Satıcının Ayıptan Doğan Sorumluluğu

Bugün bu konuda 63 kişi online danıştı.

Siz de alanında uzman avukatlarımıza tüm süreci hemen danışabilirsiniz.

Satıcının Ayıptan Doğan Sorumluluğu

A. GİRİŞ

Ayıptan doğan sorumluluk müessesesinin hukuki dayanağı 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 219 ve devamındaki maddelerde düzenlenmiştir (219-231). Ayıp kavramının tanımı kanunda tam olarak bulunmamakla birlikte, ayıptan sorumluluk halleri bu maddelerde hüküm altına alınmıştır. Girişte değinilmesi gereken bir diğer nokta ise niteliği etkilemeyen miktar eksikliğinin ayıp olarak değil eksik ifa olarak değerlendirileceğidir.

 

B. AYIP TÜRLERİ

TBK. m. 219’da sözleşmeye aykırılık halinde ortaya çıkabilecek ayıp iki ayrı türde ele alınmıştır. Şöyle ki;

 aa. Zikredilen Niteliklerde Ayıp: Bunların ilki, satıcının alıcıya birtakım nitelikler bildirmesi ve bu niteliklerin söz konusu emtiada bulunmamasıdır.

 

 bb.  Objektif Değer Olarak Ayıp: Sözleşme konusu şeyden beklenen faydayı azaltan veya ortadan kaldıran durumların mevcut olmasıdır. Buna dürüstlük kuralı çerçevesinde karar verilmektedir.

TBK 219'a göre; satıcı, alıcıya karşı herhangi bir surette bildirdiği niteliklerin satılanda bulunmaması sebebiyle sorumlu olduğu gibi, nitelik veya niteliği etkileyen niceliğine aykırı olan, kullanım amacı bakımından değerini ve alıcının ondan beklediği faydaları ortadan kaldıran veya önemli ölçüde azaltan maddi, hukuki ya da ekonomik ayıpların bulunmasından        da sorumlu olur. 

Satıcı, bu ayıpların varlığını bilmese bile onlardan sorumludur.

Dolayısıyla TBK m.219’a göre satıcının ben bilmiyordum bu ayıbı gibi bir mazeret sunması kabul edilmez. Ayıptan sorumluluğun doğması için satıcını kusuru gerekmez.

 

C. SORUMLULUK ŞARTLARI 

Satıcının ayıptan sorumlu tutulabilmesi için gerekli olan bazı şartlar mevcut olmalıdır. Bu şartlar maddi şartlar ve şekli şartlar olarak üzere ikiye ayrılır.

 

 aa. Maddi Şartlar 

 

aaa. Emtiada bir ayıp bulunmalıdır.


Ayıptan sorumluluğun mevcut olabilmesi için temel şart, ortada bir ayıp bulunması gerekmektedir. Satıcı böyle bir şeyi bildirmemiş olsa dahi, beklenen özelliklerin mevcut olmaması halinde ayıp kabul edilir. Maddi ayıp, bir eşyanın aynı cinsten normal parçalarla karşılaştırıldığında, kendi değerini veya elverişliliğini kaldıran ya da azaltan her türlü kötü niteliklerdir. Bu ayıbın sözleşmede yarar ve hasarın alıcıya geçmesi anında satılanda var olması gerekmektedir.

 Ayıp; maddi, ekonomik veya hukuki olabilir. Satılanın yırtık, bozuk, kırık, lekeli olması gibi haller maddi ayıp teşkil eder. Hukuki ayıp ise, satılanın değerini ve ondan beklenen faydaları etkileyen eksikliklerdir.

 

aab. Satılandaki ayıp önemli olmalıdır

 Ayıp sonucunda, söz konusu şeyin değerinin veya elverişliliğinin önemli şekilde azalması veya tamamen ortadan kalkması gereklidir. Bu gibi durumlarda, satılan şeydeki ayıp önem kazanmış olur. Çünkü objektif olarak beklenen karşılanamamıştır. Önemsiz ayıplardan dolayı satıcı sorumlu tutulamaz.

 

 aac. Alıcı bu ayıbı bilmemelidir.

