Reşit Olmayanla Cinsel İlişki Suçu (TCK 104) ve Cezası | 2026

Reşit Olmayanla Cinsel İlişki Suçu (TCK 104) ve Cezası | 2026

Reşit olmayanla cinsel ilişki suçu, 15–18 yaş arasındaki bir çocukla rıza bulunsa dahi cinsel ilişkiye girilmesi halinde oluşan ve hapis cezası öngören bir suçtur. Reşit olmayanla cinsel ilişki suçu, Türk Ceza Kanunu’nun 104. maddesinde düzenlenen ve uygulamada yanlış anlaşılan cinsel suçlardan biridir. Özellikle taraflar arasında rıza bulunduğu iddia edilen, yaş farkının az olduğu ya da ilişkinin gönüllü olduğu ileri sürülen olaylarda, bu fiilin suç oluşturup oluşturmadığı, soruşturmanın nasıl ilerleyeceği ve fail hakkında hangi yaptırımların uygulanacağı hususu ciddi tereddütlere yol açmaktadır. Uygulamada “rıza vardı”, “yaşını büyük söyledi”, “sonradan şikâyet edildi” gibi savunmaların sıklıkla gündeme geldiği suç tipi, sanık açısından ağır sonuçlar doğurabilmektedir.

Reşit olmayanla cinsel ilişki suçu bakımından ceza sorumluluğunun belirlenmesi; mağdurun yaşı, taraflar arasındaki ilişki biçimi, fiilin gerçekleşme şekli, şikâyetin varlığı ve zamanlaması gibi birçok unsurun birlikte değerlendirilmesini gerekmektedir. Bu nedenle TCK 104 kapsamında yürütülen soruşturma ve davalarda yapılacak en küçük hukuki hata, telafisi güç sonuçlara neden olabilmektedir.

Bu makalemizde; reşit olmayanla cinsel ilişki suçu nedir, hangi hallerde suç oluşur, 2026 yılı itibarıyla cezası nedir, şikâyet süresi ve vazgeçmenin etkisi, HAGB, cezanın ertelenmesi ve adli para cezası imkânı, diğer cinsel suçlardan farkları ve uygulamada en çok karşılaşılan sorunlar ayrıntılı ve sistematik şekilde ele alınmaktadır.

1) Reşit Olmayanla Cinsel İlişki Suçu (TCK 104) Nedir?

Reşit olmayanla cinsel ilişki suçu, Türk Ceza Kanunu’nun 104. maddesinde düzenlenen ve 15 yaşını doldurmuş ancak 18 yaşını tamamlamamış bir çocukla, cebir, tehdit veya hile olmaksızın gerçekleştirilen cinsel ilişkiyi konu alan özel bir suç tipidir. Bu suç, cinsel dokunulmazlığa karşı suçlar arasında yer almakla birlikte, rıza kavramının hukuki sonuç doğurmadığı sınırlı alanlardan birini oluşturmaktadır.

TCK 104 kapsamında suçun oluşabilmesi için fiili bir cinsel ilişkinin gerçekleşmiş olması gerekmektedir. Dikkat edilmesi gereken en önemli husus, mağdurun rızasının bulunmasının suçun oluşumunu ortadan kaldırmamasıdır. Uygulamada sıklıkla karşılaşılan “kendi isteğiyle oldu”, “ilişki gönüllüydü”, “yaşını büyük söyledi” şeklindeki savunmalar, çoğu durumda ceza sorumluluğunu ortadan kaldırmamakta ve soruşturmanın devam etmesine engel oluşturmamaktadır.

Bu suç tipinin en ayırt edici yönü, mağdurun yaşının 15–18 yaş aralığında olmasıdır. Mağdurun 15 yaşından küçük olması halinde fiil artık TCK 104 kapsamında değil, cinsel istismar suçu kapsamında değerlendirilir ve çok daha ağır yaptırımlara tabi olur. Aynı şekilde cebir, tehdit veya hile kullanılması durumunda da suç vasfı değişmekte; fail hakkında farklı maddeler uyarınca ceza sorumluluğu doğmaktadır.

Reşit olmayanla cinsel ilişki suçunun tanımı yapılırken göz önünde bulundurulan temel unsurlar şunlardır:

  • Mağdurun 15 yaşını doldurmuş, 18 yaşını tamamlamamış olması
  • Taraflar arasında fiili bir cinsel ilişkinin gerçekleşmesi
  • Fiilin cebir, tehdit veya hile olmaksızın gerçekleşmiş olması
  • Suçun kural olarak şikâyete bağlı olması

Bu unsurlardan herhangi birinin eksikliği ya da farklı şekilde gerçekleşmesi, suçun hukuki niteliğini doğrudan etkilemektedir.

2) Reşit Olmayanla Cinsel İlişki Suçu Hangi Şartlarda Oluşur?

Reşit olmayanla cinsel ilişki suçunun oluşabilmesi için mağdurun 15–18 yaş aralığında olması, fiilin rızaya dayalı gerçekleşmesi ve cebir, tehdit veya hile unsurlarının bulunmaması gerekmektedir. Uygulamada en sık yapılan hatalardan biri, yalnızca taraflar arasında bir ilişkinin varlığından hareketle otomatik olarak suç oluştuğunun kabul edilmesi ya da tam tersi şekilde, rıza bulunduğu gerekçesiyle suçun oluşmadığının düşünülmesidir. Oysa TCK 104 kapsamında suçun oluşup oluşmadığı, somut olayın tüm özellikleri dikkate alınarak değerlendirilmelidir.

Öncelikle mağdurun 15 yaşını doldurmuş ancak 18 yaşını tamamlamamış olması şarttır. Mağdurun bu yaş aralığında bulunmaması hâlinde fiilin hukuki niteliği değişmekte; mağdur 15 yaşından küçükse cinsel istismar suçu, 18 yaşını doldurmuşsa farklı suç tipleri gündeme gelmektedir.

İkinci temel şart, taraflar arasında fiili bir cinsel ilişkinin gerçekleşmiş olmasıdır. Duygusal yakınlaşma, mesajlaşma, flört veya birlikte vakit geçirme, tek başına bu suçun oluşması için yeterli değildir. Ancak cinsel ilişkinin varlığı, her olayda somut delillerle ortaya konulmalıdır. Bu noktada beyanlar, mesaj içerikleri, tanık anlatımları ve adli raporlar birlikte değerlendirilmekte; yalnızca taraflardan birinin iddiası çoğu zaman tek başına yeterli görülmemektedir. “Cinsel ilişki ispatı nasıl yapılır?”, “Delil yoksa ceza verilir mi?” gibi sorular, bu aşamada en çok karşılaşılan hukuki sorunlardandır.

