İş Kazası Anında Yapılması Gereken İşlemler

İş Kazası Anında Yapılması Gereken İşlemler

İşyerinde Kaza Geçirdim Ne Yapmalıyım? | İş Kazası Sonrası Yapılacaklar

İş hayatının hızı ve yoğunluğu içinde beklenmedik bir anda meydana gelen iş kazaları hem çalışan hem de işveren için oldukça karmaşık bir hukuki süreci beraberinde getirmektedir. Bir anlık dalgınlık veya ihmal sonucu yaşanan bu olaylar; yalnızca fiziksel bir yaralanma değil, aynı zamanda ciddi bir iş kazası nedeniyle maddi ve manevi tazminat sürecinin de başlangıcıdır. Peki, iş yerinde kaza geçirdiğinizde haklarınızın kaybolmaması için ilk adımı nasıl atmalısınız?

Güncel 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu çerçevesinde, iş kazası sonrası yapılması gerekenler hayati önem taşımaktadır. Bildirim sürelerinin kaçırılması veya eksik tutulan bir tutanak, gelecekte alabileceğiniz iş göremezlik ödeneği veya tazminat miktarını doğrudan etkileyebilmektedir.

İş kazası sonrası doğru hukuki adımların atılmaması, %100 haklı olduğunuz bir durumda dahi hak kaybı yaşamanıza neden olabilmektedir.

Bu rehberimizde; iş kazası bildirimi nasıl yapılır, iş kazası tazminat hesaplama kriterleri nelerdir? ve işçi-işveren hakları nelerdir? gibi en çok merak edilen soruları, 2026 yılı güncel mevzuat verileriyle ele almaktayız. Eğer siz de bir iş kazası mağduruysanız veya bir yakınınız bu süreci yaşıyorsa, süreci profesyonelce yönetmek adına Proaktif Hukuk ve Danışmanlık Bürosu ile iletişime geçebilirsiniz.

İş Kazası Nedir?

Hukuki tabiriyle iş kazası; sigortalının iş yerinde bulunduğu sırada veya işverenin emir ve talimatları doğrultusunda hareket ederken meydana gelen, çalışanı bedenen veya ruhen engelli hale getiren olaylardır. Ancak her kaza, yasal düzlemde otomatik olarak "iş kazası" statüsüne girmemektedir. Bir olayın 5510 sayılı Kanun kapsamında değerlendirilmesi için belirli kriterlerin oluşması gerekmektedir.

  • Sigortalının işyerinde bulunduğu sırada: İş kazası sayılması için en temel kriter "mekân" birliğidir. Sigortalı, işyerinde bulunduğu sırada yaptığı işten bağımsız olarak bir kazaya maruz kalırsa bu durum doğrudan iş kazası tescili gerektirmektedir.

Sadece üretim bandında değil; işyerine ait yemekhanede, avluda, dinlenme alanlarında veya tuvalette meydana gelen kazalar da bu kapsama girmektedir. İşçinin öğle molasında işyeri bahçesinde top oynarken ayağının kırılması veya dinlenme odasında üzerine bir dolap devrilmesi, o an fiilen çalışmıyor olsa dahi hukuken iş kazasıdır.

  • İşveren tarafından yürütülmekte olan iş dolayısıyla: İşçinin, işveren tarafından kendisine verilen bir görevi yerine getirmek amacıyla işyeri dışına çıktığı anlarda yaşadığı kazalardır. Burada önemli olan iş kazası illiyet bağı yani yapılan eylemin işverenin otoritesi altında gerçekleşmesidir.

Şirket aracıyla sevkiyata çıkan şoförden, bankaya evrak götüren ofis personeline kadar geniş bir yelpazeyi kapsamaktadır.

İşçinin işveren adına bir iş yaparken, üçüncü kişilerin kusuruyla (örneğin trafik kazası) yaralanması durumunda dahi, olay işverenin işi dolayısıyla gerçekleştiği için "iş kazası" statüsündedir ve SGK iş kazası bildirimi yapılmalıdır.

  • Görevli olarak işyeri dışında başka bir yere gönderilmesi nedeniyle asıl işini yapmaksızın geçen zamanlarda: İşveren tarafından geçici görevle başka bir şehre, seminere veya fuara gönderilen çalışanlar için koruma kalkanı genişlemektedir. İşçi, görev yerinde bulunduğu sürece asıl işini yapmıyor olsa bile (örneğin otelde dinlenirken) geçirdiği kazalar iş kazasıdır.

Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarına göre; dış görevde olan bir işçinin akşam yemeği yerken boğazına yemek kaçması veya otelin banyosunda ayağının kayıp düşmesi dahi iş kazası kabul edilmektedir.