Alıcı sözleşmenin kurulduğu sırada ayıbı biliyor veya gerekli özeni göstermiş olsaydı bilecek durumda bulunuyorsa ise satıcı ayıptan sorumlu olmaz. 

MADDE 222- Satıcı, satış sözleşmesinin kurulduğu sırada alıcı tarafından bilinen ayıplardan sorumlu değildir. 

Satıcı, alıcının satılanı yeterince gözden geçirmekle görebileceği ayıplardan da ancak böyle bir ayıbın bulunmadığını ayrıca üstlenmişse sorumlu olur. 

 

aad. Alıcı ayıplı malı kabul etmemiş olmalıdır.

Alıcı satılan şeyi ayıplarıyla birlikte kabul ederse ayıptan doğan haklarını kaybeder. 

 

aae. Ayıp, hasarın alıcıya geçmesinden önce mevcut olmalıdır.

Satılandaki ayıp hasarın alıcıya geçmesinden önce ya da en geç hasarın geçtiği anda mevcut olmalıdır. Hasarın geçmesinden sonraki ayıplar özel olarak üstlenilmiş veya kasten gizlenmiş olanlar hariç alıcıya aittir.

 

bb.ŞEKLİ ŞARTLAR

Şekli şartlar, maddi şartların gerçekleşmesi halinde alıcının ayıptan doğan hakları kullanabilmesi için yerine getirmesi gereken şartlarıdır.

 

bba. Satılanı muayene şartı (inceleme ve gözden geçirme)

 MADDE 223- Alıcı, devraldığı satılanın durumunu işlerin olağan akışına göre imkân bulunur bulunmaz gözden geçirmek ve satılanda satıcının sorumluluğunu gerektiren bir ayıp görürse, bunu uygun bir süre içinde ona bildirmek zorundadır. 

 Tacir olmayan alıcılar özellikle tüketiciler belirli bir deneyim birikim ve uzmanlığa sahip olmadıkları için gözden geçirmede bunlardan istenecek-beklenecek özen derecesi daha hafif değerlendirilmelidir.

Tacir alıcılar belirli bir deneyim birikim ve uzmanlığa sahip olup iş ve faaliyetlerinde basiretli bir iş adamı gibi hareket etmek zorunda oldukları için daha titiz davranmak zorundadırlar.

 

bbb. Ayıbı bildirme şartı (bildirim külfeti)

Ayıp bildirimi hukuki bir işlem ya da irade beyanı değil, tek taraflı olarak satıcı veya vekiline yöneltilmesi ve varması gereken bir bilgi ya da düşünce açıklamasıdır.

Alıcı yaptığı ayıp bildiriminde şeydeki ayıpları açık bir biçimde tanımlayıp belirtmeli ve satılan malı kabul etmeme iradesini satıcıya kesin bir ifadeyle belirtmelidir. 

Ayıbı bildirim geçerliliği hiçbir şekle tabi değildir. Ancak ispat aracı yönünden taahhütlü bir mektup veya noter kanalıyla ya da güvenilir elektronik imza kullanarak kayıtlı elektronik posta sistemi ile yapılması tavsiye edilir.Her ne kadar tacirler yönünden de ayıp ihbarı herhangi bir şekle tabi olmasa da ispat kolaylığı açısından ayıp ihbarının yazılı şekilde yapılması faydalı olacaktır.Yargıtay’ın kimi kararlarında tacir olan tarafın ayıp ihbarını noter marifetiyle veya iadeli taahhütlü mektup ya da telgrafla yapması gerektiği, tanıkla ispat yoluna gidilemeyeceği belirtilmiştir. Bu kararın gerekçesini TTK’nın 18. Maddesi oluşturmaktadır. Nitekim anılan maddede; tacirler arasında, diğer tarafı temerrüde düşürmeye, sözleşmeyi feshe, sözleşmeden dönmeye ilişkin ihbarların veya ihtarların noter aracılığıyla, taahhütlü mektupla, telgrafla veya güvenli elektronik imza kullanılarak kayıtlı elektronik posta sistemi ile yapılacağı düzenlenmiştir. Ancak anılan madde ayıp ihbarına ilişkin bir düzenleme içermemektedir.  Nitekim ayıp ihbarı ile ayıp ihbarı nedeniyle doğan seçimlik hakların kullanılmasına yönelik bildirimler farklı hukuki bildirimlerdir. Ancak, ayıp ihbarı ile seçimlik hakkın kullanılmasına ilişkin bildirimin birlikte yapılması da mümkündür. 