Reşit olmayanla cinsel ilişki suçunun oluşabilmesi için bir diğer önemli şart, fiilin cebir, tehdit veya hile olmaksızın gerçekleşmiş olmasıdır. Eğer cebir, tehdit veya hile unsurlarından biri mevcutsa, fiil artık TCK 104 kapsamında değil; cinsel saldırı veya cinsel istismar suçları kapsamında değerlendirilmektedir.

Bu suçun oluşumunda ayrıca şikâyet şartı da önemlidir. TCK 104 kural olarak şikâyete bağlı bir suçtur ve mağdurun ya da yasal temsilcisinin süresi içinde şikâyette bulunması gerekmektedir. Şikâyet yoksa veya süresi içinde yapılmamışsa, soruşturma açılamamakta ya da açılmış olan soruşturma düşebilmektedir. Bu nedenle “şikâyet olmazsa dava açılır mı?”, “aile şikâyetçi olursa ne olur?”, “şikâyet süresi geçerse dosya kapanır mı?” gibi sorular, uygulamada doğrudan karşılığı olan sorulara işaret etmektedir.

Son olarak, suçun oluşup oluşmadığı değerlendirilirken taraflar arasındaki yaş farkı, ilişkinin süresi, mağdurun gelişim durumu ve olayın gerçekleşme koşulları birlikte ele alınmaktadır.

3) Reşit Olmayanla Cinsel İlişki Suçu Cezası 2026

Reşit olmayanla cinsel ilişki suçunun cezası, 2026 yılı itibarıyla 2 yıldan 5 yıla kadar hapis cezasıdır ve somut olayın özelliklerine göre cezanın miktarı değişiklik gösterebilmektedir. Uygulamada en çok aratılan konuların başında “reşit olmayanla cinsel ilişki cezası kaç yıl”, “TCK 104 hapis cezası”, “ilk kez suç işleyen ne kadar ceza alır” gibi sorular gelmekte olup, bu soruların tek bir rakamla cevaplanması çoğu zaman mümkün değildir. Çünkü cezanın belirlenmesi, olayın basit hal mi yoksa nitelikli hal mi kapsamında kaldığına göre değişmektedir.

2026 Yılı İtibarıyla TCK 104 Cezalarının Genel Çerçevesi

Değerlendirme Türü

Hukuki Sonuç

Basit hali

Hapis cezası

Nitelikli hali

Daha yüksek süreli hapis cezası

Sabıka durumu

Ceza miktarını ve seçenekleri etkiler

Şikâyet durumu

Dava süreci ve devamı için önemli

Bu noktada özellikle altı çizilmesi gereken husus, reşit olmayanla cinsel ilişki suçunda cezanın otomatik olmadığıdır. Uygulamada “ilk kez suç işledim ceza alır mıyım?”, “hapis yatılır mı?”, “para cezasına çevrilir mi?” gibi soruların cevabı, dosyanın içeriğine göre değişmektedir.

2026 yılı itibarıyla Yargıtay, TCK 104 kapsamında verilen cezaların belirlenmesinde orantılılık ve somut olay değerlendirmesi ilkesine özel önem vermektedir. Bu nedenle mahkemeler, yalnızca suçun kanuni tanımına değil; tarafların yaşı, ilişki süresi, olayın gerçekleşme şekli ve yargılama sürecindeki tutumları da dikkate alarak ceza tayinine gitmektedir.

Reşit olmayanla cinsel ilişki suçunda ceza miktarı, yalnızca hüküm aşamasında değil; soruşturmanın başından itibaren yapılacak hukuki hamlelerle de doğrudan bağlantılıdır. Özellikle ifade aşamasında yapılan beyanlar ve savunma stratejisi, ilerleyen süreçte uygulanabilecek ceza türleri üzerinde belirleyici rol oynamaktadır. Bu nedenle TCK 104 kapsamında ceza tehdidiyle karşı karşıya kalan kişiler açısından, sürecin başından itibaren doğru hukuki değerlendirme yapılması hayati önem taşımaktadır.

4) Reşit Olmayanla Cinsel İlişki Suçu Bağlamında Özel İncelenmesi Gereken Hususlar

Reşit olmayanla cinsel ilişki suçunda, rıza beyanı, yaş algısı, tarafların ilişkisi ve olayın gelişim şekli ceza sorumluluğunu doğrudan etkileyen unsurlar arasında yer almaktadır. Reşit olmayanla cinsel ilişki suçunda, fiilin kanuni tanıma uygunluğu tek başına yeterli değildir. Uygulamada mahkemeler ve Yargıtay, TCK 104 kapsamında yapılacak değerlendirmelerde, olayın yalnızca sonuç kısmına değil, sürecin tamamına odaklanmaktadır. Bu nedenle her dosyada, suçun unsurlarının oluşup oluşmadığı kadar, olayın gerçekleşme biçimi, tarafların konumu ve fiilin arka planı da ayrıntılı şekilde incelenmelidir.

Bu suç tipi bakımından en sık yapılan hatalardan biri, olayın tüm yönleri araştırılmadan standart savunma kalıplarıyla hareket edilmesidir. Oysa “rıza vardı”, “ilişki gönüllüydü” veya “yaşını büyük söyledi” gibi ifadeler, somut olay desteklenmeden ileri sürüldüğünde çoğu zaman aleyhe sonuçlar doğurabilmektedir.

Özel olarak incelenmesi gereken hususların başında, taraflar arasındaki ilişkinin başlangıç süreci ve devamlılığı gelmektedir. İlişkinin ne zaman başladığı, nasıl geliştiği, tarafların birbirleri üzerindeki etkisi ve iletişim biçimi, suçun basit hal mi yoksa nitelikli hal mi kapsamında değerlendirilmesi açısından belirleyici olabilmektedir.

Bir diğer önemli husus, mağdurun fiil sırasındaki algılama ve irade durumudur. Mağdurun yaşına rağmen olayın anlam ve sonuçlarını kavrayıp kavrayamadığı, psikolojik durumunun fiile etkisi ve failin bu durumu bilip bilmediği, yargılama sürecinde detaylı biçimde değerlendirilmektedir. Uygulamada “rıza vardı ama mağdur çok küçüktü”, “ilişki vardı ancak yönlendirme oldu” şeklindeki durumlar, ceza sorumluluğunu doğrudan etkileyebilmektedir.