  • Emziren kadın sigortalının, iş mevzuatı gereğince çocuğuna süt vermek için ayrılan zamanlarda: 4857 sayılı İş Kanunu uyarınca kadın çalışanlara tanınan çocuk emzirme süreleri (süt izni), hukuken çalışma süresinden sayılmaktadır. Bu izin süresi boyunca annenin başına gelen her türlü kaza, iş kazası koruması altındadır.

Kadın işçinin bebeğini emzirmek için işyerinden ayrılıp eve giderken veya dönüş yolunda geçirdiği trafik kazaları bu maddedeki en tipik örneğini oluşturmaktadır.

Kazanın bebeğin yanında, yolda veya emzirme odasında gerçekleşmesi fark etmez; kanun burada anneyi "iş başında" kabul eder.

  • Sigortalıların, işverence sağlanan bir taşıtla işin yapıldığı yere gidiş gelişi sırasında: En çok dava konusu olan alanlardan biri de servis kazası durumlarıdır. İşçilerin, işverenin sağladığı bir araçla toplu olarak işe götürülüp getirilmeleri sırasında yaşanan olaylar iş kazasıdır.

Aracın mülkiyetinin işverene ait olması şart değildir; kiralanmış bir servis aracı (taşeron servisler dahil) bu kapsama girmektedir. İşçinin kendi özel aracıyla, halk otobüsüyle veya yürüyerek işe gitmesi sırasında yaşadığı kazalar kural olarak iş kazası sayılmamaktadır. Ancak işveren, işçiyi evinden özel olarak kendi aracıyla aldırıyorsa durum değişmektedir. Bu ayrım, iş kazası tazminat hesaplama süreçlerinde kusur dağılımı için hayati önem taşımaktadır.

İş Kazası Sayılmayan Durumlar Nelerdir?

Her iş yerinde yaşanan yaralanma veya talihsiz olay hukuken iş kazası statüsünde değerlendirilmemektedir. Bir olayın iş kazası sayılabilmesi için kaza ile iş arasında bir "illiyet bağı" (nedensellik bağı) bulunması şarttır. Bu bağ koptuğunda, yaşanan olay genel adli vaka veya şahsi kaza olarak kabul edilir.

İşte Yargıtay kararları ve güncel mevzuat ışığında iş kazası sayılmayan temel durumlar:

  • İşverenin Sağlamadığı Ulaşım Sırasındaki Kazalar

İşçinin işe gidiş ve geliş yolu üzerinde geçirdiği kazaların iş kazası sayılması için aracın işveren tarafından tahsis edilmiş olması gerekmektedir. Kendi özel aracınızla, toplu taşıma (metro, metrobüs, otobüs) kullanarak veya yürüyerek işe giderken yaşadığınız trafik kazaları iş kazası değildir.

Eğer iş sözleşmenizde ulaşımın işveren sorumluluğunda olduğu yazılıysa veya işveren size özel bir güzergâh dayatmışsa durum hukuken tartışmaya açılabilmektedir.

  • İşle İlgisi Olmayan Şahsi Kavga ve Husumetler

İş yerinde gerçekleşse dahi, sebebi iş veya işin yürütümü olmayan, tamamen şahsi husumetlerden kaynaklanan olaylar iş kazası tescili almamaktadır. Örneğin çalışanın aralarındaki alacak-verecek meselesi veya ailevi bir sorun nedeniyle iş yerinde kavga edip birbirini yaralaması bir iş kazası değil, adli bir olaydır.

  • İşyeri Sınırları Dışındaki Şahsi Molalar ve İzinler

İşçinin mesai saatleri içerisinde olsa dahi, işverenden izin alarak veya gizlice iş yeri sınırları dışına çıkıp şahsi bir işini hallederken kaza geçirmesi durumudur. Bu durumla karşı karşıya kalınması halinde vaka iş kazası statüsüne dahil edilmemektedir. Örneğin sırasında bankadaki şahsi işlemini halletmek için dışarı çıkan işçinin yolda araç çarpması sonucu yaralanması, işverenin emir ve talimatı dışında olduğu için iş kazası sayılmaz.

  • İlliyet Bağının Kesildiği "Ağır Kusur" Durumları

İşçinin, iş sağlığı ve güvenliği kurallarını bilerek, kasten ve ağır bir ihmalle ihlal ederek kendine zarar vermesi durumunda illiyet bağı tartışılır hale gelmektedir.

İşçinin iş yerinde intihar etmesi teknik olarak iş kazası sayılsa da (mekân birliği nedeniyle), işçinin kasıtlı olarak kendine zarar verdiği durumlarda iş kazası tazminatı talepleri reddedilebilir veya ciddi oranlarda kusur indirimi uygulanmaktadır.

