı veya galeri ilanları, bankalardan yüksek miktarlı nakit çekim hazırlıkları tedbir talebini güçlendirir. Mahkeme kararıyla tapu ve trafik sicillerine anında şerh düşülerek telafisi imkansız zararların önüne geçilir.
KRİPTO VARLIKLAR, SOĞUK CÜZDANLAR VE DİJİTAL HESAPLARIN TESPİTİ
Gelişen teknolojiyle birlikte mal kaçırma yöntemleri de evrim geçirmiş, fiziki malların yerini kripto paralar (Bitcoin, Ethereum vb.), dijital borsalardaki hisseler ve yurtdışı dijital cüzdanlar almıştır. Uygulamada en zorlu süreçlerden biri, bu varlıkların tespit edilip tasfiyeye dahil edilmesidir.
Kripto varlıklar, niteliği gereği merkeziyetsiz olsa da, bu varlıkların Türk borsalarından (Paribu, BtcTurk, Binance TR vb.) alınıp satılması veya yurtdışı borsalara aktarılması esnasında banka hesapları üzerinden fiziki para transferleri gerçekleşir. Hukuki süreçte öncelikle eşin tüm banka hesap geçmişleri celp edilir. Bu hesaplardan kripto borsalarına yapılan transferler EFT/Havale açıklamaları aracılığıyla tespit edilir. Kripto varlıklar, evlilik birliği içerisinde edinilmişse ve ekonomik bir değere sahipse, diğer tüm mallar gibi "edinilmiş mal" statüsündedir ve değerleri hesaplanarak tasfiyeye konu edilmek zorundadır.
ZİNA VE HAYATA KAST GİBİ KUSUR DURUMLARINDA MAL PAYLAŞIMI NASIL ETKİLENİR?
Boşanma hukukunda en sık düşülen yanılgı, boşanmaya sebep olan olaylarda kusurlu olan tarafın mal paylaşımından hiçbir hak alamayacağı inancıdır. Bu kesinlikle yanlış bir bilgidir. Hukuk sistemimizde kusur, kural olarak mal paylaşımı oranlarını etkilemez. Şiddetli geçimsizlik nedeniyle tam kusurlu sayılarak boşanan bir eş dahi yasal hakkı olan %50 katılma alacağını tam ve eksiksiz olarak alabilir.
Fakat kanun koyucu TMK Madde 236/2 ile bu genel kurala iki özel istisna getirmiştir: Zina (Aldatma) ve Hayata Kast. Boşanma hükmü zina (TMK 161) veya hayata kast (TMK 162) sebeplerine dayanıyorsa Aile Mahkemesi hakimi; kusurlu eşin artık değerdeki pay oranının hakkaniyete göre azaltılmasına veya tamamen ortadan kaldırılmasına karar verebilir. Ancak davanın sadece TMK 166 maddesinden bitmiş olması halinde, eşin sadakatsizliği kanıtlanmış olsa dahi hakim mal paylaşımında indirim yapamaz.
GÜNCEL YARGITAY KARARLARI IŞIĞINDA MAL REJİMİ UYGULAMALARI
Kanun maddelerinin çerçevesini çizdiği soyut kurallar, somut uyuşmazlıklara Yargıtay'ın kökleşmiş ve güncel içtihatları aracılığıyla uygulanır. Mal paylaşımı davalarının nihai karar mercii olan Yargıtay 8. Hukuk Dairesi ve sonrasında bu görevi devralan 2. Hukuk Dairesinin uygulamaları, davanın kaderini belirler.
DÜĞÜN TAKILARI (ZİYNET EŞYALARI) ÜZERİNE YARGITAY UYGULAMALARI
Evlilik merasimleri sırasında takılan ziynet eşyaları (altınlar, bilezikler, setler) genellikle mal rejimi davasının veya boşanma davasının en büyük uyuşmazlık kaynaklarından biridir. Yerleşik kural şudur: Kural olarak düğünde takılan ziynet eşyaları (kadına takılanlar ve geline hediye edilenler), kim tarafından takılmış olursa olsun kadına bağışlanmış sayılır ve kadının mülkiyetine geçer. Bu eşyalar kadının "kişisel malı" niteliğindedir.