Bildirimin süresi satışın çeşidine göre değişir. Ticari olmayan satışlarda bildirim süresi TBK m.223’te düzenlenmiştir. Buna göre alıcı satılanda satıcının sorumluluğunu gerektiren bir ayıp görürse bunu uygun süre içinde ona bildirmek zorundadır. Uygun süre deyimi alıcının bulduğu (gördüğü) ayıbı satıcıya düzenli ve makul bir şekilde bildirmek için gerekli zamanı ifade eder. Alıcı bunu ihmal ettiği takdirde bunu kabul etmiş sayılır. Olağan bir gözden geçirmeyle ortaya çıkarılamayan bir ayıp özellikle gizli ayıp sonradan ortaya çıkarsa alıcı ayıbı satıcıya hemen bildirmek zorundadır.

TBK m.224 hayvan satışlarında bildirim süresini hayvanın teslim alındığı veya almada temerrüt edildiği tarihten itibaren 9 gün olarak belirlemiştir. 

MADDE 224- Hayvan satışında satıcının sorumlu olacağı süre yazılı olarak belirlenmemiş ve ayıp da hayvanın gebeliğine ilişkin değilse satıcı, ancak ayıbın devrin yapıldığı veya alıcının devralmada temerrüdünün gerçekleştiği günden başlayarak dokuz gün içinde kendisine bildirilmesi ve ayrıca, hayvanın bilirkişilerce gözden geçirilmesinin aynı süre içinde yetkili makamdan istenmesi hâlinde sorumlu olur.

TTK M.23/1-C- Ticari satışlarda malın teslimi sırasında belli olan açık ayıplar için alıcıya iki günlük bildirim süresi tanımıştır. Buna karşılık açık olmayan ayıplarda bildirim süresi malın tesliminden itibaren 8 gündür.

 

D. ZAMANAŞIMI 

Satılandaki ayıp daha sonra meydana çıksa bile satılanın alıcıya devrinden itibaren iki yıl geçmekle zaman aşımına uğrar. 2 yıllık süre yalnız taşınır satışlarında geçerli olup taşınmaz satışlarında bu süre 5 yıldır. TBK m.231’e göre satıcı daha uzun bir süre için sorumluluğu üstlenmiş olabilir. 

 

E. ALICININ SEÇİMLİK HAKLARI 

Kanun koyucu, ayıptan sorumluluk bakımından maddi şartlar ve şekli şartlar gerçekleştiği takdirde alıcıya TBK m.227 kapsamında alıcıya 4 türlü seçimlik hak tanımıştır. Bu haklar:

  •          Sözleşmeden Dönme
  •          Ayıp oranında satış bedelinden indirim talep edilmesi
  •          Satılanın ücretsiz olarak onarılması
  •          Satılan şeyin ayıpsız benzeri ile değiştirilmesi ’dir. 

Alıcıya tanınmış olan seçimlik hakların kullanılması bazı sınırlamalara tabi tutulmuştur. Şöyle ki;

  •          Satıcı, alıcıya aynı malın ayıpsız bir benzerini hemen vererek ve uğradığı zararın tamamını gidererek seçimlik haklarını kullanmasını önleyebilir. Aynı şekilde TBK m.228/2 ye göre satılan alıcıya yükletilebilen bir sebep yüzünden yok olmuş başkasına devredilmiş veya şekli değiştirilmiş ise dönme hakkını kullanamaz. 
  •          Alıcı, ayıpla malı bilerek kullanmış veya tüketmiş ise ayıptan feragat etmiş sayılacağından bu halde de sözleşmeden dönemez.Ayrıca durum alıcının sözleşmeden dönme hakkını kullanmasını haklı göstermiyorsa satıcının talebi üzerine hâkim, satılanın onarılmasına veya satış bedelinin indirilmesine karar verebilir. 
  •          Nihayet, birden çok maldan veya birden çok parçadan oluşan bir mal birlikte satılmış olup da bunlardan bazılarının ayıplı çıkması halinde dönme, sözleşmenin tümü için değil ilke olarak yalnız ayıplı mal veya parçalar hakkında söz konusu olur. 
  •          Satılanın değerindeki eksiklik satış bedeline çok yakınsa, alıcı ya sözleşmeden döner ya da ayıpsız bir benzeriyle değiştirilmesini ister.
  •          TTK’nın 18. Maddesine göre tacirlere özel durum mevcuttur. Nitekim anılan maddede; tacirler arasında, diğer tarafı temerrüde düşürmeye, sözleşmeyi feshe, sözleşmeden dönmeye ilişkin ihbarların veya ihtarların noter aracılığıyla, taahhütlü mektupla, telgrafla veya güvenli elektronik imza kullanılarak kayıtlı elektronik posta sistemi ile yapılacağı düzenlenmiştir