Reşit olmayanla cinsel ilişki suçunda ayrıca şikâyetin yapılış şekli ve zamanı da özel önem taşımaktadır. Şikâyetin olaydan hemen sonra mı yoksa uzun bir süre geçtikten sonra mı yapıldığı, şikâyetin kim tarafından ve hangi gerekçeyle başlatıldığı, davanın seyri üzerinde etkili olabilmektedir. “Sonradan şikâyet edildi”, “aile baskısıyla şikâyet oldu”, “şikâyet geri alınırsa dava düşer mi?” gibi sorular, bu bağlamda en çok merak edilen konular arasında yer almaktadır.

Bu suç tipinde göz ardı edilmemesi gereken bir diğer husus da delillerin hukuka uygunluğudur. Özellikle mesaj kayıtları, telefon incelemeleri ve dijital materyaller, çoğu zaman dosyanın temelini oluşturmaktadır. Ancak bu delillerin hukuka aykırı şekilde elde edilmesi, savunma açısından ciddi bir tartışma alanı yaratmakta ve dosyanın sonucunu doğrudan etkileyebilmektedir. Bu nedenle delil değerlendirmesi, reşit olmayanla cinsel ilişki suçunda yapılacak hukuki analizlerin merkezinde yer almalıdır.

4.1) Hukuka Uygunluk Nedenleri Var mı?

Reşit olmayanla cinsel ilişki suçunda, mağdurun rızası hukuka uygunluk nedeni oluşturmaz ve fiili suç olmaktan çıkarmaz. Reşit olmayanla cinsel ilişki suçu bakımından hukuka uygunluk nedenlerinin uygulanabilirliği, ceza hukuku pratiğinde en çok yanlış anlaşılan konuların başında gelmektedir. TCK 104 kapsamında düzenlenen bu suç tipinde, fiilin hukuka uygun kabul edilebilmesi için kanunda açıkça öngörülmüş bir hukuka uygunluk nedeninin varlığı gerekmektedir. Ancak uygulamada, bu suç özelinde hukuka uygunluk nedenlerinin varlığından söz etmek neredeyse mümkün değildir.

Bu noktada hukuka uygunluk nedenleri ile suçun oluşmaması kavramlarının karıştırılmaması gerekmektedir. Bazı dosyalarda ileri sürülen savunmalar, fiilin hukuka uygun olduğunu değil; suçun maddi unsurlarının hiç oluşmadığını göstermeye yöneliktir. Bu ayrım, savunma stratejisi açısından belirleyici önemdedir.

4.2) Ceza İndirimi Uygulanabilir Mi?

Reşit olmayanla cinsel ilişki suçunda, fail hakkında ancak genel ceza indirim nedenleri mevcutsa ceza indirimi uygulanabilmektedir. Reşit olmayanla cinsel ilişki suçunda ceza indirimi uygulanıp uygulanamayacağı, somut olayın özelliklerine göre değerlendirilmektedir. TCK 104 bakımından kanunda açıkça düzenlenmiş özel bir indirim nedeni bulunmamakla birlikte, Türk Ceza Kanunu’nun genel hükümleri kapsamında bazı indirim mekanizmaları gündeme gelebilmektedir.

Özellikle failin kusur derecesi, kastın yoğunluğu, olayın gerçekleşme şekli, taraflar arasındaki yaş farkı ve failin mağdurun yaşına ilişkin hataya düşüp düşmediği gibi hususlar, mahkeme tarafından takdiri indirim kapsamında değerlendirilebilmektedir.

Ancak altı çizilmelidir ki; mağdurun rızası, ilişkinin gönüllü olması veya tarafların evlenme niyeti, doğrudan ceza indirimi sebebi olarak kabul edilmez. Ceza indirimi, ancak hukuken geçerli nedenlerin varlığı halinde ve hâkimin takdiriyle uygulanabilmektedir.

4.3) Cezasızlık Halleri Nelerdir?

TCK 104 kapsamında, kanunda açıkça düzenlenmiş bir cezasızlık hali bulunmamakta olup her somut olay kendi koşullarına göre değerlendirilmektedir. Reşit olmayanla cinsel ilişki suçunda “cezasızlık halleri” kavramı, çoğu zaman yanlış anlaşılmaktadır. TCK 104 kapsamında mutlak bir cezasızlık hali öngörülmemiştir. Bazı istisnai durumlarda, fail hakkında ceza verilmemesi veya kovuşturmanın düşmesi gündeme gelebilmektedir.

Özellikle suçun şikâyete tabi olması nedeniyle, yasal süresi içinde şikâyet hakkının kullanılmaması veya geçerli bir şikâyetin hiç yapılmamış olması halinde, ceza yargılaması yapılamamaktadır. Bunun yanı sıra, fiilin suçun unsurlarını taşımadığının tespiti halinde de cezasızlık sonucu doğar; ancak bu durum hukuki anlamda bir “cezasızlık hali” değil, suçun oluşmaması halidir.

Uygulamada sıkça karşılaşılan bir diğer durum ise delil yetersizliğidir. İddia edilen fiilin her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delillerle ispatlanamaması halinde, sanık lehine beraat kararı verilmesi söz konusu olabilmektedir.

4.4) Teşebbüs Halinde Ceza Verilir Mi?

Reşit olmayanla cinsel ilişki suçuna teşebbüs halinde, fiilin tamamlanmaması durumunda teşebbüs hükümlerine göre cezada indirim yapılabilmektedir. Reşit olmayanla cinsel ilişki suçu, kural olarak tamamlanmasıyla oluşan bir suçtur. Bu nedenle teşebbüs hükümlerinin uygulanıp uygulanamayacağı, fiilin hangi aşamada kaldığına bağlıdır. Eğer fail, cinsel ilişkiyi gerçekleştirmeye yönelik icra hareketlerine başlamış ancak elinde olmayan nedenlerle fiili tamamlayamamışsa, teşebbüs gündeme gelebilmektedir.

Ancak uygulamada, teşebbüs ile suçun oluşmadığı hâller sıklıkla karıştırılmaktadır. Taraflar arasında yalnızca mesajlaşma, buluşma girişimi veya cinsel içerikli konuşmaların bulunması, tek başına teşebbüs olarak kabul edilmez. Teşebbüsün varlığından söz edebilmek için, icra hareketlerinin başlamış olması gerekmektedir.

