KADASTRO TESPİTİNE İTİRAZ DAVASI NASIL AÇILIR? 3402 SAYILI KANUN KAPSAMINDA GÖREVLİ MAHKEME, ASKI İLAN SÜRESİ VE DAVA REHBERİ

KADASTRO TESPİTİNE İTİRAZ DAVASI NASIL AÇILIR? 3402 SAYILI KANUN KAPSAMINDA GÖREVLİ MAHKEME, ASKI İLAN SÜRESİ VE DAVA REHBERİ
Bu makale Proaktif Hukuk Bürosu tarafından hukuki denetimden geçirilerek onaylanmıştır.

KADASTRO TESPİTİNE İTİRAZ DAVASI NASIL AÇILIR? 3402 SAYILI KANUN KAPSAMINDA GÖREVLİ MAHKEME, ASKI İLAN SÜRESİ VE DAVA REHBERİ

Taşınmaz hukukunun ve mülkiyet hakkının korunmasının en temel sütunlarından birini oluşturan kadastro işlemleri, devletin güvencesi altındaki tapu sicilinin tesis edilmesinde kurucu bir role sahiptir. Ülkemizde taşınmazların hukuki ve geometrik durumlarının belirlenmesi amacıyla yürütülen bu işlemler, kimi zaman gerçeğe aykırı tespitler, sınır kaymaları, zilyetlik haklarının göz ardı edilmesi veya miras taksim işlemlerinin dikkate alınmaması gibi sebeplerle mülkiyet hakkı ihlallerine yol açabilmektedir. Bu tür hak kayıplarının önüne geçilmesi amacıyla mevzuatımızda öngörülen en etkili hukuki çözümlerden biri KADASTRO TESPİTİNE İTİRAZ DAVASI olarak karşımıza çıkmaktadır.

Bu kapsamlı rehberde, 3402 sayılı Kadastro Kanunu çerçevesinde şekillenen kadastro tespitine itiraz yargılaması, askı ilan süreleri, yetkili ve görevli mahkemelerin tespiti, ispat vasıtaları, sahada karşılaşılan pratik zorluklar ve güncel Yargıtay içtihatları ekseninde incelenecektir.

1. KADASTRO TESPİTİ VE HUKUKİ ARKA PLANI

Kadastro, ülke sınırları içindeki tüm taşınmaz malların sınırlarının, geometrik şekillerinin ve hukuki statülerinin devlet eliyle belirlenerek tapu siciline kaydedilmesi işlemidir. Türkiye’de bu süreç 3402 sayılı Kadastro Kanunu hükümlerine göre yürütülmektedir. Kadastro ekipleri, sahada yaptıkları teknik ve hukuki incelemeler sonucunda her bir taşınmaz için bir "kadastro teknisyen tutanağı" düzenler.

Düzenlenen bu tutanaklar, taşınmazın sahibini, sınırlarını, varsa üzerindeki ayni ve şahsi hakları gösterir. Ancak kadastro teknisyenlerinin sahadaki incelemeleri her zaman fiili durumla veya hukuki gerçeklikle örtüşmeyebilir. Sınırların yanlış çizilmesi, nizasız zilyet olan gerçek hak sahibinin yerine bir başkasının yazılması veya orman, mera gibi kamu malları ile şahıs arazilerinin birbirine karıştırılması gibi hatalar, kadastro tespitine karşı yasal yollara başvurmayı zorunlu kılar.

2. KADASTRO TESPİTİNE İTİRAZIN YASAL MEVZUATTAKİ YERİ: 3402 SAYILI KANUN

3402 sayılı Kadastro Kanunu, kadastro tespiti esnasında veya sonrasında yapılacak itirazları iki temel aşamaya ayırmıştır: Kadastro komisyonuna yapılacak idari itirazlar ve doğrudan kadastro mahkemesinde açılacak davalar.

