TAŞINMAZ MÜLKİYETİNİN KAZANDIRICI ZAMANAŞIMI İLE İKTİSABI: OLAĞAN VE OLAĞANÜSTÜ ZAMANAŞIMI ŞARTLARI, ZİLYETLİK İSPATI, TAPU İPTALİ VE TESCİL DAVASI REHBERİ

TAŞINMAZ MÜLKİYETİNİN KAZANDIRICI ZAMANAŞIMI İLE İKTİSABI: OLAĞAN VE OLAĞANÜSTÜ ZAMANAŞIMI ŞARTLARI, ZİLYETLİK İSPATI, TAPU İPTALİ VE TESCİL DAVASI REHBERİ
Bu makale Proaktif Hukuk Bürosu tarafından hukuki denetimden geçirilerek onaylanmıştır.

TAŞINMAZ MÜLKİYETİNİN KAZANDIRICI ZAMANAŞIMI İLE İKTİSABI: OLAĞAN VE OLAĞANÜSTÜ ZAMANAŞIMI ŞARTLARI, ZİLYETLİK İSPATI, TAPU İPTALİ VE TESCİL DAVASI REHBERİ

Taşınmaz mülkiyeti, Türk hukuk sisteminde mülkiyet hakkının en kutsal ve en sıkı korunan formudur. Ancak kanun koyucu, hakların sadece kağıt üzerinde kalmamasını değil, ekonomik hayata katkı sunmasını ve toplumsal barışı tesis etmesini de amaçlar. İşte bu noktada, Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 713. maddesinde düzenlenen "Kazandırıcı Zamanaşımı ile İktisap", mülkiyetin durağan değil, fiili kullanıma ve zamana bağlı bir dinamizme sahip olduğunu kanıtlar.

Proaktif Hukuk ve Danışmanlık Bürosu olarak, 25 yıllık duruşma pratiğimizde gördüğümüz üzere; bu davalar sadece sürelerin hesaplanmasından ibaret değildir. Bu süreç, uydu fotoğraflarından yerel bilirkişi beyanlarına, kadastro tutanaklarından zilyetlik zincirinin kopmamasına kadar uzanan multidisipliner bir savunma stratejisi gerektirir. Bu makale, bir mülkiyetin sessizce el değiştirmesinin hukuki mimarisini, 2026 yılının en güncel içtihatları eşliğinde analiz etmektedir.

1. TAŞINMAZ MÜLKİYETİNİN KAZANDIRICI ZAMANAŞIMI İLE İKTİSABI NEDİR?

Hukuki terminolojide kazandırıcı zamanaşımı; bir taşınmazın zilyetliğini (kullanımını) elinde bulunduran kişinin, kanun tarafından belirlenen şartları yerine getirmesi koşuluyla, taşınmazın mülkiyetini mahkeme kararıyla kendi adına tescil ettirmesidir. Bu kurum, mülkiyetin aslen kazanılması yollarından biridir.

Uygulamada, "tapusuz yerleri tapuya bağlamak" veya "tapu kaydı olsa bile maliki bilinmeyen yerleri kazanmak" şeklinde iki ana kolda ilerler. Proaktif Hukuk olarak müvekkillerimize her zaman belirttiğimiz üzere; zamanaşımı mülkiyeti kendiliğinden kazandırmaz, tescil için mahkemenin "maddi hukuk şartlarının oluştuğuna" dair hüküm kurması şarttır.

2. TMK 713 KAPSAMINDA MADDİ HUKUK ŞARTLARI: ÜÇ TEMEL SÜTUN

Bir davanın kabulü için üç temel şartın bir arada, nizasız ve eksiksiz bulunması zorunludur. Duruşma salonlarında sıkça karşılaştığımız en büyük hata, bu şartlardan birinin "varsayım" üzerinden kabul edilmesidir.