  • Mesai Saatleri Dışındaki Sosyal Faaliyetler (İşverenle Bağlantısız)

İşverenin organizasyonu veya talimatı olmaksızın, çalışanların kendi aralarında mesai dışında düzenlediği sosyal etkinliklerde yaşanan kazalar iş kazı sayılmamaktadır. Örneğin iş arkadaşlarınızla hafta sonu kendi imkanlarınızla gittiğiniz bir halı saha maçında sakatlanmanız iş kazası değildir. Ancak bu maç işveren tarafından resmi bir turnuva olarak düzenlenseydi, durum iş kazası olurdu.

İş Kazası Tazminat Hesaplama Nasıl Yapılır?

Bir iş kazası sonrası mağdur olan işçinin veya ailesinin en çok merak ettiği soru, iş kazası tazminat hesaplama işleminin nasıl yapıldığıdır. Bu hesaplama, matematiksel bir formülden ziyade; işçinin yaşı, geliri, sakatlık oranı ve tarafların kusur durumu gibi birçok değişkenin bir araya gelmesiyle oluşan hukuki bir süreçtir.

Hukuken tazminat miktarı belirlenirken iki temel kalem dikkate alınır: Maddi Tazminat ve Manevi Tazminat.

1. İş Kazası Maddi Tazminat Hesaplama Kriterleri

Maddi tazminat, işçinin kaza nedeniyle uğradığı ekonomik kaybı telafi etmeyi amaçlamaktadır. Hesaplama yapılırken şu veriler esas alınır:

  • Maluliyet (İş Göremezlik) Oranı: SGK Sağlık Kurulu tarafından belirlenen engel oranı en temel çarpandır. Oran ne kadar yüksekse, tazminat o denli artmaktadır.
  • İşçinin En Son Brüt Maaşı: Tazminat, işçinin kaza tarihindeki gerçek kazancı (ek ödemeler, ikramiyeler dahil) üzerinden hesaplanmaktadır. "Asgari ücret üzerinden gösterilen ancak elden fazla alan" işçiler için emsal ücret araştırması hayati önem taşımaktadır.
  • Kusur Oranları: İş kazası kusur oranı, tazminat tutarını doğrudan etkilemektedir. İşverenin %100 kusurlu olduğu bir senaryo ile işçinin %50 kusurlu olduğu senaryo arasında tazminat miktarı yarı yarıya fark eder.
  • Bakiye Ömür (PMF Tablosu): İşçinin kaza tarihindeki yaşına göre, muhtemel yaşayacağı ve çalışacağı yıl süresi (aktif ve pasif dönem) hesaplamaya dahil edilir.

2. İş Kazası Manevi Tazminat Hesaplama İçin Nelere Bakılır?

Manevi tazminatın sabit bir hesaplama cetveli yoktur. Hâkim, olayın oluş şekline ve tarafların sosyal-ekonomik durumuna göre bir tutar belirlemektedir.

  • Emsal Kararlar: Hakim dosyayı incelerken ve karara çıkarmadan önce Yargıtay’ın benzer vakalarda hükmettiği tutarlara bakar ve emsal tutarlar baz alır.
  • Psikolojik Yıkım: Kazanın işçide ve ailesinde yarattığı elem, keder ve yaşam kalitesindeki düşüş miktarı belirler.

3. SGK Tarafından Yapılan Ödemelerin Mahsubu

Hesaplanan toplam tazminat tutarından, SGK’nın işçiye bağladığı geçici iş göremezlik ödeneği veya sürekli iş göremezlik gelirinin rücu edilebilir kısmı mahsup edilmektedir. Kalan tutar, işverenin ödemesi gereken net tazminattır.

 

İş Kazası Tazminat Formülü (2026)

İş kazası tazminat miktarı hesaplamasını formülüze edecek olursak;

[İşçinin Güncel Kazancı] x [BakiyeÖmür] x [MaluliyetOranı] x [İşverenKusurOranı] - [SGKÖdemeleri] = ÖdenecekTazminat

 

İş Kazası Tazminat Davalarında Hak Kaybı Yaşamayın!

İş kazası tazminat davalarında zaman aşımı süresi 10 yıldır. Ancak delillerin karartılmaması ve kusur tespitinin doğru yapılması için sürecin vakit kaybetmeden başlatılması gerekmektedir. Özellikle düşük gösterilen maaşlar ve yanlış hesaplanan kusur oranları, on binlerce liralık hak kaybına yol açabilmektedir.

İş Kazası Sonrası İşverenin Sorumlulukları Nelerdir?

Bir iş kazası meydana geldiğinde, işverenin sorumluluğu sadece ilk yardım ile sınırlı değildir. 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu ve 5510 sayılı Kanun, işverene çok sıkı bildirim ve raporlama süreleri yüklemiştir. Bu sürelerin ihlali, telafisi güç idari para cezaları ve rücu davaları ile sonuçlanabilmektedir.

