Yabancı Mahkeme Kararlarının Tanınması ve Tenfizi

Bugün bu konuda 30 kişi online danıştı.

Siz de alanında uzman avukatlarımıza tüm süreci hemen danışabilirsiniz.

Yabancı Mahkeme Kararlarının Tanınması ve Tenfizi

A. GİRİŞ

Yabancı mahkeme kararlarının Türk hukukunda hüküm doğurması için yabancı kararın niteliğine göre tanınması veya tenfiz edilmesi gerekmektedir.

Tanıma yabancı mahkeme kararının sahip olduğu kesin hüküm kuvvetinin yabancı bir ülkeye de teşmili, yabancı bir ülkede de kabulüdür.

Tenfiz ise, yabancı mahkemelerin verdikleri kararların Türkiye’de icraya konulabilmesi için gereken karardır. Başka bir deyişle, yabancı bir mahkemenin verdiği kararın Türkiye’de icra edilebilmesi tenfiz kararı alınmasına bağlıdır

aa. Ön Koşullar

________________________________________

Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun ’un (MÖHUK) 50 inci maddesi hükmü ve 58 inci maddesinin atfı ile, Türk Mahkemelerince tanıma ve tenfiz kararı verilmesi için, üç ön koşul sağlanmış olmalıdır. Bunlar;

  • Yabancı mahkeme tarafından verilmiş bir kararın bulunması,

  • Kararın hukuk davalarına ilişkin olması,

  • Verilen kararın, verildiği devlet hukuku uyarınca kesinleşmiş olmasıdır.

bb. Esas Koşullar

________________________________________

Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun ’un (MÖHUK) 54’üncü maddesi ve 58 inci maddesinin atfı ile, Türk Mahkemelerince tanıma kararı verilmesi üç, tenfiz kararı verilmesi ise dört temel koşulun gerçekleşmiş olması şartına bağlıdır. Bunlar;

  • Türkiye Cumhuriyeti ile ilâmın verildiği devlet arasında karşılıklılık esasına dayanan bir anlaşma yahut o devlette Türk mahkemelerinden verilmiş ilâmların tenfizini mümkün kılan bir kanun hükmünün veya fiilî uygulamanın bulunması. (Bu şart Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun ’un (MÖHUK) madde 58/1 uyarınca tanıma kararlarında aranmamaktadır.)

  • İlâmın, Türk mahkemelerinin münhasır yetkisine girmeyen bir konuda verilmiş olması veya davalının itiraz etmesi şartıyla ilâmın, dava konusu veya taraflarla gerçek bir ilişkisi bulunmadığı hâlde kendisine yetki tanıyan bir devlet mahkemesince verilmiş olmaması.

  • Hükmün kamu düzenine açıkça aykırı bulunmaması. (Ör; çocuk yaşta evlilik)

  • O yer kanunları uyarınca, kendisine karşı tenfiz istenen kişinin hükmü veren mahkemeye usulüne uygun bir şekilde çağrılmamış veya o mahkemede temsil edilmemiş yahut bu kanunlara aykırı bir şekilde gıyabında veya yokluğunda hüküm verilmiş ve bu kişinin yukarıdaki hususlardan birine dayanarak tenfiz istemine karşı Türk mahkemesine itiraz etmemiş olmasıdır. (Ör; savunma hakkı kullandırılmadan hükmün verilmesi)

C. USUL 


 

Milletlerarası usul hukukunun yerleşmiş prensiplerince, usuli hususlarda hâkimin hukuku (lex fori) uygulanmaktadır. Bu sebeple Türk mahkemelerinde açılan tanıma yahut tenfiz davalarında uygulanacak usul, ilgili hususta düzenlemenin yer aldığı bir milletlerarası anlaşmanın olmaması halinde Türk hukukuna tabi olacaktır. Tanıma ve tenfiz usulüne ilişkin bazı hususlar Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun ‘da (MÖHUK) doğrudan düzenlenmişken, burada düzenlenmeyen hususlar Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) hükümlerine tabidir.

aa. Görevli Mahkeme


 

Tanıma ve tenfiz davalarında görevli mahkeme, Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun ‘un (MÖHUK) 51 inci maddesi ilk fıkrası uyarınca ‘’asliye mahkemeleri’’ dir.

 

Buna karşın 4787 sayılı Aile Mahkemeleri’nin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanun ‘un 4’üncü maddesi hükmünce, tanınması yahut tenfizi istenen yabancı mahkeme kararının aile hukukuna ilişkin olması halinde, görevli mahkeme ‘’aile mahkemeleri’’ dir.

bb. Yetkili Mahkeme


 Tanıma ve tenfiz davalarında, Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun ‘un (MÖHUK) 51 inci maddesi ikinci fıkrası hükmünce aşamalı bir yetkilendirme söz konusudur. Maddeye göre yetkili mahkeme sırasıyla;

  • Kendisine karşı tenfiz istenen tarafın (davalı) Türkiye ‘deki yerleşim yeri mahkemesi,

  • Yoksa, Türkiye ‘de sakin olduğu mahal mahkemesi,

  • Yoksa, Ankara, İstanbul, İzmir Mahkemeleridir.

D. KARAR


Tanıma ve tenfiz davalarına bakan mahkemelerin verebilecekleri kararlar, Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun ‘un (MÖHUK) 56’ıncı maddesi ile sınırlandırılmıştır. Maddeye göre mahkeme, talep hakkında;

  • Tanıma yahut tenfizin kabulü,

  • Tanıma yahut tenfizin reddi,

  • Tanıma yahut tenfizin kısmen kabulü kararı verebilecektir.

Tanıma talebinin kabulü halinde kararın, kesin hüküm ve kesin delil etkisi doğacaktır.

Tenfiz talebinin kabulü halinde ise kararın, kesin hüküm ve kesin delil etkisinin yanında icra edilebilirlik etkisi doğacaktır.

E. SONUÇ

Yabancı bir mahkeme tarafından verilen bir kararın Türkiye’de tanınması ve tenfizi konusunda, uygulamada ön şartlarda bile ciddi sorunlar ile karşılaşılmaktadır. Özellikle yabancı mahkeme kararının kararın verildiği ülke hukuku uyarınca kesinleşip kesinleşmediğinin tespiti ön şartlar açısından en önemli sorunu teşkil etmektedir. Yine her ülkede hukuk sistemi farklı olabileceği gibi bazı ülkelerde birtakım kararlar hakim olmayan kişiler tarafından verilmektedir. Bu nedenle kanaatimizce yapılması gereken, apostil şerhine alternatif veya ek olarak yeknesak bir kesinleşme şerhinin uluslararası anlaşma ile ortaya konulmasıdır. Bu yapılana kadar, HMK m. 293 ve 268/1 kapsamında yabancı uzmanlardan konu hakkında yararlanılabilir.


Bu Makaleyi Paylaş