Konkordato Nedir?

Bugün bu konuda 30 kişi online danıştı.

Siz de alanında uzman avukatlarımıza tüm süreci hemen danışabilirsiniz.

Konkordato Nedir?

A. GİRİŞ

Konkordato, borçlunun borçlarını ödemekte acze düştüğü veya vadesinde ödeyemeyeceğinin açık olduğu durumlarda, borçlunun kendisinin ya da alacaklısının başvurabildiği, borçların ödenebilmesi ve borçlunun iflastan kurtulabilmesi için planlanan “ödeme projesi” olarak tanımlanabilir. Yasa koyucu, 28.02.2018 Tarihli 7101 sayılı kanun ile “iflas erteleme” müessesini kaldırarak, konkordatonun kapsamını oldukça genişletmiştir. Bu genişletme çalışmasının fiili bir zorunluluktan meydana geldiğini söylemek yanlış olmayacaktır. Zira borçlunun başvurabileceği herhangi bir işlevsel kurtarma mekanizması kalmayacaktı. Bu sebeple yasa koyucu düzenlemeyi oldukça geniş tutmuştur.

B. KONKORDATO BAŞVURU TALEBİ

Konkordato talebini borçlunun kendisi yapabiliyorken, iflasa tabi borçlular (Gerçek-Tüzel Kişi Tacir) için alacaklılar da yapabilmektedir. Ancak yasa koyucu İflasa tabi olmayan borçlular için bir istisna getirmiş ve alacaklıları için başvuru yolunu kapatmıştır. Buradan da anlaşılabileceği üzere iflasa tabi olmayan borçlular hakkında da konkordato talep edilebilmektedir.

C. GÖREV VE YETKİ

Konkordato talebinin yapılacağı mahkeme görev bakımından; Asliye Ticaret Mahkemeleri, yetki bakımından ise; şirket merkezinin veya -borçlu tacir değilse- borçlunun yerleşim yeri   Ticaret mahkemesidir.

D. GEREKLİ BELGELER

aa. Konkordato ön projesi

ab. Borçlunun malvarlığı durumunu gösteren belgeler; bu belgeler başvuru tarihinden en fazla 45 gün önce alınmış olmalıdır. Aksi takdirde talebin reddine karar verilebilecektir.

ac. Alacaklıları (imtiyazlı-imtiyazsız) ve alacak miktarlarını gösteren liste

ad. Konkordato ön projesinin gerçekleşmesinin kuvvetle muhtemel olduğunu gösteren finansal analiz raporları ve dayanakları; SPK, Kamu Gözetimi veya Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumunca yetkilendirilen bağımsız denetim kuruluşu tarafından hazırlanan rapor olmalıdır.

E. GEÇİCİ MÜHLET KARARI, SONUÇLARI VE İLANI

Konkordato talebiyle birlikte verilen gerekli belgelerin eksiksiz olduğunu tespit eden mahkeme derhal “geçici mühlet” kararı vermek zorundadır. Mahkemenin bu konuda takdir yetkisi bulunmamaktadır. Geçici mühlet kararı ile birlikte “Konkordato Komiseri” atanmaktadır.

Geçici mühlet, kesin mühletle aynı sonuçları doğurmaktadır. Geçici mühlet kararı, Ticaret Sicili gazetesinde ve Basın-İlan Kurumunun resmî ilân bölümünde ilân edilir.

Geçici mühlet kararı 3 aylığına verilmektedir. Ancak gerekli görülen durumlarda, borçlunun veya komiserin talebi üzerine, mahkeme en fazla 2 ay daha uzatılabilmektedir. Geçici mühlet talebinin kabulü, geçici komiser görevlendirilmesi ve geçici mühletin uzatılması kararlara karşı kanun yoluna başvurulamaz. Ancak geçici mühlet kararına karşı alacaklılar 7 günlük kesin süre içinde itiraz ve delillerini gösteren bir dilekçe ile mahkemeye başvurabilmektedirler.

F. KESİN MÜHLET KARARI, SONUÇLARI VE İLANI

Mahkeme, geçici mühlet süresi içinde borçlu veya konkordato talebinde bulunan alacaklıyı duruşmaya davet eder. Geçici konkordato komiserinin yazılı raporuyla birlikte alacaklıların itirazlarını dikkate alarak “kesin mühlet” kararını verir. Mahkeme konkordato ön projesinin başarıya ulaşacağına kanaat getirirse borçluya 1 yıllık kesin mühlet verecektir. Kesin mühlet, komiserin gerekçeli raporu ve talebi üzerine mahkemece altı aya kadar uzatılabilir. Uzatma talebi borçludan gelirse mahkeme komiseri ve -varsa- alacaklılar kurulunun da görüşünü alarak kararını verir. İflasına karar verilmemesine karşın konkordato talebi reddedilen borçlu(Gerçek-Tüzel Kişi Tacir) veya alacaklı 10 gün içinde İstinaf yoluna başvurabilmektedir.

Kesin mühletin ilanı tıpkı geçici mühlette olduğu gibi Ticaret Sicili gazetesinde ve Basın-İlan Kurumunun resmî ilân bölümünde ilân edilir.