Erkeğe takılan ziynet eğer "kadına özgü bir ziynet eşyası" ise bu da kadına ait sayılır. Ancak erkeğe takılan yarım altın, tam altın, gram altın gibi yatırıma dönük emtialar ile nakit paralar, aksi yönde bir yerel adet veya anlaşma ispatlanamadığı sürece erkeğin kişisel malı kabul edilmektedir. Kadın, harcanan ziynet eşyalarının aynen iadesini, bu mümkün değilse güncel piyasa bedelinin kendisine ödenmesini Ziynet Alacağı Davası kapsamında talep edebilir.
KREDİYLE ALINAN EVİN PAYLAŞIMI VE UZMAN BİLİRKİŞİ HESAPLAMALARI
Günümüzde taşınmaz edinimlerinin ezici bir çoğunluğu konut kredileri ile sağlanmaktadır. Örnek bir senaryoda evlenmeden önce eşin 200.000 TL birikimi kişisel malıdır. Evlilik içinde 1.000.000 TL değerinde bir ev alınır; 200.000 TL peşinat kişisel maldan, kalan 800.000 TL krediyle ödenir. Peşinatın eve oranı %20, kredinin edinilmiş malın eve oranı %80 olur. Ev 10.000.000 TL olduğunda evin %20'si 2.000.000 TL kişisel mal, %80'i 8.000.000 TL edinilmiş maldır. Edinilmiş malın yarısı olan 4.000.000 TL diğer eşe katılma alacağı olarak ödenir.
Eğer kredinin bir kısmı boşanma davası açıldıktan sonraki döneme sarkmışsa, o döneme sarkan ödemeler eşin tamamen kendi kişisel malı sayılacağı için, hesaplama evresinde toplam borç içinden tenzil edilerek daha kompleks bir üçlü orantı kurulur.
ŞİRKET HİSSELERİ VE TİCARİ KAZANÇLARIN TASFİYESİ
Eşlerden birinin ticari şirket sahibi olması veya hisse senedi bulundurması, tasfiye sürecine adli muhasebeyi ve şirket değerleme prosedürlerini dahil eder. Şirket ana sermayesi evlenmeden önce konulmuşsa, bu hisseler eşin kişisel malıdır. Ancak TMK 219 fıkra 4 gereği kişisel malların gelirleri edinilmiş maldır. Şirketin evlilik birliği içinde elde ettiği dağıtılmamış kâr payları, kurumlar vergisi beyannamelerindeki net kârlar ve bu kârlarla şirketin aktifine katılan yeni araçlar veya gayrimenkuller tasfiyeye konu edilir.
ANLAŞMALI BOŞANMA PROTOKOLÜNDE MAL PAYLAŞIMI DÜZENLEMESİ VE STRATEJİK ÖNEMİ
Yıllarca sürecek, bilirkişi ve harç masraflarıyla tarafları yoracak tasfiye yargılamasından kurtulmanın en kesin ve rasyonel yolu Anlaşmalı Boşanmadır. Ancak, hazırlanan anlaşmalı boşanma protokolünün son derece detaylı, şüpheye yer bırakmayan ve öngörülü bir yaklaşımla kaleme alınması şarttır.
Protokolde yer alan "Tarafların birbirinden mal rejiminden kaynaklı hiçbir maddi talebi kalmamıştır", "Mal paylaşımı yapılmıştır, karşılıklı ibra ediyoruz" şeklindeki genel ve soyut ibareler büyük tehlike barındırır. Doğru ve koruyucu bir protokolde; devredilecek veya paylaşılan tüm taşınmazların il, ilçe, ada, parsel bilgileri, araçların ruhsat ve plaka bilgileri, banka hesaplarının IBAN numaraları tek tek yazılmalıdır. Belirtilmeyen mallar açısından dava açma hakkının saklı tutulduğuna dair ihtirazi kayıtlar protokole mutlaka işlenmelidir.
SIKÇA SORULAN SORULAR (SSS - FAQ)
Soru 1: Boşanma davası ile mal paylaşımı davasını aynı anda açmak zorunda mıyım?
Cevap: Hayır, zorunlu değildir. Boşanma davasıyla aynı dilekçede açabileceğiniz gibi, sadece boşanma davası açıp kararın kesinleşmesini bekleyebilir ve sonrasında 10 yıllık zamanaşımı süresi içinde ayrı bir dava olarak da açabilirsiniz. Ancak, mal kaçırma riski yüksekse, ihtiyati tedbir talepli olarak derhal açılması hukuken tavsiye edilir.