 

ea. Sözleşmeden Dönme

TBK m.227/1’e göre alıcıya tanınmış olan seçimlik haklardan biri satılanı geri vererek sözleşmeden dönme hakkıdır.

Alıcı dönme hakkını dava açmadan tek taraflı irade beyanı ile kullanır. Sözleşmeden dönme taraflar arasında bir tasfiye ve geri verme ilişkisi kurar. Dolayısıyla taraflar birbirlerinden daha önce almış olduklarını geri vermekle yükümlüdürler.

 

eb. Ayıp Oranında Satış Bedelinden İndirim İsteme Hakkı 

Alıcının satış bedelinden indirim isteyen tek taraflı irade beyanı satıcının hakimiyet alanına ulaştığı anda hüküm ve sonuçlarını kendiliğinden doğurur. Bunu satıcının kabul etmesine gerek yoktur.

 

ec. Satılanın ayıpsız benzeri ile değiştirilmesini isteme hakkı

TBK m.227/1-4’e göre imkân varsa alıcı dönme veya indirim hakkını kullanacak yerde satılanın ayıpsız bir benzeri ile değiştirilmesini satıcıdan isteyebilir. Bu hak daha çok çeşit özellikle de misli şey satışlarında söz konusu olur. 

Buna karşılık parça satışlarında satılan mal belirli olduğu ve bir benzeri de bulunmadığı için bu hüküm uygulanamaz.

 

ed. Satılanın ücretsiz olarak onarılmasını isteme hakkı

 Alıcı bütün giderleri satıcıya ait olmak üzere satılanın ücretsiz olarak onarılmasını isteme hakkına sahiptir. Ancak bunun içinde yapılacak giderin aşırı olmaması gerekmektedir.

 

F. SORUMSUZLUK ANLAŞMASI

 Ayıptan sorumluluğu düzenleyen hükümler emredici değil, düzenleyici hükümlerdir. Taraflar aralarında yapacakları bir sorumsuzluk anlaşmasıyla bu hükümlerin aksini kararlaştırabilirler bu bağlamda sorumluluğu arttırabilecekleri gibi ortadan kaldırabilir ya da hafifletebilirler.

Dolayısıyla satıcı veya alıcının kendi iş yerlerine astıkları tek taraflı bir sorumsuzluk anlaşması yeterli değildir.

Satıcı ağır kusurlu olduğu takdirde, sorumsuzluk anlaşması geçersizdir. TBK m. 221 bunu açık olarak hükme bağlamıştır.

MADDE m. 221- Satıcı satılanı ayıplı olarak devretmekte ağır kusurlu ise, ayıptan sorumluluğunu kaldıran veya sınırlayan her anlaşma kesin olarak hükümsüzdür. 

Ağır kusur halinde 10 yıllık zaman aşımı süresi uygulanır.

 

G. SONUÇ

Hem TTK hem TBK hem de TKHK maddelerinden anlaşılacağı üzere tüketiciler yani sade alıcılar tacirlere göre daha ayrıcalıklı tutulmuş ve birçok yönden kolaylık sağlanmıştır. Yine art niyet unsurunu kanunlar ağır kusur olarak nitelendirmiş ve daha ağır yaptırımlara tabi tutmuştur. Yine ayıp kavramı malın mevcut fiziki durumunun yanında satıcının zikrettiği nitelikleri taşıyıp taşımamasına göre de kanun nezdinde güvence altına alınmıştır.


Bu Makaleyi Paylaş