  • A. Nizasız ve Kesintisiz Zilyetlik: Zilyetlik, taşınmazın üzerinde fiili hakimiyet kurmaktır. Ancak bu kullanımın "nizasız" (çekişmesiz) olması gerekir. Eğer 20 yıllık süre içinde bir başkası tarafından elatmanın önlenmesi davası açılmışsa, "niza" doğmuş demektir ve süre kesilir.
  • B. 20 Yıllık Hak Düşürücü Sürenin Dolması: Sürenin hesaplanmasında gün, ay ve yıl esastır. Kadastro tespit tutanaklarının kesinleştiği tarihler bu hesaplamada mihenk taşıdır.
  • C. Malik Sıfatıyla Zilyetlik: En kritik husus budur. Taşınmazı sadece kullanmak (kiracı gibi) yetmez. Kişinin taşınmazı "kendisine aitmiş gibi" ekonomik amaçlarına uygun, vergisini ödeyerek veya imar-ihya ederek kullanması gerekir.

3. TAPUSUZ TAŞINMAZLARDA OLAĞANÜSTÜ ZAMANAŞIMI SÜRECİ

Tapuda kaydı bulunmayan veya kadastro geçmemiş yerlerde mülkiyet edinimi, mülkiyet hakkının en saf halidir. Burada Hazine, mülkiyetin doğal sahibi gibi görünse de, zilyedin 20 yıllık kullanımı mülkiyeti Hazine’den alıp şahsa verme gücüne sahiptir.

Uygulamada müvekkillerin en çok sorduğu soru şudur: "Hazine burası benim diyerek davaya itiraz ederse ne olur?" Hukuki stratejimiz net: Eğer taşınmaz orman sayılan yerlerden değilse ve kamu hizmetine tahsis edilmemişse, Hazine’nin soyut mülkiyet iddiası, somut zilyetliğin karşısında duramaz. 2026 yılı içtihatları, mülkiyetin "hak edene" verilmesi yönünde evrilmektedir.

4. TAPULU TAŞINMAZLARDA İSTİSNAİ İKTİSAP: TMK 713/2

Normal şartlarda tapulu bir yer zamanaşımıyla kazanılamaz. Ancak TMK 713/2 maddesi üç istisnai hal öngörmüştür:

  • Malikin Tapu Kütüğünden Anlaşılamaması: Kayıtlarda isim var ama kimlik bilgileri (baba adı, doğum tarihi vb.) o kadar eksik ki, gerçek şahsın tespiti imkansız.
  • Malik Hakkında 20 Yıl Önce Gaiplik Kararı Verilmiş Olması: (Anayasa Mahkemesi’nin "ölüm" halini bu maddeden iptal ettiğini hatırlatmakta fayda var; 2026 pratiğinde sadece gaiplik üzerinden strateji kurulmaktadır).

Bu tür davalarda mahkeme, tapu kaydının hukuki değerini korumakla, fiili durumu yasallaştırmak arasında ince bir terazi kurar.

5. ZİLYETLİK ZİNCİRİNİN EKLENMESİ (HALEFİYET) STRATEJİSİ

"Babam 15 yıl kullandı, vefatından sonra ben 6 yıl kullandım. Toplamda 21 yıl olur mu?" Evet. Zilyetlik, miras yoluyla veya devir sözleşmesiyle bir sonraki kişiye geçer.

Notu: Duruşmalarda en sık yapılan hata, babadan kalan zilyetliğin diğer mirasçılarla paylaşıldığını unutmaktır. Tek bir mirasçının kendi adına tescil istemesi, diğer mirasçıların muvafakati yoksa davanın reddine yol açabilir. Proaktif savunma, tüm mirasçıların haklarını veya feragatlerini dosya kapsamına dahil etmeyi gerektirir.