Kanunun amacı, taşınmazların mülkiyet durumunu hızlı ve kesin bir şekilde çözüme kavuşturmaktır. Bu nedenle, kanun koyucu hak sahiplerine belirli süreler tanımış ve bu sürelerin geçirilmesi durumunda hak düşürücü sürelerin devreye gireceğini öngörmüştür. Kadastro tespiti sırasında yapılan işlemlere karşı, yasal süreler içerisinde doğru hukuki argümanlarla itiraz edilmediği takdirde, taşınmaz üzerindeki hakların geri alınması son derece zorlaşmakta ve süreç daha maliyetli olan tapu iptali ve tescil davalarına dönüşmektedir.

3. KADASTRO TESPİT SÜRECİNDE İDARİ İTİRAZ AŞAMASI

Kadastro teknisyenleri tarafından taşınmaz başında yapılan çalışmalar ve düzenlenen tutanaklara karşı, bu çalışmaların devam ettiği süre içinde veya tutanakların düzenlenmesinden sonra, kadastro ekibinin bölgedeki faaliyeti sona erene kadar ilgili kadastro müdürlüğüne veya kadastro teknisyenliğine itirazda bulunulabilir.

Bu aşamada yapılacak itirazlar, kadastro komisyonu tarafından incelenir. Komisyon, sunulan belgeleri, zilyetlik durumlarını ve yerel bilirkişi beyanlarını inceleyerek teknisyen tutanağını onaylayabilir veya değiştirebilir. Ancak pratik tecrübelerimiz göstermektedir ki, idari itiraz aşamasında genellikle karmaşık hukuki ihtilaflar çözüme kavuşturulamamakta ve konu nihai olarak yargı merciine taşınmaktadır. İdari aşamada netice alınamaması, hak arama hürriyetini engellemez; zira asıl kesin çözüm askı ilan süresi içinde açılacak davalarda saklıdır.

4. ASKI İLAN SÜRESİ VE HAK DÜŞÜRÜCÜ SÜRELERİN KRİTİK ÖNEMİ

Kadastro komisyonu incelemesini tamamladıktan sonra veya komisyona itiraz edilmeyen durumlarda, kadastro sonuçları ilgili köy veya mahallede muhtarlık binası ya da ilan panoları vasıtasıyla halka duyurulur. Buna askı ilanı denir.

  • Askı İlan Süresi: 3402 sayılı Kanun uyarınca askı ilan süresi 30 gündür.
  • Hukuki Niteliği: Bu 30 günlük süre, kesin ve tavizsiz bir hak düşürücü süredir. Sürenin uzatılması veya eski hale getirme gibi kurumların bu süreçte uygulanması mümkün değildir.

4.1. Askı İlan Süresi Geçirildikten Sonra Hak İddia Edilebilir Mi?

Kadastro askı ilan süresi geçirildikten sonra hak iddia edilebilir mi?

Uygulamada mülkiyet hakkı sahiplerinin en çok düştüğü yanılgılardan biri, 30 günlük askı ilan süresini kaçırdıktan sonra tüm haklarının tamamen yok olduğunu düşünmeleridir. Askı ilan süresi olan 30 gün içinde Kadastro Mahkemesinde dava açılmadığı takdirde, kadastro tespiti kesinleşir ve taşınmaz tapu kütüğüne tescil edilir.

Ancak bu durum hak arama yolunun tamamen kapandığı anlamına gelmez. 3402 sayılı Kanun'un 12. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, kadastro tespitinin kesinleştiği tarihten itibaren 10 yıl içinde genel mahkemelerde (Asliye Hukuk Mahkemesi) tapu iptali ve tescil davası açılması mümkündür. 10 yıllık süre geçtikten sonra ise kadastrodan önceki hukuki sebeplere dayanarak hiçbir dava açılamaz. Dolayısıyla askı süresi geçirildiğinde hak tamamen ölmez ancak görevli mahkeme değişir ve ispat yükü ağırlaşır.