İşte iş kazası anında işverenin yerine getirmesi gereken 4 kritik adım:

  • Kolluk Kuvvetlerine Derhal Bildirim (Polis/Jandarma)

Kazanın gerçekleştiği anda işverenin ilk yasal yükümlülüğü, yetkili kolluk kuvvetlerine haber vermektir.

Bu bildirim yükümlülüğü kazanın resmi tutanaklarla kayıt altına alınması, olayın oluş şeklinin tarafsız tespiti ve delillerin korunması için bu bildirim hayati önem taşımaktadır.

"Derhal" ibaresi, kazanın öğrenildiği andan itibaren makul olan en kısa süreyi ifade eder. Özellikle ölümlü veya ağır yaralanmalı kazalarda bu bildirimin yapılmaması, işveren hakkında taksirle yaralama/öldürme suçlamasıyla açılacak ceza davasında aleyhe durum yaratabilmektedir.

  • SGK’ya 3 İş Günü İçinde Bildirim Yapılması

En çok hata yapılan ve ceza kesilen alan budur. SGK iş kazası bildirim süresi, kazanın gerçekleştiği günü takip eden 3 iş günüdür.

SGK’nın elektronik altyapısı üzerinden (e-SGK) online olarak yapılabileceği gibi, doğrudan ilgili merkeze yazılı olarak da sunulabilmektedir.

Eğer kaza işyeri dışında (görevliyken veya serviste) gerçekleşmişse, 3 iş günlük süre işverenin kazayı öğrendiği tarihten itibaren başlamaktadır. Bu sürenin geçirilmesi, SGK'nın işçiye yaptığı tüm masrafları işverene rücu etmesine (geri istemesine) neden olur.

  • Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’na Bildirim

6331 sayılı Kanun uyarınca işverenler, iş kazasını en geç 3 iş günü içinde Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın ilgili birimlerine bildirmekle yükümlüdür. Bu bildirim, iş yerinin tehlike sınıfına göre denetlenmesi ve iş kazası istatistikleri için temel oluşturmaktadır. Bildirimin yapılmaması durumunda her bir kaza için ayrı ayrı idari para cezası uygulanmaktadır.

  • Kazanın Araştırılması ve İş Kazası Raporlanması

İşveren, sadece bildirim yapmakla kalmamalı; kazanın nedenlerini derinlemesine araştırmalıdır.

Olayın meydana geldiği yer, saat, tanık beyanları ve kazaya neden olan teknik kusurlar (makine arızası, koruyucu ekipman eksikliği vb.) detaylıca raporlanmalıdır ve iş kazası tutanağına geçirilmelidir.

Kaza sonrası mevcut risk analizi güncellenmeli ve benzer bir kazanın tekrarlanmaması için alınacak önleyici tedbirler (Ramak kala olayları dahil) rapora eklenmelidir. Bu rapor, olası bir iş kazası tazminat davası sırasında mahkemeye sunulacak en önemli delildir.

İşverenler İçin Hayati Uyarı: Rücu Riski Nedir?

Eğer işveren bildirim yükümlülüklerini yerine getirmez veya iş sağlığı ve güvenliği önlemlerinde ihmalkâr davranırsa, SGK işçiye ödediği hastane masraflarını ve bağladığı gelirleri rücu davası yoluyla işverenden tahsil eder. Bu, şirketler için milyonlarca liraya ulaşabilen devasa bir mali yük anlamına gelmektedir.

İşveren Tarafından İş Kazası Bildirimi Yapılmazsa Ne Olur?

İş kazasının yasal süreler içinde (SGK'ya 3 iş günü, Bakanlığa 3 iş günü) bildirilmemesi, işveren için sadece basit bir usul hatası değildir. 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu, bu ihmalin bedelini işverene çok ağır mali ve cezai yaptırımlarla ödetmektedir.

İşte bildirim yapılmaması veya geç yapılması durumunda karşılaşılacak 4 temel risk:

  • SGK Tarafından Rücu Edilen Ödemeler

İş kazası bildiriminin süresinde yapılmaması durumunda, SGK işçiye sağladığı tüm yardımları (hastane masrafları, ilaç bedelleri, geçici iş göremezlik ödenekleri) işverenden geri istemektedir.

Eğer bildirim süresi içinde yapılmazsa, SGK bu sürede işçiye ödediği tüm tutarları "kusur oranına bakılmaksızın" doğrudan işverene fatura ederek masrafları kalem kalem işverenden tahsil eder. İşçinin sürekli iş göremezlik geliri (emekli maaşı gibi) alması durumunda, bu gelirin peşin sermaye değeri işverenden rücu edilir ki bu tutarlar milyonlarca lirayı bulabilmektedir.