6. HANGİ TAŞINMAZLAR ZAMANAŞIMI İLE KAZANILAMAZ?

Her yer zilyetlikle kazanılabilseydi, kamu düzeni sarsılırdı. Kanun ve Yargıtay bazı taşınmazları bu kapsamdan mutlak surette çıkarmıştır:

  • Orman Arazileri: "Ormanlara karşı zamanaşımı işlemez" ilkesi 2026’da da sarsılmaz bir kuraldır.
  • Kamu Hizmetine Tahsisli Yerler: Okul, hastane, yol, park gibi yerler.
  • Mera, Yaylak ve Kışlaklar: Bu yerler orta malıdır; zilyetlik mülkiyet hakkı doğurmaz.

7. DAVALI TARAFIN BELİRLENMESİ: HUSUMETİN DOĞRU YÖNELTİLMESİ

Davanın yanlış kişiye veya kuruma açılması, 2 yıllık emeğin tek bir celsede yok olması demektir.

  • Tapusuz yerlerde: Husumet, Hazine'ye ve ilgili Köy Tüzel Kişiliği'ne veya Belediye'ye yöneltilmelidir.
  • Tapulu yerlerde: Husumet, tapu malikine veya mirasçılarına yöneltilmelidir.

Duruşma salonlarında karşılaştığımız hatalar listesinin başında, ilgili belediyenin büyükşehir statüsü kazanması sonrası husumetin yanlış belediyeye yöneltilmesi gelir. 2026 yılı idari yapılanması bu noktada dikkatle incelenmelidir.

8. İSPAT VASITALARI: UYDU FOTOĞRAFLARI VE HAVA FOTOGRAMETRİSİ

Artık sadece "tanık" anlatımlarıyla dava kazanma devri kapandı. 2026 yılı yargılama pratiğinde en güçlü delil stereoskopik hava fotoğraflarıdır.

Harita Genel Müdürlüğü'nden getirilen, davanın geriye dönük 20. yılına ait hava fotoğrafları incelenir.

Eğer o fotoğrafta taşınmaz "boş, işlenmemiş" görünüyorsa, tanıkların "30 yıldır ekiyor" demesi mahkemece "yalan tanıklık" olarak değerlendirilir.

Proaktif Tavsiye: Davayı açmadan önce uzman bilirkişilerimiz aracılığıyla Google Earth ve kamuya açık uydu arşivlerini analiz ediyor, riskli dosyalarda müvekkili uyarıyoruz.

9. YEREL BİLİRKİŞİ VE TANIK ANLATIMLARINDAKİ KRİTİK DETAYLAR

Tanık, taşınmazın sınırlarını ve kullanım şeklini (örneğin; "burayı rahmetli Mehmet Efendi ekerdi, sonra oğlu Ali’ye bıraktı, Ali de buraya 2005’te ceviz dikti") detaylıca anlatmalıdır. Soyut cümleler (burası onlarındır) hükme esas alınmaz.

Tanıkların taşınmaz başında yapılan keşifteki vücut dilleri ve sınırları gösterme biçimleri, hakimin kanaatini %80 oranında belirler.

10. İMAR VE İHYA KAVRAMININ MÜLKİYETE ETKİSİ

Bir yerin çalılık, kayalık veya bataklık halinden tarıma elverişli hale getirilmesine "imar ve ihya" denir. TMK 713 davasının kazanılması için imar-ihyanın tamamlandığı tarihten itibaren 20 yıl geçmesi gerekir.

Stratejik Not: İmar-ihyanın bittiği tarih, taşınmazın ekonomik olarak tam verimle kullanılmaya başlandığı tarihtir. Bu tarih, teknik bilirkişi raporuyla saptanmalıdır.