4.5) Gönüllü Vazgeçme Halinde Sorumluluk

Failin, kendi iradesiyle suçu tamamlamaktan vazgeçmesi halinde gönüllü vazgeçme hükümleri gündeme gelebilmektedir. Gönüllü vazgeçme, failin suçun icra hareketlerine başladıktan sonra, kendi iradesiyle fiili tamamlamaktan vazgeçmesi hâlini ifade eder. TCK’nın genel hükümleri kapsamında düzenlenen gönüllü vazgeçme, reşit olmayanla cinsel ilişki suçu bakımından da teorik olarak uygulanabilmektedir.

Ancak burada belirleyici olan husus, vazgeçmenin failin serbest iradesine dayanmasıdır. Eğer fiilin tamamlanamaması, mağdurun direnişi, üçüncü kişilerin müdahalesi veya yakalanma korkusu gibi nedenlerden kaynaklanıyorsa, gönüllü vazgeçmeden söz edilemez.

Gönüllü vazgeçmenin kabul edilmesi hâlinde, fail tamamlanmayan suçtan dolayı cezalandırılmaz; ancak o ana kadar gerçekleşmiş olan fiiller ayrı bir suç oluşturuyorsa, bu suçtan dolayı sorumluluğu devam eder.

4.6) Etkin Pişmanlık TCK 104’te Uygulanır Mı?

Reşit olmayanla cinsel ilişki suçunda, kanunda özel olarak düzenlenmiş bir etkin pişmanlık hükmü bulunmamaktadır. Etkin pişmanlık, kanunda açıkça düzenlenen suçlar bakımından uygulanabilen özel bir kurumdur. TCK 104 kapsamında düzenlenen reşit olmayanla cinsel ilişki suçu açısından, kanunda etkin pişmanlığa ilişkin özel bir hüküm bulunmamaktadır.

Bu nedenle, failin sonradan pişman olması, mağdurdan özür dilemesi, zararları telafi etmeye çalışması veya tarafların evlenmesi gibi durumlar, hukuki anlamda etkin pişmanlık olarak değerlendirilmez ve cezayı ortadan kaldırmamaktadır. Ancak bu tür davranışlar, hâkim tarafından takdiri indirim kapsamında değerlendirmeye alınabilmektedir.

Uygulamada sıkça karşılaşılan “etkin pişmanlık olursa ceza düşer mi?” sorusu, bu suç bakımından çoğunlukla yanlış bir beklentiye dayanmaktadır.

4.7) Rıza, Yaşın Büyük Söylenmesi ve Evlenme Vaadinin Hukuki Etkisi

Mağdurun yaşını büyük söylemesi, rıza göstermesi veya evlenme vaadi, reşit olmayanla cinsel ilişki suçunda ceza sorumluluğunu ortadan kaldırmamaktadır. Reşit olmayanla cinsel ilişki suçunda en sık ileri sürülen savunmalar; mağdurun rızası, yaşını büyük söylemesi veya evlenme vaadiyle ilişkinin kurulmuş olmasıdır. Ancak bu hususların hiçbiri, tek başına fiili hukuka uygun hale getirmez veya suçu ortadan kaldırmamaktadır.

Mağdurun rızası, kanunen geçerli kabul edilmediğinden, suçun oluşumuna engel değildir. Aynı şekilde mağdurun yaşını büyük söylemesi veya failin mağdurun yaşını yanlış bilmesi, ancak hata ve kusur değerlendirmesi kapsamında ele alınabilmektedir. Evlenme vaadi veya sonradan evlenilmiş olması da cezai sorumluluğu kendiliğinden ortadan kaldırmamaktadır.

Bu tür savunmaların hukuki etkisi, ancak somut olayın tüm özellikleri birlikte değerlendirilerek belirlenebilir. Bu nedenle reşit olmayanla cinsel ilişki suçlarında, yüzeysel savunmalar yerine, dosyaya özgü profesyonel bir hukuki analiz büyük önem taşımaktadır.

5) Reşit Olmayanla Cinsel İlişki Suçu Şikâyet Süresi Ne Kadar?

Reşit olmayanla cinsel ilişki suçu şikâyete bağlı bir suç olup, şikâyet süresi fiilin ve failin öğrenilmesinden itibaren 6 aydır. Reşit olmayanla cinsel ilişki suçu, Türk Ceza Kanunu’nun 104. maddesi kapsamında şikâyete tabi suçlar arasında yer almaktadır. Bu durum, suçun soruşturulması ve kovuşturulmasının, mağdurun veya kanuni temsilcisinin şikâyetine bağlı olduğu anlamına gelmektedir. Dolayısıyla şikâyet süresinin kaçırılması, ceza davasının hiç açılamamasına veya açılmış davanın düşmesine neden olabilmektedir.

TCK 73 uyarınca, şikâyete tabi suçlarda şikâyet süresi, mağdurun fiili ve failin kim olduğunu öğrendiği tarihten itibaren 6 aydır. Reşit olmayanla cinsel ilişki suçunda da bu genel kural uygulanmaktadır. Bu noktada özellikle vurgulanmalıdır ki; şikâyet süresi hak düşürücü niteliktedir. Yani altı aylık sürenin geçirilmesi hâlinde, sonradan yapılan şikâyetler hukuki sonuç doğurmamaktadır.

5.1) Şikâyet Süresi Geçerse Ne Olur?

Altı aylık şikâyet süresi içerisinde geçerli bir şikâyet yapılmamışsa, Cumhuriyet savcılığı tarafından soruşturma başlatılamamaktadır. Şikâyet süresi geçtikten sonra açılmış bir dava varsa, mahkeme tarafından davanın düşmesine karar verilmektedir.

Bu durum, ceza sorumluluğunu doğrudan ortadan kaldıran en önemli hukuki sonuçlardan biridir. Bu nedenle, reşit olmayanla cinsel ilişki suçuna ilişkin dosyalarda şikâyet süresinin doğru tespiti, çoğu zaman davanın kaderini belirlemektedir.

Şikâyet süresinin doğru hesaplanmaması, telafisi mümkün olmayan hak kayıplarına yol açabilmektedir. Özellikle olayın öğrenilme tarihi, mağdurun yaşı ve kanuni temsilcinin durumu gibi unsurlar, her dosyada farklı sonuçlar doğurabilmektedir. Bu nedenle reşit olmayanla cinsel ilişki suçlarında, sürelere ilişkin değerlendirme mutlaka dosyaya özel yapılmalıdır.