2. İş Kazası Nedeniyle İşverene Ağır İdari Para Cezası (2026)

İş kazası bildirmeme cezası, işyerinin tehlike sınıfına ve çalışan sayısına göre her yıl güncellenmektedir.

6331 Sayılı Kanun Gereği bildirim yükümlülüğünü yerine getirmeyen işverene, SGK tarafından doğrudan idari para cezası kesilmektedir. Kazanın üzerinden zaman geçse dahi, SGK müfettişlerinin veya hastane kayıtlarının tespiti ile bu cezalar geriye dönük olarak (gecikme zammıyla birlikte) uygulanmaktadır.

3. İş Kazası Sebebiyle İşverene Ceza Davası ve Tazminat Davaları

İş kazası bildirimi yapılmaması, olayın "gizlenmesi" veya "delillerin karartılması" olarak yorumlanabilmektedir. Bu hükümler işçi lehine olacak şekilde yorumlanmaktadır.

Türk Ceza Kanunu (TCK) bağlamında ağır yaralanmalı veya ölümlü kazalarda, bildirim yapılmaması işverenin "taksirle yaralamaya neden olma" veya "ihmali davranışla ölüme sebebiyet verme" suçlarındaki kusurunu artırır.

İş Kazası Maddi ve Manevi Tazminat kazanılması için işçi veya yakınları tarafından açılan tazminat davalarında, işverenin yasal yükümlülüklerini yerine getirmemiş olması, mahkeme nezdinde "kötü niyetli" veya "ağır kusurlu" olarak değerlendirilmesine sebep olmaktadır.

4. Rücu Davaları: Sigorta Şirketleri ve Kurumlarla Hesaplaşma

Bildirim yapılmayan bir kaza, işverenin yaptırdığı "İşveren Mali Mesuliyet Sigortası" kapsamı dışına çıkabilmektedir.

  • Detay: Sigorta şirketleri, poliçe şartlarındaki bildirim sürelerine uyulmadığı takdirde ödeme yapmaktan kaçınabilir. Bu durumda işveren, tazminatı kendi öz kaynaklarından ödemek zorunda kalmaktadır.
  • SGK Rücu Davası: SGK, iş kazası nedeniyle bağladığı gelirlerin peşin değerini, işverenin iş sağlığı ve güvenliği önlemlerini almadığı gerekçesiyle açacağı rücu davası ile tahsil eder.

İş Kazası Bildirimini Sadece İşveren mi Yapar?

Eğer işveren bildirim yapmaktan kaçınıyorsa; işçi, işçinin yakınları, hastane yetkilileri veya kolluk kuvvetleri de bu durumu SGK'ya bildirebilir. Bu durum işvereni sorumluluktan kurtarmaz, aksine "ihmali tescilleyen" bir kanıt haline gelmektedir.

İş Kazası Sonrası İşçinin Hakları Nelerdir?  

İş kazası neticesinde mağduriyet yaşayan işçilerin ve hak sahiplerinin yasal süreçlerini yönetmek, Türk İş Hukuku ve Sosyal Güvenlik Mevzuatının karmaşık yapısı nedeniyle teknik bir uzmanlık gerektirir. Aşağıda, iş kazası avukatı perspektifiyle, tüm haklarınız açıklanmaktadır:

Geçici İş Göremezlik Ödeneği Alma: İş kazası meydana geldiği andan itibaren işçinin bedensel bütünlüğünün uğradığı zarar neticesinde çalışamadığı süreler için Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) tarafından sağlanan geçici iş göremezlik ödeneği, işçinin bu süreçteki mutlak geçim kaynağını oluşturmaktadır. Halk arasında "rapor parası" olarak nitelendirilen bu ödenek, 5510 Sayılı Kanun uyarınca, iş kazasının gerçekleştiği günü takip eden günden itibaren değil, kazanın yaşandığı ilk günden itibaren ödenmeye başlanır. Diğer hastalık durumlarından farklı olarak herhangi bir prim gün şartı aranmaksızın bağlanan bu hak, işçinin yatarak tedavilerinde günlük kazancının yarısı, ayakta tedavilerde ise üçte ikisi üzerinden hesaplanır. İş kazası bildirimi süresinde yapılan ve SGK kayıtlarına işlenen her vaka için bu ödenek, mağdur işçinin uğradığı gelir kaybını minimize etmeyi amaçlayan anayasal bir sosyal güvenlik hakkıdır.