5. GÖREVLİ VE YETKİLİ MAHKEMENİN BELİRLENMESİ

Kadastro tespitine karşı askı ilan süresi olan 30 gün içinde açılacak davalarda görevli mahkeme Kadastro Mahkemesi'dir. Kadastro mahkemeleri, kendine özgü yargılama usulü olan, geniş araştırma yetkisiyle donatılmış özel nitelikli ihtisas mahkemeleridir.

Yetkili mahkeme ise, kadastrosu yapılan taşınmaz malın bulunduğu yer mahkemesidir. Taşınmazın aynına ilişkin tüm davalarda olduğu gibi, kadastro hukukunda da yetki kuralı kesin olup, kamu düzenindendir. Tarafların yetki sözleşmesi ile başka bir yer mahkemesini yetkili kılması mümkün değildir.

6. KADASTRO MAHKEMESİNİN KENDİNE ÖZGÜ YARGILAMA USULÜ

Kadastro mahkemelerinde uygulanan yargılama usulü, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'ndan (HMK) bazı noktalarda ayrışır. Kanun koyucu, kadastro hakimlerine resen (kendiliğinden) araştırma ilkesi kapsamında çok geniş yetkiler tanımıştır.

  • Resen Araştırma İlkesi: Hakim, tarafların gösterdiği delillerle bağlı değildir. Taşınmazın hukuki statüsünü netleştirmek için gerekli gördüğü tüm delilleri, tapu kayıtlarını, haritaları ve hava fotoğraflarını kendiliğinden toplamakla yükümlüdür.
  • Delil İkamesi Serbestisi: Taraflar yargılamanın her aşamasında delil sunabilirler; iddia ve savunmanın genişletilmesi veya değiştirilmesi yasağı kadastro mahkemelerinde tam anlamıyla uygulanmaz.
  • Duruşma Yapma Zorunluluğu: Kadastro mahkemesi, evrak üzerinden karar veremez. Mutlaka duruşma açmak ve tarafları dinlemek zorundadır.

7. DAVACI VE DAVALI SIFATININ (HUSUMET) BELİRLENMESİ

Kadastro tespitine itiraz davasında doğru kişilere husumet yöneltilmesi, davanın usulden reddedilmesini önlemek adına hayati bir öneme sahiptir.

  • Davacı Sıfatı (Aktif Husumet): Taşınmaz üzerinde mülkiyet, zilyetlik, sınırlı ayni hak (irtifak, ipotek vb.) veya miras hakkı bulunduğunu iddia eden her gerçek veya tüzel kişi bu davayı açabilir.
  • Davalı Sıfatı (Pasif Husumet): Dava, kadastro teknisyen tutanağında taşınmazın kendi adına tespit edildiği kişiye ya da kişilere karşı açılır. Eğer taşınmaz orman, mera gibi kamusal bir alan olarak belirlenmiş veya Hazine adına tescil edilmişse, dava Maliye Hazinesi, Orman Genel Müdürlüğü veya ilgili tüzel kişiliğe (örneğin Büyükşehir Belediyesi veya Köy Tüzel Kişiliği) yöneltilmelidir.

8. ZİLYETLİK NEDENİYLE KADASTRO TESPİTİNE İTİRAZ STRATEJİLERİ

Türk Medeni Kanunu ve Kadastro Kanunu uyarınca zilyetlik, bir mal üzerindeki fiili hakimiyeti ifade eder. Tapusuz taşınmazların kadastro tespiti sırasında en çok dayanılan hukuki gerekçe, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğidir. 3402 sayılı Kanun'un 14. maddesine göre, tapuda kayıtlı olmayan bir taşınmazı davasız ve aralıksız olarak en az 20 yıl süreyle malik sıfatıyla zilyetliğinde bulunduran kişi adına tescil istenebilir.

8.1. Zilyetlik İhtilaflarında Sahada Karşılaşılan Hatalar ve Muhtar/Aza Beyanları

Kadastro tespitine itiraz davasında muhtar ve azaların beyanı tek başına yeterli midir?