6) Reşit Olmayanla Cinsel İlişki Suçu Şikâyetten Vazgeçme

Şikâyetten vazgeçilmesi halinde, reşit olmayanla cinsel ilişki suçunda dava düşebilir. Reşit olmayanla cinsel ilişki suçu, şikâyete tabi bir suç olması nedeniyle, şikâyetten vazgeçmenin ceza yargılamasına doğrudan etkisi bulunmaktadır. TCK 104 kapsamında, geçerli bir şikâyetle başlatılan soruşturma veya dava sürecinde, mağdurun veya kanuni temsilcisinin şikâyetten vazgeçmesi hâlinde, ceza davasının akıbeti değişmektedir.

Şikâyetten vazgeçme, kural olarak hüküm kesinleşinceye kadar her aşamada mümkündür. Soruşturma aşamasında vazgeçilmesi hâlinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verilirken; kovuşturma aşamasında vazgeçilmesi durumunda ise mahkeme tarafından davanın düşmesine karar verilmektedir.

Bu nedenle, şikâyetten vazgeçme kurumu, reşit olmayanla cinsel ilişki suçunda doğrudan sonucu etkileyen, stratejik öneme sahip bir hukuki imkândır.

6.1) Şikâyetten Vazgeçme Kim Tarafından Yapılabilir?

Reşit olmayanla cinsel ilişki suçunda şikâyet hakkı, mağdurun yaşına göre farklı kişiler tarafından kullanılabilir. Mağdurun reşit olmaması hâlinde, şikâyet ve vazgeçme hakkı kanuni temsilciye (veli veya vasiye) aittir. Mağdur reşit olmuşsa, bu hak doğrudan mağdur tarafından kullanılmaktadır.

Uygulamada sıkça karşılaşılan hatalardan biri, yetkisiz kişiler tarafından yapılan vazgeçme beyanlarıdır. Yetkili olmayan kişinin yaptığı şikâyetten vazgeçme, hukuken geçerli kabul edilmez ve davayı düşürmez.

7) Reşit Olmayanla Cinsel İlişki Suçu Dava Zamanaşımı

Reşit olmayanla cinsel ilişki suçunda dava zamanaşımı süresi, suçun işlendiği tarihten itibaren 8 yıldır. Reşit olmayanla cinsel ilişki suçu bakımından dava zamanaşımı, çoğu zaman şikâyet süresi ile karıştırılmakta ve bu durum ciddi hukuki hatalara yol açmaktadır. Oysa bu iki kavram, ceza hukuku açısından tamamen farklı sonuçlar doğurur. Dava zamanaşımı, suç işlendiği hâlde belirli bir sürenin geçmesi nedeniyle artık kamu davası açılamaması veya açılmış davanın düşmesi sonucunu doğurur.

TCK 104 kapsamında düzenlenen reşit olmayanla cinsel ilişki suçunda, öngörülen cezanın üst sınırı dikkate alındığında, dava zamanaşımı süresi 8 yıldır. Bu süre, suçun işlendiği tarihten itibaren işlemeye başlar ve belirli hâllerde kesilebilir veya durabilir.

Dava Zamanaşımı Süresi Nasıl Hesaplanır?

Dava zamanaşımı süresi, suçun işlendiği tarih esas alınarak hesaplanır. Şikâyetin ne zaman yapıldığı veya mağdurun suçu ne zaman öğrendiği, dava zamanaşımı bakımından belirleyici değildir. Bu yönüyle şikâyet süresinden ayrılmaktadır.

Ancak ceza muhakemesi sürecinde yapılan bazı işlemler, zamanaşımını keser ve sürenin yeniden başlamasına neden olur. Özellikle;

  • Sanığın ifadesinin alınması
  • İddianamenin düzenlenmesi
  • Mahkemece sanık hakkında işlem yapılması

gibi hâller, zamanaşımının kesilmesine yol açar ve süre yeniden işlemeye başlar.

8) Reşit Olmayanla Cinsel İlişki Suçu HAGB Var Mı?

Reşit olmayanla cinsel ilişki suçunda, şartları oluşması halinde hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB) kararı verilebilmektedir. HAGB, sanık hakkında verilen mahkûmiyet hükmünün belirli bir denetim süresi boyunca açıklanmaması ve bu süre sorunsuz geçirildiği takdirde hükmün ortadan kaldırılması sonucunu doğuran bir ceza muhakemesi kurumudur.

TCK 104 kapsamında düzenlenen reşit olmayanla cinsel ilişki suçu açısından HAGB’nin uygulanabilirliği, cezanın türü ve miktarı, sanığın kişisel durumu ve dosyanın özelliklerine göre değerlendirilmektedir. Bu suç bakımından HAGB, kural olarak mümkün olmakla birlikte, her dosyada otomatik olarak uygulanmaz.

HAGB Uygulanabilmesi İçin Gerekli Şartlar

Ceza Muhakemesi Kanunu’na göre HAGB kararı için bazı şartların birlikte gerçekleşmesi gerekmektedir. Reşit olmayanla cinsel ilişki suçunda da genel şartlar geçerlidir:

  • Sanık hakkında hükmolunan cezanın 2 yıl veya daha az süreli hapis cezası olması
  • Sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûm olmamış olması
  • Mahkemenin, sanığın yeniden suç işlemeyeceği kanaatine varması
  • Mağdurun veya kamunun uğradığı zararın giderilmiş olması
  • Sanığın HAGB kararını kabul etmesi

Bu şartların tamamı sağlanmadığı sürece HAGB kararı verilemez.

TCK 104’te HAGB Uygulamada Nasıl Değerlendiriliyor?

Uygulamada mahkemeler, reşit olmayanla cinsel ilişki suçunda HAGB konusunda daha temkinli davranmaktadır. Özellikle mağdurun yaşı, taraflar arasındaki yaş farkı, fiilin gerçekleşme şekli ve sanığın tutum ve davranışları, HAGB değerlendirmesinde belirleyici rol oynamaktadır.

Bazı dosyalarda, ceza miktarı HAGB sınırları içinde olsa dahi, mahkeme sanığın kişiliği veya suçun ağırlığı gerekçesiyle HAGB uygulamayı reddedebilmektedir. Bu nedenle HAGB, bu suç bakımından hak değil, hâkimin takdirine bağlı bir imkândır.