Sürekli İş Göremezlik Geliri Bağlatma: İş kazası neticesinde tedavi süreci tamamlanmasına rağmen işçinin meslekte kazanma gücünde kalıcı bir azalma meydana gelmişse, sürekli iş göremezlik geliri hakkı doğmaktadır. Bu gelirin bağlanabilmesi için en temel yasal şart, yetkili sağlık kurulları tarafından düzenlenen raporlar neticesinde işçinin maluliyet oranının en az %10 olduğunun saptanmasıdır. Ömür boyu ödenen bu gelir, işçinin ileride emekli olmasına engel teşkil etmediği gibi, işçinin çalışma hayatına geri dönmesi durumunda da kesilmez; zira bu ödeme bir yardım değil, kaybedilen iş gücünün hukuki bir tazminidir. İş kazası maluliyet oranı tespiti sürecinde yaşanabilecek uyuşmazlıklarda, Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulu’na itiraz ve sonrasında açılacak iş kazası tespit davası süreçleri, işçinin hak ettiği aylık tutarın doğru belirlenmesi açısından hayati önem taşımaktadır.

İş Kazası Nedeniyle Maddi Tazminat Davası Açma: İşverenin İş Sağlığı ve Güvenliği (İSG) önlemlerini alma borcuna aykırı hareket etmesi sonucunda ortaya çıkan zararlar, iş kazası maddi tazminat davası yoluyla tazmin edilmektedir. Bu dava kapsamında; işçinin tedavi süresince yaptığı cepten harcamalar, kaza nedeniyle çalışma gücünün azalmasından doğan kayıplar ve özellikle ekonomik geleceğin sarsılmasından kaynaklanan zararlar talep edilir. İş kazası tazminat hesaplama işlemleri, işçinin kaza tarihindeki gerçek ücreti, yaş faktörü, kusur oranları ve maluliyet derecesi baz alınarak TRH 2010 yaşam tabloları ışığında aktüeryal bilirkişilerce yapılmaktadır. Yargıtay içtihatları uyarınca, işverenin %1 bile kusuru olsa, işçinin uğradığı tüm gerçek zararın tazmini gerekir. Bu süreçte destekten yoksun kalma tazminatı gibi yan kalemler de eğer ölümle sonuçlanan bir kaza mevcutsa mirasçılar tarafından ikame edilebilmektedir.

Manevi Tazminat Talebi Hakkı: İş kazasının işçi üzerinde yarattığı psikolojik çöküntü, elem, keder ve yaşama sevincindeki azalma, manevi tazminat talebi hakkı ile bir nebze de olsa giderilmeye çalışılır. Manevi tazminat, bir zenginleşme aracı olmamakla birlikte, işverenin kusurlu davranışı sonucu bozulan ruhsal dengenin ve çekilen acının hukuk önündeki karşılığıdır. Hakim, manevi tazminat miktarını belirlerken; olayın oluş şeklini, tarafların sosyal ve ekonomik durumlarını, paranın satın alma gücünü ve özellikle işçide meydana gelen bedensel zararın ağırlığını dikkate alır. Eğer iş kazası ağır bedensel bir yaralanma veya uzuv kaybı ile sonuçlanmışsa, yalnızca işçinin kendisi değil, onun bu acısını paylaşan eş, çocuk, anne ve baba gibi yakınları da kendi adlarına manevi tazminat davası açma hakkına sahiptir. Tüm bu süreçlerin titizlikle takibi, hak kaybına uğramamak adına 10 yıllık zamanaşımı süresi geçmeden uzman bir tazminat avukatı eşliğinde yürütülmelidir.

İş Kazası Sebebiyle Tazminat Davası Nasıl Açılır?

İş kazası neticesinde uğranılan zararların tazmini için açılacak olan iş kazası tazminat davası, usul hukuku ve maddi hukuk açısından son derece teknik detaylar barındıran, stratejik bir hukuki süreçtir. Bu süreçte ilk ve en kritik adım, meydana gelen olayın Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) nezdinde bir "iş kazası" olarak tescil edilmesidir; şayet işveren bildirimi yapmaktan kaçınıyorsa, öncelikle bir iş kazası tespit davası ikame edilerek sürecin yasal zemini hazırlanmalıdır. Davanın açılacağı yetkili mahkeme, genel kural olarak işverenin yerleşim yeri veya kazanın meydana geldiği yerdeki İş Mahkemeleridir. Dava dilekçesinde, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu ve İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu çerçevesinde işverenin kusur durumu, ihmalleri ve İSG önlemlerine aykırılıkları somut delillerle ortaya konulmalı; Hukuk Muhakemeleri Kanunu uyarınca delillerin toplanması aşamasında tanık beyanları, iş yeri kayıtları ve bilirkişi incelemeleri titizlikle takip edilmelidir.