11. KADASTRO ÇALIŞMALARININ ZAMANAŞIMINA ETKİSİ: 10 YILLIK HAK DÜŞÜRÜCÜ SÜRE VE KESİNLEŞME

Taşınmaz mülkiyetinin kazanılmasında Türk Medeni Kanunu'nun (TMK) 713. maddesi genel çerçeveyi çizerken, taşınmazın bulunduğu bölgede bir kadastro çalışması yapılmışsa sahneye 3402 sayılı Kadastro Kanunu çıkar. Kadastro geçmesi, bir bölgedeki mülkiyet haritasının devlet eliyle yeniden çizilmesi ve hukuki bir milat yaratılması anlamına gelir. Bu aşama, zilyetlik iddialarının en keskin yasal sınırlarla karşılaştığı noktadır.

Kadastro Tutanağının Kesinleşmesi ve 10 Yıllık Milat

Bir bölgede kadastro çalışmaları tamamlandığında, taşınmazların kime ait olduğu askı ilanına çıkarılır. İlan süresi içinde itiraz edilmezse, kadastro tutanakları kesinleşir. 3402 sayılı Kadastro Kanunu Madde 12/3 hükmü uyarınca; tutanakların kesinleştiği tarihten itibaren 10 yıllık hak düşürücü süre işlemeye başlar.

Bu kuralın hukuki meali şudur: Taşınmaz kadastro sırasında Hazine, Orman veya bir başkası adına tescil edilmişse; gerçek zilyet, "Kadastro geçmeden önce ben burayı 30 yıldır aralıksız kullanıyordum, asıl hak sahibi benim" iddiasını ancak bu 10 yıllık süre içerisinde açacağı bir Tapu İptal ve Tescil Davası ile ileri sürebilir.

Duruşma Salonlarındaki Acı Tecrübeler ve Resen İnceleme Kuralı

Duruşma salonlarında sıkça karşılaştığımız ve müvekkillerin en büyük mağduriyetleri yaşadığı teknik detay bu 10 yıllık sürenin niteliğidir. Bu süre bir "zamanaşımı" değil, hak düşürücü süredir. Yani:

Davalı taraf (örneğin Hazine) mahkemede bu sürenin geçtiğini itiraz olarak sunmayı unutsa bile, hakim dava dosyasını incelerken tutanağın kesinleşme tarihine bakar ve 10 yıl 1 gün dahi geçmişse davayı kendiliğinden (resen) usulden reddeder.

10 yıl geçtikten sonra, kadastro öncesindeki zilyetliğe, satın alma evrakına veya tapu dışı devir sözleşmelerine dayanılarak hiçbir hak iddia edilemez. Hukuken geçmişe sünger çekilmiş olur.

Kadastro Sonrası Zilyetliğin Yeniden Başlaması

Peki 10 yıllık süre kaçırıldıysa mülkiyet hakkı tamamen kaybedilmiş mi demektir? Burada güncel Yargıtay uygulamaları ve 2026 hukuki stratejileri devreye girmektedir. Kadastro öncesi haklar düşse de, eğer taşınmaz kadastroda "Hazine" adına tescil edilmiş ve zilyet taşınmazı kullanmaya devam etmişse, kadastronun kesinleştiği tarihten itibaren yeni bir 20 yıllık olağanüstü zamanaşımı süresi işlemeye başlar. Eğer kadastronun kesinleşmesinin üzerinden 20 yıl geçmiş ve kullanım aynı "malik sıfatıyla, davasız ve kesintisiz" şartlarında devam etmişse, bu kez kadastro öncesi haklara değil, TMK 713/1 kapsamındaki "tapu kütüğünde kayıtlı olmayan (veya Hazine adına kayıtlı olup kamu malı niteliği taşımayan) taşınmazların kazanılması" hükümlerine dayanılarak yeni bir strateji kurgulanır.

12. DAVANIN İLAN SÜRECİ VE İTİRAZLARIN YÖNETİMİ: 3 AYLIK KRİTİK EŞİK

Kazandırıcı zamanaşımı ile tescil davalarında yargılama süreci, yalnızca mahkeme heyeti ile davacı arasında kapalı kapılar ardında yürütülen bir prosedür değildir. Türk Medeni Kanunu Madde 713/4 uyarınca mülkiyetin devri, kamuoyunun bilgisine sunulmak zorundadır. Bu aşama, davanın en şeffaf ancak "hak kaybı riskinin" en yüksek olduğu kırılgan eşiğidir.