Duruşma salonlarında ve saha keşiflerinde sıkça karşılaştığımız en büyük yanılgılardan biri, yerel bilirkişi olarak dinlenen muhtar veya azaların beyanlarının mutlak ve sarsılmaz bir delil olarak kabul edilmesidir. Uygulamada, muhtarların veya yaşlı köylülerin kişisel husumetler, akrabalık ilişkileri ya da hafıza yanılgıları sebebiyle fiili duruma aykırı beyanda bulunduklarına çok kez şahit oluyoruz.

Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarına göre, muhtar ve aza beyanları tek başına hükme esas alınamaz. Bu beyanların, taşınmazın fiziksel özellikleri, hava fotoğrafları, ziraatçi bilirkişi raporları ve varsa komşu parsel tutanakları ile desteklenmesi zorunludur. Dolayısıyla, yerel bilirkişilerin yanlı veya eksik beyanlarına karşı mahkemede somut, bilimsel ve teknik delillerle itiraz edilmelidir.

9. ORMAN ARAZİSİ SINIRINDA KALAN TAŞINMAZLARIN DURUMU VE İTİRAZ USULÜ

Orman arazisi sınırında kalan taşınmaz için kadastro tespitine nasıl itiraz edilir?

Ülkemizde orman kadastrosu ile genel kadastro süreçlerinin çakışması veya orman sınırlarının genişletilmesi nedeniyle binlerce vatandaş mülkiyet hakkını kaybetme riskiyle karşı karşıya kalmaktadır. Kadastro teknisyenleri, bir arazinin eğimi, üzerindeki bitki örtüsü veya eski orman haritalarına dayanarak şahıs arazilerini doğrudan "orman" veya "orman vasfını yitirmiş 2B arazisi" olarak tescil edilebilmektedir.

Orman sınırındaki bir taşınmaz için kadastro tespitine itiraz edilirken izlenmesi gereken strateji tamamen teknik veriler üzerine kurulmalıdır:

  • Hava Fotoğraflarının İncelenmesi: Taşınmazın geçmişte (20-30 yıl öncesine ait) tarım arazisi olarak kullanılıp kullanılmadığını gösteren askeri ve resmi hava fotoğrafları Harita Genel Müdürlüğü'nden celbedilmelidir.
  • Uzman Bilirkişi Heyeti: Keşif esnasında hazır bulunacak orman mühendisi ve ziraat mühendisi bilirkişilerin, toprak yapısını (tınlı, killi yapısı, humus miktarı) ve ağaçların yaşını, cinsini detaylı raporlaması sağlanmalıdır.
  • Maki ve Orman Ayrımı: Arazideki maki bitki örtüsünün orman sayılmayan yerlerden olup olmadığı hukuki netlikle ortaya konmalıdır.

10. KADASTRO MAHKEMESİNDE DAVA DEVAM EDERKEN TAŞINMAZIN SATIŞI

Kadastro mahkemesinde dava devam ederken taşınmaz satılabilir mi?

Kadastro yargılamasının uzun sürmesi nedeniyle, davanın tarafları bazen taşınmazı üçüncü kişilere devretmek isteyebilir. Hukuk Muhakemeleri Kanunu kapsamında normal şartlarda dava konusu malın devri karmaşık usuli işlemleri (davanın devralan kişiye yöneltilmesi veya tazminata dönüşmesi) beraberinde getirse de, Kadastro Kanunu bu konuda özel bir düzenleme barındırmaktadır.

3402 sayılı Kanun’un 26. maddesi uyarınca, kadastro mahkemesinde dava konusu olan taşınmazların devir ve temliki mümkündür. Ancak bu durumda devralan kişi, davayı kaldığı yerden ve o anki hukuki durumuyla devralmış sayılır. Taşınmazın devri durumunda mahkeme, yeni maliki resen davaya dahil ederek yargılamaya devam eder. Ancak bu süreçte herhangi bir hak kaybına uğramamak adına tapu siciline konulacak şerhlerin ve devir sözleşmelerinin hukuki niteliği titizlikle incelenmelidir.