Soru 2: Anne ve babamın bana aldığı ev boşanmada eşime paylaştırılır mı?
Cevap: Anne ve babanızın tamamen karşılıksız olarak (hibe/bağış yoluyla) size aldığı ev, kanunen sizin kişisel malınızdır. Kişisel mallar mal rejiminin tasfiyesi sırasında eşe paylaştırılamaz. Ancak bu durumun tapu devrinde bağış olarak gösterilmesi veya banka dekontlarıyla ailenizden gelen paranın ispatlanması zorunludur.
Soru 3: Eşim çalışmıyor, evin tüm masrafını ben karşılıyorum, aldığı evde neden hakkı olsun?
Cevap: Edinilmiş Mallara Katılma rejiminin felsefesi ailenin ortak dayanışmasıdır. Kanun koyucu, çalışmayan eşin ev işlerini yapmasını, çocukların bakımını üstlenmesini, çalışan eşe uygun ortamı yaratmasını doğrudan bir ekonomik katkı olarak kabul eder. Bu sebeple, parayı fiziksel olarak kim öderse ödesin, evlilik içinde alınan o ev üzerinde her iki eşin kanuni yarı yarıya hakkı doğar.
Soru 4: Bankada eşimden gizli biriktirdiğim para mal paylaşımında ortaya çıkar mı?
Cevap: Evet. Mahkeme kanalıyla Merkez Bankası, Türkiye Bankalar Birliği ve tüm mevduat bankalarına yazılan müzekkerelerle, adınıza kayıtlı açık veya kapatılmış tüm hesapların son 10 yıllık hesap özetleri mahkeme dosyasına getirtilir. Gizli birikimleriniz de edinilmiş mal sayılacağından paylaşım hesaplamasına katılır.
Soru 5: Ortak alınan evin kredisi bitmeden boşanırsak ne olur?
Cevap: Boşanma davası açıldığı tarihte henüz ödenmemiş olan kredi borcu tutarı, evin toplam değerinden pasif değer olarak düşülür. Kalan net değer üzerinden eşlere paylaştırma yapılır. Davadan sonra krediyi kim ödemeye devam ederse, o eşin yaptığı ödemeler kendi kişisel malından yapılmış sayılarak hakkına eklenir.
Soru 6: Eşimin SGK işsizlik maaşı veya kıdem tazminatı mal paylaşımına girer mi?
Cevap: İşsizlik maaşı evlilik süresi içinde alınmışsa edinilmiş mal sayılır. Kıdem tazminatı için ise oranlama yapılır. Evlilik öncesi yıllara ait kıdem tazminatı payı eşin kişisel malıyken, evlilik içindeki yıllara denk gelen kısmı paylaşıma tabidir.
Soru 7: Mal paylaşımından hakkımı almadan eşim vefat ederse hakkım kaybolur mu?
Cevap: Kesinlikle hayır. Ölüm halinde mal rejimi eşin vefat ettiği gün sona erer. Sağ kalan eş, öncelikle ölen eşin mirasçılarından mal rejiminin tasfiyesinden doğan katılma alacağını talep eder. Bu alacak miras terekesinden düşüldükten sonra, kalan tutar üzerinden sağ kalan eş ayrıca miras payını da alır.
Soru 8: Eşimin evlenmeden önce aldığı arabanın bozulması sebebiyle kendi maaşımla yaptırdığım ağır tamir masraflarını geri alabilir miyim?
Cevap: Evet. Eşinizin kişisel malına, kendi edinilmiş malınızdan katkı yaptığınız için "Değer Artış Payı" veya hesaplamaya göre "Denkleştirme" talebinde bulunarak bu masrafın güncel rayiç değerini geri talep edebilirsiniz.
Hukuki Süreç ve İletişim
Boşanma sürecinde mal rejiminin tasfiyesi; teknik hesaplamaların yapılması, delillerin toplanması ve güncel Yargıtay içtihatlarının yasal prosedürlere uygun olarak takip edilmesi gereken teknik bir hukuki alandır. Olası hak kayıplarının önlenmesi ve adli sürecin kanuni sürelere riayet edilerek yürütülmesi önem teşkil etmektedir. Tasfiye sürecine dair hukuki değerlendirmelerin yapılması ve dosyanıza özgü yasal prosedürlerin başlatılması için Proaktif Hukuk ve Danışmanlık Bürosu ile iletişime geçebilirsiniz.