Mahkeme, tüm tanıkları dinleyip, keşfi icra edip, bilirkişi raporlarını (ziraat, fen, orman) dosyaya eksiksiz olarak kazandırdıktan sonra tescil koşullarının oluştuğuna kanaat getirirse, zorunlu ilan aşamasına geçer.

İlanın Usulü ve Yasal Prosedürler

Kanun koyucu, mülkiyetin el değiştirmesine karşı "gerçek hak sahiplerinin" savunma yapabilmesi için sıkı bir şekil şartı öngörmüştür:

  • İlanın Yapılacağı Mecralar: Mahkeme, tescil talebini taşınmazın bulunduğu yerdeki yerel bir gazetede, ulusal düzeyde yayın yapan bir gazetede ve taşınmazın bağlı bulunduğu muhtarlık binasında (askıya çıkarma usulüyle) ilan eder.
  • Frekans ve Süre: İlanlar genellikle belirli aralıklarla (örneğin 15 gün arayla) üç kez tekrarlanır. Son ilanın yapıldığı tarihten itibaren kanuni 3 aylık bekleme (itiraz) süresi işlemeye başlar.

Bu 3 aylık süre dolmadan mahkeme tescil yönünde nihai hükmünü (gerekçeli karar) açıklayamaz.

Üçüncü Şahıs İtirazları ve Duruşma Salonu Krizleri

Duruşma salonlarında ve 25 yıllık vekalet pratiğimizde en sık karşılaştığımız krizler bu 3 aylık bekleme süresinde patlak vermektedir. İlanı gören veya muhtarlıktan duyan kişiler, "Bu taşınmaz davacının değil, benim dedemindir" veya "Biz o araziyi 15 yıl önce satın almıştık ancak tapusunu devralmamıştık" diyerek dosyaya asli müdahil sıfatıyla katılabilirler.

İtirazın dosyaya girmesiyle birlikte:

  • Yargılama süreci duraksar ve mahkeme müdahillik talebini incelemeye alır.
  • İtiraz eden tarafın iddiaları, sizin 20 yıllık davasız ve kesintisiz zilyetlik zincirinizi koparma potansiyeli taşır.
  • Özellikle kırsal bölgelerde, yıllarca sessiz kalan uzak akrabaların tam da dava kazanılmak üzereyken "miras hakkı" iddiasıyla dosyaya girmesi sıklıkla karşılaşılan bir durumdur.

Proaktif Savunma Stratejisi ve Delil Kalkanı

Bu aşamayı hasarsız atlatmanın yolu, ilana çıkıldıktan sonra savunma hazırlamak değil; davayı açmadan önce "önleyici hukuk" prensibiyle tüm riskleri haritalandırmaktır. İtirazları bertaraf edecek kalkanımız şu unsurlardan oluşmalıdır:

  • Arşivlenmiş Vergi Kayıtları: Üçüncü bir şahıs itiraz ettiğinde, 1990'lara veya 2000'lerin başına ait sizin adınıza (veya murisiniz adına) düzenlenmiş emlak veya arazi vergisi dekontları, karşı tarafın soyut iddialarını anında çürütür.
  • Stereoskopik Hava Fotoğrafları: Karşı taraf "10 yıl önce burayı ben ekiyordum" derse, ilgili yıllara ait Harita Genel Müdürlüğü hava fotoğraflarındaki "kimin hangi sınırları işlediğini gösteren" teknik veriler en net cevaptır.
  • Muhtar ve Azaların Yazılı Beyanları: İlan süresinden önce, köy/mahalle muhtarının ve yaşlı azaların zilyetliğin kimde olduğuna dair mahkeme huzurunda verdikleri net ve şüpheye yer bırakmayan ifadeler, sonradan ortaya çıkan asılsız itiraz sahiplerinin kötü niyetini kanıtlar.
  • Kapsamlı Mirasçılık (Veraset) İncelemesi: Dava açılmadan önce, olası tüm yasal mirasçıların soy ağacı çıkarılmalı ve muhtemel hak iddia edebilecek kişilerden alınacak feragatnameler veya zilyetlik devir sözleşmeleri dosyada hazır bekletilmelidir.