11. EKSİK ÖLÇÜM VE SINIR İHTİLAFLARINDA GERİYE DÖNÜK HAK ARAMA

Kadastro tespiti sırasında eksik ölçüm yapılan arazi için geriye dönük hak aranır mı?

Teknolojik imkanların yetersiz olduğu eski yıllarda yapılan kadastro tespitlerinde veya güncel çalışmalardaki cihaz hatalarında, bir arazinin fiili sınırları ile haritadaki sınırları arasında ciddi farklar doğabilmektedir. Örneğin, fiiliyatta 10 dönüm olan bir arazi, kadastro tutanağına 8 dönüm olarak işlenebilmektedir.

Eğer 30 günlük askı ilan süresi içinde bu eksikliğe itiraz edilmemişse, kadastro tespiti o şekliyle kesinleşir. Bu durumda geriye dönük hak aramak için yukarıda değindiğimiz 10 yıllık hak düşürücü süre içinde Asliye Hukuk Mahkemesinde "Miktara dayalı tapu iptali ve tescil davası" veya "Sınır düzeltme davası" açılması gerekir. Bu davada, eski tapu kayıtlarının sınırları (örneğin: "doğusu yol, batısı kaya, güneyi dere" gibi kadim sınırlar) ile güncel kroki karşılaştırılarak eksik ölçümün kaynağı ispat edilmeye çalışılır.

12. KADASTRO DAVALARINDA EN ETKİLİ İSPAT VASITALARI VE DELİLLER

Kadastro mahkemesinde iddiaların ispatlanması, soyut beyanlardan ziyade somut ve teknik delillerin mahkemeye sunulabilmesine bağlıdır. Uygulamada müvekkillerin en çok hata yaptığı husus, sadece tanık ifadelerine güvenerek teknik delilleri göz ardı etmeleridir. Kadastro yargılamasında en güçlü deliller şunlardır:

12.1. Eski Tapu Kayıtları ve Vergi Kayıtları

Cumhuriyet öncesi döneme ait Osmanlı tapuları (Kuyud-ı Kadime), ilk meclis dönemine ait vergi kayıtları, revizyon gördüyse revizyon kayıtları. Bu kayıtların sınırları, taşınmazın kök tapusunun kime ait olduğunu gösteren en güçlü belgelerdir.

12.2. Hava Fotoğrafları ve Uydu Görüntüleri

Harita Genel Müdürlüğü'nden temin edilen, geçmiş yıllara ait stereoskopik hava fotoğrafları. Bu fotoğraflar üç boyutlu olarak incelenerek, arazinin 20 yıl önce işlenip işlenmediği, üzerinde bina bulunup bulunmadığı veya orman bitki örtüsüyle kaplı olup olmadığı kesin olarak belirlenir.

12.3. Keşif ve Bilirkişi İncelemeleri

Mahkeme heyeti, fen (harita) memuru, ziraat mühendisi ve orman mühendisinden oluşan uzman bilirkişilerle taşınmaz başında keşif yapar. Keşif esnasında yaşlı ve tarafsız komşu parsel malikleri "yerel bilirkişi" olarak dinlenir. Arazideki yaşlı ağaçların mevcudiyeti, kadim taş duvarlar veya eski çit hatları sınır ihtilaflarının çözümünde anahtar rol oynar.

13. MİRAS İLİŞKİLERİ VE KADASTRO TESPİTİNE İTİRAZ

Kadastro çalışmaları sırasında en çok karşılaşılan mülkiyet sorunlarından biri de kök muristen (büyük anne/baba) kalan arazilerin mirasçılar arasındaki paylaşım ihtilaflarıdır. Çoğu zaman taşınmaz, o an araziyi fiilen kullanan tek bir mirasçı adına veya mirasçılardan birinin gizlediği geçersiz bir muvafakatnameye dayanılarak tescil edilmektedir.