İş kazası avukatı aracılığıyla yürütülen bu davalarda, maddi tazminatın yanı sıra manevi tazminat ve şayet işçi hayatını kaybetmişse yakınları için destekten yoksun kalma tazminatı talepleri de sürece dâhil edilir. Tazminat miktarının belirlenmesinde en belirleyici unsurlar olan maluliyet oranı (iş gücü kaybı) ve kusur raporları için Adli Tıp Kurumu ve uzman bilirkişi heyetlerinden alınacak raporlara karşı yapılacak hukuki itirazlar, davanın kaderini tayin etmektedir. İş kazası tazminat hesaplama işlemleri; işçinin güncel gerçek kazancı, yaşı ve bakiye ömür süresi gibi aktüeryal veriler ışığında yapıldığından, davanın belirsiz alacak davası olarak açılması hak kayıplarını önlemek adına büyük önem arz eder. 10 yıllık zamanaşımı süresi içerisinde açılması gereken bu davalarda, profesyonel bir hukuki temsil, müvekkilin hak ettiği en yüksek tazminat oranına en kısa sürede kavuşmasını sağlayan yegâne yoldur.

İş Kazası Tutanağı Nasıl Tutulur?

İş kazası meydana geldiği anda tutulacak olan iş kazası tutanağı, ileride açılması muhtemel iş kazası tazminat davası ve SGK nezdindeki rücu davaları için en temel ispat vasıtası ve dosyanın kaderini belirleyen en kritik delildir. Hukuki bir perspektifle bakıldığında, bu tutanak sadece bir olay anlatısı değil; işverenin iş sağlığı ve güvenliği (İSG) önlemlerini alıp almadığını, kazanın meydana geliş şeklini ve tarafların kusur durumunu yansıtan teknik bir belgedir. Tutanağın geçerli olabilmesi için kazanın tarihi, saati, tam yeri ve oluş şekli hiçbir şüpheye yer bırakmayacak şekilde, objektif bir dille kaleme alınmalıdır. İş kazası avukatı gözetiminde veya rehberliğinde hazırlanan bir tutanakta; varsa görgü tanıklarının açık kimlik bilgileri ve imzaları, kazaya sebebiyet veren ekipmanların durumu ve işçinin o esnadaki görev tanımına uygun hareket edip etmediği mutlaka kayıt altına alınmalıdır.

Eksik veya hatalı tutulan bir iş kazası olay tutanağı, işçinin hak ettiği geçici iş göremezlik ödeneği veya sürekli iş göremezlik geliri süreçlerinde ciddi hak kayıplarına yol açabilmektedir. Özellikle işverenlerin sorumluluktan kaçmak adına tutanağa "işçinin dikkatsizliği" veya "şahsi kusuru" gibi ibareler ekletme çabalarına karşı dikkatli olunmalı; kaza mahalli derhal fotoğraflanarak tutanakla desteklenmelidir. Unutulmamalıdır ki, 5510 sayılı Kanun kapsamında yapılması gereken resmi iş kazası bildiriminin temel dayanağı bu tutanaktır. Maddi ve manevi tazminat taleplerinin yasal zeminini oluştururken, yargılama aşamasında bilirkişilerin ilk inceleyeceği belge olan bu tutanağın, hukuki terimlere boğulmadan ama teknik detayları atlamadan titizlikle hazırlanması, müvekkil adaylarının hak arama hürriyetinin en güçlü teminatıdır.

İş Kazası Tutanağı Örneği (2026)

2026 yılı güncel mevzuatı ve Yargıtay’ın son içtihatları ışığında, bir iş kazası tazminat davası sürecinde elinizi güçlendirecek profesyonel tutanak taslağı aşağıdadır.

Uyarı: Bu bir taslaktır. Tutanaktaki boşlukların, kazanın gerçek oluş şekline aykırı olmayacak şekilde ve iş kazası avukatı danışmanlığında doldurulması, ileride "çelişkili beyan" iddiasıyla karşılaşmamak adına hayati önem taşır.

 

İŞ KAZASI TESPİT TUTANAĞI (2026)

1. KAZA VE İŞYERİ BİLGİLERİ

  • İşyeri Unvanı / Adresi: ................................................................................
  • Kaza Tarihi ve Saati: .../ .../ 2026 – Saat: ........
  • Kazanın Meydana Geldiği Bölüm: ..........................................................

2. MAĞDUR İŞÇİ BİLGİLERİ

  • Adı Soyadı / TC No: ................................................................................
  • Görevi / İş Tanımı: ................................................................................
  • İşe Başlama Tarihi: ................................................................................

3. OLAYIN OLUŞ ŞEKLİ VE AYRINTILARI (Burada olayın nasıl gerçekleştiği, hangi ekipmanların kullanıldığı ve varsa İSG eksiklikleri objektif olarak yazılmalıdır. Örneğin: "İşçi X, koruyucu bariyeri bulunmayan pres makinesinde çalıştığı sırada...") ...................................................................................................................................................... ......................................................................................................................................................