Özetle; ilan süreci, davanın son virajıdır. Bu virajda savrulmamak, dosyaya sonradan girebilecek her türlü asılsız iddiayı, 20 yıllık fiili hakimiyetinizi kanıtlayan sarsılmaz belgelerle (taşınmazın etrafına çekilen çitin faturası, elektrik aboneliği, ziraat odası kayıtları) önceden örülmüş bir hukuki duvarla karşılamaya bağlıdır.

13. YARGITAY’IN 2026 YILI GÜNCEL BOZMA KRİTERLERİ

Son dönem Yargıtay 1. Hukuk Dairesi kararları, "zilyetliğin ekonomik amaca uygunluğu" üzerinde durmaktadır. Eğer taşınmazın bir kısmı kullanılıyor, bir kısmı kullanılmıyorsa; Yargıtay sadece kullanılan kısmın tesciline, kalan kısmın Hazine adına bırakılmasına hükmetmektedir. Bu, "kısmi tescil" stratejisini doğurmuştur.

14. DAVA GİDERLERİ VE HARÇLANDIRMA STRATEJİSİ

Bu davalar, taşınmazın keşif tarihindeki değeri üzerinden harca tabidir. Değerin düşük gösterilmesi davanın usulden reddine yol açmaz ancak tamamlama harcı ödenmeden hüküm kurulamaz. Keşif ve bilirkişi masrafları için başlangıçta güçlü bir bütçe planlaması yapılmalıdır.

SIKÇA SORULAN SORULAR

Mirasçılar arasında kazandırıcı zamanaşımı işler mi?

Cevap: Kural olarak mirasçılar (kardeşler, kuzenler vb.) arasındaki kullanım, birbirleri adına "zilyetlik" sayıldığından zamanaşımı işlemez. Ancak, bir mirasçının diğer mirasçıların haklarını tamamen inkar ederek, taşınmazı tek başına "malik sıfatıyla" benimsediğini ve diğerlerini taşınmazdan fiilen uzaklaştırdığını (niza yarattığını) ispatlaması halinde, çok istisnai durumlarda zamanaşımı süresi işlemeye başlayabilir. Uygulamada bu durumun ispatı oldukça zordur ve kesin deliller gerektirir.

Zamanaşımı süresi dolmadan bana tahliye (müdahalenin men'i) davası açılırsa ne olur?

Cevap: TMK 713 uyarınca zilyetliğin "nizasız" (çekişmesiz) olması şarttır. 20 yıllık süre dolmadan tapu maliki veya Hazine tarafından size karşı elatmanın önlenmesi (müdahalenin men'i) davası açılırsa, nizasızlık şartı ortadan kalkar ve zamanaşımı süresi kesilir. Dava aleyhinize sonuçlanırsa, o güne kadar geçen zilyetlik süreniz sıfırlanır.

Hazine arazisi üzerine ev yapmak veya ağaç dikmek doğrudan mülkiyeti kazandırır mı?

Cevap: Sadece ev yapmak veya ağaç dikmek mülkiyeti doğrudan kazandırmaz. Taşınmazın orman veya mera vasfında olmaması, devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden (kamu hizmet alanları) sayılmaması gerekir. Eğer arazi "özel mülkiyete konu olabilecek" nitelikteyse, ev yapma veya ağaç dikme (imar-ihya) eylemleri, 20 yıllık malik sıfatıyla zilyetliğin en güçlü ispat araçları olarak mahkemeye sunulur.