  • Miras Taksim Sözleşmesi: Mirasçılar arasında kadastro tespitinden önce usulüne uygun bir yazılı veya sözlü miras taksimi yapılıp yapılmadığı araştırılır. Eğer tüm mirasçıların katıldığı geçerli bir taksim yoksa, taşınmazın sadece bir mirasçı adına tescil edilmesi hukuka aykırıdır.
  • Terekeye İade: Diğer mirasçılar, askı ilan süresi içinde kadastro mahkemesine başvurarak, taşınmazın tek bir kişi adına yapılan tespitinin iptalini ve tüm mirasçılar adına elbirliği mülkiyeti (iştirak halinde) şeklinde tescil edilmesini talep edebilirler.

14. KADASTRO MAHMEMESİ KARARLARINA KARŞI KANUN YOLLARI (İSTİNAF VE TEMYİZ)

Kadastro Mahkemesinin verdiği kararlar nihai kararlar olmayıp, tarafların bu kararlara karşı üst mahkemelere başvurma hakkı mevcuttur.

Kararın tebliğinden itibaren yasal süre içinde ilgili Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yoluna başvurulabilir. İstinaf dairesinin kararına karşı da şartları varsa Yargıtay ilgili Hukuk Dairesi nezdinde temyiz yoluna gidilmesi mümkündür. Kadastro davalarında mülkiyet hakkının değeri genellikle yüksek olduğundan, davaların neredeyse tamamı Yargıtay denetiminden geçerek kesinleşmektedir. Bu süreçte Yargıtay'ın güncel içtihat bozma kriterlerine hakim olmak, davanın kaderini doğrudan etkiler.

15. KADASTRO DAVALARINDA DAVA MASRAFLARI VE VEKALET ÜCRETİ

Kadastro yargılaması, doğası gereği yoğun teknik inceleme, keşif, harita çizimi ve birden fazla bilirkişi görevlendirilmesini gerektirdiğinden, masraflı davalar kategorisinde yer alabilir. Keşif harçları, bilirkişi yollukları ve tebligat giderleri dava açılırken veya yargılama sırasında gider avansı olarak mahkeme veznesine yatırılmalıdır.

Ancak 3402 sayılı Kanun, masraflar konusunda vatandaşı koruyucu bazı hükümler de içermektedir. Davanın niteliğine göre mahkeme bazı giderleri resen karşılayabilir veya davanın kabulü halinde tüm yargılama giderleri ve yasal vekalet ücreti haksız çıkan davalı tarafa yükletilir. Hak kaybına uğramamak adına başlangıçta yapılacak masrafların analizi ve davanın kazanılma projeksiyonu doğru kurgulanmalıdır.

SÜREÇLER VE GÖREVLİ MERCİLER

Aşağıdaki tablo, kadastro işlemlerinde karşılaşılan ihtilafların aşamalarına göre başvuru sürelerini, görevli mercileri ve ispat yükümlülüklerini özetlemektedir:

İhtilafın Aşaması

Başvuru Süresi

Görevli Merci

Temel İspat Vasıtası

Teknisyen Çalışma AşamasıTutanak düzenlenene kadarKadastro Teknisyenliği / MüdürlüğüZilyetlik belgeleri, yerel beyanlar
Askı İlan Aşaması30 Gün (Kesin Süre)Kadastro MahkemesiHava fotoğrafları, eski tapular, keşif
Kesinleşme Sonrası Aşama10 Yıl (Hak Düşürücü)Asliye Hukuk MahkemesiKök tapu kayıtları, sınır belirteçleri

ÖZET

Kadastro tespitine itiraz davası, kadastro teknisyenlerinin taşınmazlar hakkında düzenlediği tutanaklara ve mülkiyet sınırlarına karşı açılan dava türüdür. Taşınmazın bulunduğu yerdeki Kadastro Mahkemesinde, 30 günlük askı ilan süresi içinde açılmalıdır. Bu süre kaçırılırsa, tespit kesinleşir ve hak arama yolu 10 yıl boyunca Asliye Hukuk Mahkemelerinde tapu iptal davasına dönüşür.