4. GÖRGÜ TANIKLARININ BEYANLARI

  • Tanık 1 (Ad Soyad - İmza): .......................................................................
  • Tanık 2 (Ad Soyad - İmza): .......................................................................

5. TESPİT EDİLEN İSG AYKIRILIKLARI VE EKİPMAN DURUMU

  • Kişisel Koruyucu Donanım (KKD) Durumu: ( ) Var - ( ) Yok - ( ) Arızalı
  • Makine/Ekipman Güvenliği: .....................................................................

6. SONUÇ VE İMZALAR İşbu tutanak, kaza mahallinde tanzim edilmiş olup, olay yerindeki fiziksel bulgular ve tanık beyanları doğrultusunda imza altına alınmıştır.

İşveren/Vekili İmzası | Mağdur İşçi İmzası | İSG Uzmanı (Varsa) (Kaşe/İmza) | (İmza) | (İmza)

 

Sıkça Sorulan Sorular (SSS)

İş kazası bildirimini kim yapar?

İş kazası bildirimi yapma yükümlülüğü aslen işverene aittir. 5510 sayılı Kanun uyarınca işveren, kazayı kolluk kuvvetlerine derhal, Sosyal Güvenlik Kurumu’na (SGK) ise yasal süresi içinde bildirmekle mükelleftir. Ancak işverenin bu yükümlülüğü yerine getirmemesi durumunda, mağdur işçi veya hak sahipleri de doğrudan SGK'ya bildirimde bulunarak iş kazasının tespiti sürecini başlatabilirler.

İş kazası geçiren işçi işe ne zaman dönebilir?

İşçinin işe dönüş tarihi, yetkili sağlık kuruluşları tarafından verilen istirahat raporunun bitişiyle belirlenir. Hukuki açıdan işçi, doktor onayı ve "çalışabilir" raporu almadan iş başı yapmaya zorlanamaz. Erken iş başı yaptırılması durumunda meydana gelebilecek sağlık sorunlarında işverenin hukuki ve cezai sorumluluğu ağırlaşmaktadır.

İş kazası geçiren işçi işten çıkarılabilir mi?

Kural olarak, sadece iş kazası geçirmiş olmak haklı bir fesih nedeni değildir. İşçinin istirahatli (raporlu) olduğu süre boyunca iş sözleşmesi askıdadır ve bu süreçte işten çıkarma yapılamaz. Ancak rapor süresinin, işçinin bildirim süresini 6 hafta aşması durumunda işverenin haklı nedenle fesih hakkı doğabilmektedir. Yine de bu durumda işçinin kıdem tazminatı ve diğer yasal haklarının ödenmesi zorunludur.

İş kazası tutanağı nasıl hazırlanır?

İş kazası tutanağı, olayın hemen ardından kaza mahallinde, varsa görgü tanıkları ve iş güvenliği uzmanı eşliğinde düzenlenmelidir. Tutanakta kazanın meydana geldiği yer, saat, kullanılan ekipmanlar ve olayın oluş şekli objektif bir dille yazılmalıdır. İleride açılacak iş kazası tazminat davası için tutanağın fotoğraflarla desteklenmesi ve işçinin aleyhine olan gerçeğe aykırı ibarelere karşı şerh düşülmesi hayati önem taşımaktadır.

İş kazası tazminat davalarında zamanaşımı süresi ne kadardır?

Türk Borçlar Kanunu uyarınca, iş kazası nedeniyle açılacak maddi ve manevi tazminat davalarında zamanaşımı süresi 10 yıldır. Bu süre kazanın meydana geldiği tarihten itibaren başlar. Ancak kaza neticesinde bir ceza davası açılmışsa ve ceza hukuku daha uzun bir zamanaşımı öngörüyorsa, "uzamış ceza zamanaşımı" süreleri de prim uygulama alanı bulabilmektedir.

İş Kazası Bildirim Süreleri Kaç Gündür?

İş kazası bildirim süresi, işverenin kazayı öğrendiği tarihten itibaren 3 iş günüdür. Bu süre içinde SGK’ya elektronik ortamda veya doğrudan bildirim yapılmalıdır. Kazanın işyeri dışındaki bir yerde (örneğin görevli gidilen başka bir şehirde) meydana gelmesi durumunda, 3 iş günlük süre kazanın öğrenildiği tarihten itibaren başlar. Bildirimin süresinde yapılmaması, işverene idari para cezası ve rücu davaları olarak geri döner.


Bu Makaleyi Paylaş



cheap air max|cheap air jordans|pompy wtryskowe|cheap nike shoes| bombas inyeccion|cheap jordans|cheap jordan shoes|wholesale jordans|cheap jordan shoes|cheap dunk shoes|cheap jordans|wholesale jewelry china|cheap nike shoes|wholesale jordanscheap wholesale jordans|cheap wholesale nike