9) Reşit Olmayanla Cinsel İlişki Suçu Cezanın Ertelenmesi

Mahkeme, sanığın kişisel durumu ve sabıka geçmişine göre hapis cezasının ertelenmesine karar verebilmektedir. Reşit olmayanla cinsel ilişki suçu kapsamında verilen hapis cezasının ertelenip ertelenemeyeceği, sanık açısından hürriyeti bağlayıcı cezanın fiilen infaz edilip edilmeyeceğini belirleyen en kritik hukuki meselelerden biridir. Cezanın ertelenmesi, sanık hakkında verilen mahkûmiyet hükmünün varlığını koruduğu; ancak cezanın infazının belirli bir denetim süresi boyunca geri bırakıldığı bir ceza hukuku kurumudur.

TCK 104 kapsamında reşit olmayanla cinsel ilişki suçu nedeniyle hükmedilen hapis cezasının ertelenebilmesi için, öncelikle verilen cezanın iki yıl veya daha az süreli hapis cezası olması gerekmektedir. Bunun yanında sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan üç aydan fazla hapis cezası almamış olması, yargılama sürecindeki tutum ve davranışlarının olumlu değerlendirilmesi ve mahkemece yeniden suç işlemeyeceği kanaatine varılması zorunludur. Bu şartlar sağlansa dahi, cezanın ertelenmesi otomatik bir hak değildir; tamamen hâkimin takdirine bağlıdır.

Uygulamada reşit olmayanla cinsel ilişki suçlarında mahkemelerin cezanın ertelenmesi konusunda oldukça temkinli davrandığı görülmektedir. Özellikle mağdurun yaşı, taraflar arasındaki yaş farkı, fiilin gerçekleşme şekli ve olayın sosyal etkileri, cezanın ertelenip ertelenmeyeceği konusunda belirleyici rol oynamaktadır. Bu nedenle bazı dosyalarda ceza miktarı erteleme sınırları içinde kalsa dahi, mahkeme erteleme uygulamayı reddedebilmektedir.

10) Reşit Olmayanla Cinsel İlişki Suçu Adli Para Cezası Mümkün Mü?

Reşit olmayanla cinsel ilişki suçunda doğrudan adli para cezasına hükmedilmesi mümkün değildir. Reşit olmayanla cinsel ilişki suçu bakımından en çok merak edilen hususlardan biri, verilen hapis cezasının adli para cezasına çevrilip çevrilemeyeceğidir. TCK 104 kapsamında bu suç için öngörülen yaptırım esas itibarıyla hapis cezasıdır ve kural olarak doğrudan adli para cezası öngörülmemiştir. Ancak bazı sınırlı hâllerde, hükmedilen hapis cezasının adli para cezasına çevrilmesi teorik olarak mümkündür.

Türk Ceza Kanunu’nun 50. maddesi uyarınca, kısa süreli hapis cezaları adli para cezasına çevrilebilmektedir. Bu kapsamda kısa süreli hapis cezası, bir yıl veya daha az süreli hapis cezası olarak kabul edilmektedir. Dolayısıyla reşit olmayanla cinsel ilişki suçu nedeniyle hükmedilen hapis cezası bir yıl veya daha az ise, mahkemece adli para cezasına çevirme ihtimali gündeme gelebilmektedir.

Ancak uygulamada, reşit olmayanla cinsel ilişki suçu gibi cinsel dokunulmazlığa karşı suçlarda, mahkemelerin adli para cezasına çevirme konusunda son derece sınırlı ve istisnai davrandığı görülmektedir. Özellikle mağdurun yaşı, fiilin gerçekleşme biçimi, taraflar arasındaki yaş farkı ve suçun toplumsal etkisi dikkate alındığında, çoğu dosyada adli para cezasına çevirme yoluna gidilmemektedir.

Bu noktada önemli bir yanılgı da adli para cezasına çevirmenin sanık açısından otomatik bir hak olduğu düşüncesidir. TCK 50 kapsamında yapılan değerlendirme, tamamen hâkimin takdirindedir. Mahkeme, sanığın kişiliğini, suçun işleniş şeklini ve yeniden suç işleme ihtimalini dikkate alarak, hapis cezasının adli para cezasına çevrilmesini uygun görmeyebilir.

Adli para cezasına çevirme kararı verilmesi hâlinde dahi, bu durum sanık hakkında mahkûmiyet hükmünün varlığını ortadan kaldırmamaktadır. Hüküm kesinleşir, adli sicil kaydına işlenir ve para cezasının ödenmemesi hâlinde yeniden hapis cezasına çevrilmesi söz konusu olabilmektedir.

11) Reşit Olmayanla Cinsel İlişki Suçu Uzlaşma Mümkün Mü?

. Reşit olmayanla cinsel ilişki suçu bakımından en sık sorulan sorulardan biri de taraflar arasında uzlaşma sağlanması hâlinde ceza davasının sona erip ermeyeceğidir. Uzlaşma, Ceza Muhakemesi Kanunu kapsamında belirli suçlar için öngörülmüş bir alternatif çözüm yoludur; ancak her suç uzlaşmaya tabi değildir.

TCK 104 kapsamında düzenlenen reşit olmayanla cinsel ilişki suçu, uzlaşmaya tabi suçlar arasında yer almamaktadır. Bu nedenle tarafların anlaşması, mağdurun veya ailesinin rızası ya da sonradan bir uzlaşı sağlanması, tek başına ceza yargılamasını sona erdirmez. Uygulamada “uzlaşma olursa dava düşer” şeklindeki yaygın kanaat, bu suç bakımından hukuki karşılığı olmayan bir beklentidir.

Bu noktada uzlaşma ile şikâyetten vazgeçme kavramlarının da karıştırılmaması gerekmektedir. Reşit olmayanla cinsel ilişki suçu şikâyete tabi bir suç olmakla birlikte, uzlaşma kapsamına alınmamıştır. Dolayısıyla dosyanın kapanmasının yolu, uzlaşma değil; geçerli bir şikâyetten vazgeçme veya süresi içinde hiç şikâyet yapılmamış olmasıdır. Uzlaşma süreci işletilse dahi, hukuken bağlayıcı bir sonuç doğurmaz.

Uygulamada taraflar arasında yapılan anlaşmalar, evlenme vaadi, fiili birliktelik veya maddi–manevi telafi girişimleri, ancak mahkemenin takdiri kapsamında değerlendirilebilmektedir. Bu tür gelişmeler, cezanın bireyselleştirilmesi aşamasında dolaylı etkiler doğurabilir; ancak davayı kendiliğinden düşürmez ve uzlaşma sonucu oluşturmamaktadır.