Yurtdışında yaşayan tapu sahibinin arazisini 20 yıl kullansam tapusunu alabilir miyim?

Cevap: Kesinlikle hayır. Tapuda maliki belli olan ve yaşayan bir kişinin arazisi, siz onu 50 yıl kullansanız dahi kazandırıcı zamanaşımı ile kazanılamaz. Olağanüstü zamanaşımı (TMK 713/2) sadece tapuda maliki anlaşılamayan veya hakkında 20 yıl önce "gaiplik (kayıplık)" kararı verilmiş kişilerin taşınmazları için geçerlidir.

Kazandırıcı zamanaşımı davası ne kadar sürer ve masrafları nelerdir?

Cevap: 2026 yılı yargı verilerine göre; keşif, yerel gazete ilanları, kurumlarla yazışmalar ve delil toplama süreçleri dahilinde ilk derece mahkemesi aşaması ortalama 18-24 ay sürmektedir. Dava masrafları sabit değildir; taşınmazın keşif tarihindeki rayiç bedeli üzerinden nispi harç hesaplanacağından, taşınmazın değeri oranında harç ve bilirkişi/keşif avansları ödenmesi gerekecektir.

Zilyetlik hakkımı bir başkasına satabilir veya devredebilir miyim?

Cevap: Evet, devredebilirsiniz. Zilyetliğin devri mümkündür ve buna hukukta "halefiyet" denir. Örneğin; bir araziyi 12 yıl kullanan kişi, kullanım hakkını bir başkasına devrederse, yeni alan kişi kendi 8 yıllık kullanımını önceki 12 yıla ekleyerek 20 yıllık süreyi doldurabilir. Bu devrin yazılı bir sözleşmeyle (tercihen muhtar veya noter onaylı) ve tanıklar huzurunda yapılması ispat açısından hayatidir.

Sadece emlak vergisini ödemek tapuyu kazanmak için yeterli midir?

Cevap: Hayır, tek başına yeterli değildir. Emlak vergisini ödemek, sizin o taşınmazı "malik sıfatıyla" benimsediğinizi gösteren güçlü bir karinedir (yan delildir). Ancak Yargıtay içtihatlarına göre, vergi ödemesinin mutlaka fiili zilyetlikle (taşınmazı bizzat tarım, barınma vb. amaçla kullanmakla) desteklenmesi zorunludur. Masa başında vergi ödeyip araziye hiç gitmeyen kişi davayı kazanamaz.

MÜLKİYETİNİZİ TESADÜFE BIRAKMAYIN

Taşınmaz Mülkiyetinin Kazandırıcı Zamanaşımı ile İktisabı, teknik hataları affetmeyen, yüksek disiplin gerektiren bir süreçtir. 25 yıldır mülkiyet hukuku alanında proaktif çözümler sunan büromuz, uydu analizlerinden saha araştırmalarına kadar her aşamayı titizlikle yönetmektedir.

Tapusuz arazilerinizin veya belirsiz kayıtlarınızın mülkiyete dönüşmesi için Proaktif Hukuk ve Danışmanlık Bürosu uzman kadrosuyla iletişime geçin. Haklarınızın zamanaşımına uğramasına değil, zamanaşımıyla güçlenmesine izin verin.


Bu Makaleyi Paylaş




MAKALELER SIKÇA SORULAN SORULAR ETKİNLİKLER VİDEOLAR
cheap air max|cheap air jordans|pompy wtryskowe|cheap nike shoes| bombas inyeccion|cheap jordans|cheap jordan shoes|wholesale jordans|cheap jordan shoes|cheap dunk shoes|cheap jordans|wholesale jewelry china|cheap nike shoes|wholesale jordans|cheap wholesale jordans|cheap wholesale nike