Sıkça Sorulan Sorular (SSS)

1. Kadastro ilan süresi ne kadardır ve ne zaman başlar?

Kadastro sonuçlarının köy veya mahallede ilan tahtasına asılmasıyla başlayan askı ilan süresi kesintisiz 30 gündür. Bu süre hak düşürücü niteliktedir.

2. Kadastro mahkemesinde dava açmak için tapu şart mıdır?

Hayır, şart değildir. Tapusu olmayan taşınmazlar için 20 yıllık davasız, aralıksız ve malik sıfatıyla zilyetlik (fiili kullanım) kanıtlanarak da itiraz davası açılabilir.

3. Kadastro davası sürerken taşınmazımı başkasına satabilir miyim?

Evet, 3402 sayılı Kanun'un 26. maddesi uyarınca dava konusu taşınmaz devredilebilir. Devralan kişi davaya kaldığı yerden yeni malik sıfatıyla devam eder.

4. Mahkemenin atadığı bilirkişi raporuna itiraz edilebilir mi?

Evet, bilirkişi raporlarında maddi hata, eksik inceleme veya Yargıtay kriterlerine aykırılık varsa, raporun tebliğinden itibaren 2 hafta içinde somut gerekçelerle itiraz edilerek ek rapor veya yeni heyet incelemesi talep edilebilir.

5. 10 yıllık süre geçtikten sonra kadastro öncesi haklara dayanarak dava açılabilir mi?

Hayır. Kadastro tespitinin kesinleştiği tarihten itibaren 10 yıl geçtikten sonra, kadastrodan önceki hukuki sebeplere (eski zilyetlik, eski tapu vb.) dayanılarak tapu iptali ve tescil davası açılamaz. Kamu düzenine ilişkin istisnalar hariç hak tamamen düşer.

PROAKTİF HUKUK BÜROSU

Kadastro tespiti ve mülkiyet sınırlarının belirlenmesi süreçleri, doğrudan anayasal mülkiyet hakkını ilgilendiren ve telafisi imkansız zararlar doğurabilecek nitelikte yüksek risk barındıran hukuki alanlardır. Kanun koyucunun öngördüğü 30 günlük askı ilan süresi ile 10 yıllık hak düşürücü süreler, en ufak bir usul hatasında veya gecikmede haklı olsanız dahi davanızın reddedilmesine yol açabilir. Sahada yapılacak keşiflerin yönetilmesi, eski tapu kayıtlarının analizi, hava fotoğraflarının semantik ve teknik olarak mahkemeye sunulması ileri düzeyde uzmanlık gerektirmektedir.

Proaktif Hukuk ve Danışmanlık Bürosu, kurulduğu günden bu yana taşınmaz hukuku, kadastro ihtilafları, sınır tespitleri ve tapu iptal-tescil davaları alanında derin bir birikim inşa etmiştir. Mülkiyet haklarınızın korunması, hatalı kadastro tespitlerinin iptali ve mahkeme süreçlerinin baştan sona profesyonel bir stratejiyle yürütülmesi için büromuzun uzman kadrosu ile iletişime geçebilir, hukuki durumunuzu güvence altına almak adına profesyonel randevu sürecimizi başlatabilirsiniz.


Bu Makaleyi Paylaş




MAKALELER SIKÇA SORULAN SORULAR ETKİNLİKLER VİDEOLAR
cheap air max|cheap air jordans|pompy wtryskowe|cheap nike shoes| bombas inyeccion|cheap jordans|cheap jordan shoes|wholesale jordans|cheap jordan shoes|cheap dunk shoes|cheap jordans|wholesale jewelry china|cheap nike shoes|wholesale jordans|cheap wholesale jordans|cheap wholesale nike