Özellikle soruşturma veya kovuşturma aşamasında, uzlaşma beklentisiyle yanlış hukuki adımlar atılması, telafisi mümkün olmayan hak kayıplarına yol açabilir. Reşit olmayanla cinsel ilişki suçlarında, dosyanın akıbeti; uzlaşma değil, şikâyet, zamanaşımı, delil durumu ve savunma stratejisi üzerinden belirlenmektedir.

12) Reşit Olmayanla Cinsel İlişki Suçunun Diğer Cinsel Suçlardan Farkı

Reşit olmayanla cinsel ilişki suçu, cebir ve tehdit unsuru bulunmaması yönüyle diğer cinsel suçlardan ayrılmaktadır. Türk Ceza Kanunu’nda düzenlenen cinsel suçlar, mağdurun yaşı, fiilin niteliği ve rızanın hukuki değeri bakımından birbirinden önemli ölçüde ayrılmaktadır. Reşit olmayanla cinsel ilişki suçu (TCK 104), uygulamada sıklıkla cinsel saldırı, cinsel istismar ve cinsel taciz suçlarıyla karıştırılmakta; bu durum hem soruşturma aşamasında hem de yargılama sürecinde ciddi hukuki hatalara yol açabilmektedir. Bu suçun ayırt edici yönü, cebir veya tehdidin değil, mağdurun yaşının suçun temel belirleyicisi olmasıdır. Aşağıda, TCK 104’ün diğer cinsel suçlardan farkları ayrı ayrı ele alınmaktadır.

12.1) Cinsel Saldırı Suçuyla Farkları

Cinsel saldırı suçu (TCK 102), mağdurun rızası dışında gerçekleştirilen ve cebir, tehdit ya da hile içeren fiilleri kapsamaktadır. Bu suçta mağdurun yaşı tek başına belirleyici değildir; esas olan kişinin cinsel dokunulmazlığına iradesi dışında müdahale edilmesidir. Buna karşılık reşit olmayanla cinsel ilişki suçunda cebir, tehdit veya hile unsurlarının varlığı aranmamaktadır. Mağdurun fiile rıza göstermesi, hatta ilişkiyi kendisinin başlatmış olması dahi suçun oluşumunu engellememektedir. Burada kanun koyucu, 15–18 yaş aralığındaki bireyin rızasını hukuken sınırlı kabul ederek özel bir koruma mekanizması öngörmüştür. Bu yönüyle cinsel saldırı iradeye karşı işlenen bir suçken, TCK 104 yaşa dayalı koruma suçudur.

12.2) Cinsel İstismar Suçuyla Farkları

Cinsel istismar suçu (TCK 103), mağdurun 15 yaşını doldurmamış çocuk olması ya da fiilin anlam ve sonuçlarını algılama yeteneğinin bulunmaması hâllerinde söz konusu olmaktadır. Bu suçta rıza kavramının hukuki bir değeri yoktur; çocuğun açık rızası bulunsa dahi fiil ağır bir suç olarak kabul edilmektedir. Reşit olmayanla cinsel ilişkide ise mağdur 15 yaşını doldurmuş olup algılama yeteneğine sahiptir. Ancak kanun, bu yaş grubunun korunması amacıyla fail açısından cezai sorumluluk öngörmüştür. Bu nedenle cinsel istismar suçu hem daha ağır cezalar içerir hem de kamu düzenine daha doğrudan tehdit olarak değerlendirilmektedir.

12.3) Cinsel Taciz Suçuyla Farkları

Cinsel taciz suçu (TCK 105), cinsel birleşme veya fiziksel temas içermeyen; söz, yazı, mesaj, bakış veya davranış yoluyla gerçekleştirilen rahatsız edici fiilleri kapsamaktadır. Bu suç, mağdurun cinsel dokunulmazlığından ziyade huzur ve sükûnunu korumayı amaçlamaktadır. Reşit olmayanla cinsel ilişki suçunda ise fiil, cinsel birleşme seviyesindedir ve doğrudan cinsel dokunulmazlığa yöneliktir. Bu nedenle her iki suçun unsurları, ispat rejimi ve yaptırımları tamamen farklıdır. Uygulamada sıklıkla yapılan hatalardan biri, fiilin niteliği değerlendirilmeden suç vasfının yanlış belirlenmesidir.

13) Reşit Olmayanla Cinsel İlişki Suçu Görevli ve Yetkili Mahkeme Hangisidir?

Reşit olmayanla cinsel ilişki suçu (TCK 104) bakımından görevli mahkeme, suçun kanunda öngörülen cezasının üst sınırı dikkate alınarak belirlenmektedir. Bu suçun yargılaması kural olarak Asliye Ceza Mahkemesi tarafından yapılır. Ancak somut olayda fiilin niteliği, suçun başka bir cinsel suçla birlikte işlendiği iddiası veya hukuki vasıflandırmada değişiklik ihtimali bulunuyorsa, soruşturma aşamasından itibaren görev tartışmaları gündeme gelebilmektedir. Uygulamada özellikle TCK 103 (cinsel istismar) ile TCK 104 arasındaki ayrım net yapılmadığında dosyaların yanlış mahkemeye sevk edildiği görülmektedir.

Yetkili mahkeme ise genel yetki kuralı gereği suçun işlendiği yer mahkemesidir. Ancak cinsel suçların niteliği gereği, fiilin işlendiği yerin tespiti her zaman kolay olmayabilir. Tarafların farklı şehirlerde bulunması, fiilin birden fazla yerde gerçekleştiğinin iddia edilmesi veya dijital delillerin varlığı yetki tartışmalarını beraberinde getirebilmektedir. Bu gibi durumlarda yetki itirazlarının usulüne uygun ve süresinde yapılması büyük önem taşır. Aksi hâlde yetki kesinleşir ve sonradan ileri sürülemez.

14) Reşit Olmayanla Cinsel İlişki Suçunda Ceza Avukatının Önemi

Reşit olmayanla cinsel ilişki suçu hem hukuki hem de toplumsal sonuçları son derece ağır olan bir suç tipidir. Bu tür dosyalarda yapılacak en küçük usul hatası dahi telafisi güç hak kayıplarına yol açabilmektedir. Özellikle mağdurun yaşı, rızanın hukuki değeri, şikâyet süresi, zamanaşımı ve suç vasfının doğru belirlenmesi gibi teknik konular, uzmanlık gerektiren alanlardır. Ceza avukatı, yalnızca savunma yapmakla kalmaz; dosyanın en başından itibaren hukuki stratejiyi belirler, delillerin hukuka uygunluğunu denetler ve yanlış suç nitelendirmelerinin önüne geçerek haklarınız en etkin şekilde korunmasını sağlar.

Bu suç türünde ceza avukatının önemi, soruşturma aşamasında alınan ifadelerden, kovuşturma sürecinde sunulan savunmalara kadar her aşamada kendini göstermektedir. Özellikle uygulamada sıkça karşılaşılan “rıza vardı”, “yaşını büyük söyledi”, “evlenme vaadi vardı” gibi savunmaların hukuki karşılığının doğru kurulması gerekmektedir. Aksi hâlde bu beyanlar, sanık aleyhine delil hâline dahi dönüşebilmektedir. Profesyonel bir ceza avukatı, dosyayı yalnızca mevzuat üzerinden değil, Yargıtay içtihatları ve uygulama pratiği ışığında değerlendirerek müvekkilinin haklarını en etkin şekilde korur.

Aynı zamanda bu tür dosyalar, taraflar açısından ciddi bir psikolojik ve sosyal baskı yaratmaktadır. Ceza avukatının rolü, müvekkili yalnızca hukuken değil, sürecin tamamında bilinçli ve kontrollü şekilde yönlendirmektir. Doğru zamanda doğru adım atmak, çoğu zaman davanın sonucunu doğrudan etkileyen bir faktördür.

Sıkça Sorulan Sorular (SSS)

Reşit olmayanla cinsel ilişki suçu nedir?

Reşit olmayanla cinsel ilişki suçu, 15–18 yaş arasındaki bir çocukla cebir, tehdit veya hile olmaksızın cinsel ilişkide bulunulması hâlinde oluşan ve Türk Ceza Kanunu’nun 104. maddesinde düzenlenen bir suçtur. Bu suçta çocuğun rızası hukuken geçersizdir.

Reşit olmayanla cinsel ilişki suçunun cezası kaç yıldır?

2026 yılı itibarıyla TCK 104 kapsamında reşit olmayanla cinsel ilişki suçunun cezası 2 yıldan 5 yıla kadar hapis cezasıdır. Suçun birden fazla kez işlenmesi veya özel durumlar bulunması hâlinde ceza artabilmektedir.

Reşit olmayanla cinsel ilişkide rıza cezasızlık sağlar mı?

Hayır. Reşit olmayanın rızası, bu suç bakımından hukuki değer taşımamaktadır. Taraflar arasında rıza bulunsa dahi TCK 104 kapsamında suç oluşur ve cezai sorumluluk doğmaktadır.

Mağdur yaşını büyük söylediyse ceza verilir mi?

Uygulamada sıkça karşılaşılan bu durumda, mağdurun yaşını büyük söylemesi otomatik olarak cezasızlık sağlamamaktadır. Ancak somut olayın özelliklerine göre failin kusur durumu değerlendirilerek indirim veya beraat ihtimali gündeme gelebilmektedir.

Reşit olmayanla cinsel ilişki suçu şikâyete tabi midir?

Evet. TCK 104 kapsamında düzenlenen suç şikâyete bağlıdır. Şikâyet olmadan soruşturma başlatılamaz. Ancak şikâyet süresi kaçırılırsa dava hakkı düşer.

Şikâyet süresi ne kadardır?

Şikâyet süresi, fiilin ve failin öğrenilmesinden itibaren 6 aydır. Bu süre hak düşürücü niteliktedir ve süresinde şikâyet edilmezse dava açılamaz.

Şikâyetten vazgeçme davayı düşürür mü?

Evet. Reşit olmayanla cinsel ilişki suçu şikâyete bağlı olduğundan, kovuşturma aşamasında dahi şikâyetten vazgeçilmesi hâlinde dava düşer.

Reşit olmayanla cinsel ilişki suçunda HAGB uygulanır mı?

Evet, şartları varsa Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması (HAGB) uygulanabilir. Sanığın sabıkasız olması ve mahkemenin kanaati bu noktada belirleyicidir.

Bu suçta ceza ertelenebilir mi?

Mahkemece verilen hapis cezası belirli şartlar altında ertelenebilir. Ancak cezanın süresi, sanığın geçmişi ve dosya kapsamı bu konuda belirleyicidir.

Reşit olmayanla cinsel ilişki suçu adli para cezasına çevrilebilir mi?

Genel kural olarak hapis cezası öngörülmüş olmakla birlikte, kısa süreli hapis cezalarının adli para cezasına çevrilmesi bazı hâllerde mümkündür. Bu tamamen mahkemenin takdirindedir.

Reşit olmayanla cinsel ilişki suçu uzlaşmaya tabi mi?

Hayır. Bu suç uzlaşma kapsamında değildir. Tarafların anlaşması, uzlaşma veya evlenme vaadi davayı ortadan kaldırmamaktadır.

Evlenme vaadi veya sonradan evlenme cezayı kaldırır mı?

Hayır. Evlenme vaadi ya da sonradan evlenme, TCK 104 bakımından suçu ortadan kaldırmaz. Ancak bazı durumlarda cezanın belirlenmesinde değerlendirme konusu olabilmektedir.

Reşit olmayanla cinsel ilişki suçunda avukat tutmak zorunlu mu?

Zorunlu olmamakla birlikte, suçun niteliği ve ağır sonuçları nedeniyle uzman bir ceza avukatıyla sürecin yürütülmesi hayati önemdedir. Yanlış beyanlar telafisi imkânsız sonuçlar doğurabilmektedir.

Bu suçtan beraat mümkün mü?

Evet. Suçun unsurlarının oluşmaması, yaşın yanlış tespiti, hukuka aykırı deliller veya yanlış suç vasıflandırması hâllerinde beraat kararı verilmesi mümkündür.


Bu Makaleyi Paylaş



cheap air max|cheap air jordans|pompy wtryskowe|cheap nike shoes| bombas inyeccion|cheap jordans|cheap jordan shoes|wholesale jordans|cheap jordan shoes|cheap dunk shoes|cheap jordans|wholesale jewelry china|cheap nike shoes|wholesale jordanscheap wholesale jordans|cheap wholesale nike