Mahkeme kesin mühlet süresi içinde 7 alacaklıdan teşekkül edilecek bir “Alacaklılar Kurulu” tayin edecektir. Alacaklılar kurulu, her ay en az 1 kez toplanır ve hazır bulunanların oy çokluğuyla karar alır.

G. SONUÇLARI

Konkordato kararının alacaklı ve borçlular bakımından sonuçları ikiye ayrılmaktadır. Şöyle ki;

aa. Alacaklılar Bakımından Sonuçları

aaa. Kamu alacakları için yapılan takipler dahil olmak üzere bütün takipler-rehinli alacaklar ayrık kalmak üzere- durur. Yeni takip başlatılamaz.

aab. İhtiyati tedbir ve ihtiyati haciz kararları uygulanamaz.

aac. Zamanaşımı ve hak düşürücü süreler işlemez.

aad. Kesin mühlet tarihinden itibaren -rehinle temin edilmemiş- her türlü alacağa faiz işlemesi durur.

aae. Rehinle temin edilmiş alacaklar nedeniyle rehinin paraya çevrilmesi yoluyla takip başlatılabilir veya başlamış olan takiplere devam edilebilir ancak bu takip nedeniyle muhafaza tedbirleri alınamaz ve rehinli malın satışı gerçekleştirilemez.

ab. Borçlu Bakımından Sonuçları

aba. Borçlu, komiserin nezareti altında işlemlerine devam edecektir.

abb. Mahkemenin izni olmadan borçlu;

  •   Rehin tesis edemez, kefil olamaz.
  •   Taşınmaz -kısmi olarak bile olsa- devredemez.
  •   İvazsız kazandırmalarda bulunamaz. (Bağışlama vs.)

Borçlu bu hükme yahut komiserin ihtarlarına aykırı davranırsa mahkeme, borçlunun malları üzerindeki tasarruf yetkisini kaldırabilir.

H. KONKORDATO KOMİSERİNİN GÖREVLERİ

aa. Komiser kesin mühlet içinde, konkordatonun kabulüne yönelik işlemleri tamamlayarak dosyayı raporuyla birlikte mahkemeye iade etmek,

ab. Konkordato projesinin tamamlanmasına yardımcı olmak,

ac. Borçlunun her türlü tasarruf işlemine nezaret etmek,

ad. Ara raporlar sunmak,

ae. Alacaklılar Kuruluna ve -talep eden- alacaklılara düzenli aralıklarla bilgilendirme yapmak.

Komiserin konkordatoya ilişkin işlemleri ile ilgili şikayetler, Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından kesin olarak karara bağlanır. Bu konuda kanun yollarına başvurmak mümkün değildir.

I. KONKORDATONUN KESİN MÜHLET SÜRESİ İÇİNDE SONA ERMESİ

aa. Kesin mühlet süresi içinde konkordato projesi ile amaçlanan iyileşmenin gerçekleşmesi durumunda, komiserin yazılı raporuyla kesin mühlet kaldırılarak konkordatonun reddine karar verilir. Bu karar verilirken mahkeme borçlu veya talep eden alacaklıyı duruşmaya davet ederek savunmasını ister.

ab. İflasa tabi borçlu bakımından projenin başarıya ulaşamayacağı açıkça tespit edilebiliyorsa, borçlunun malvarlığının korunması için iflasına karar verilmesi gerekiyorsa veya iflasa tabi borçlu konkordato talebinden feragat ederse kesin mühlet kaldırılarak, borçlunun iflasına karar verilir.

İ. ALACAKLILAR TOPLANTISI VE PROJENİN KABULÜ

Komiser, alacaklılar toplantısına başkanlık eder. Bu toplantıda borçlunun bulunması zaruridir. Konkordato projesinin kabulü 2 durumda mümkün olabilecektir. Şöyle ki;

aa. Kaydedilmiş olan alacaklıların ve alacakların yarısını veya

ab. Kaydedilmiş olan alacaklıların dörtte birini ve alacakların üçte ikisini aşan bir çoğunluk tarafından onay verilmiş ise kabul edilmiş sayılır.

Oylama sırasında sadece konkordatodan etkilenen alacaklılar oy kullanabilir. Konkordatodan etkileniyor olsa bile; borçlunun eşi, çocuğu, annesi, babası ve kardeşi oy kullanamaz. Komiser toplantıda kullanılan kabul ve ret oylarını, bunlarla ilgili imzaları ve projenin tasdike uygun olup olmadığına dair raporu en geç 7 gün içinde mahkemeye sunmak zorundadır.

Komiserin gerekçeli raporunu alan mahkeme, duruşma gününden en az 3 gün önce alacaklıların yazılı itirazlarını yapabileceklerini bildirir. Duruşmada borçlu veya konkordato talep eden alacaklı da dinlenir. Mahkeme en geç kesin mühlet süresi içinde kararını verir. Mahkeme talebin onayına karar verirken aşağıdaki huşulara dikkat edecektir;

  •   Konkordatoda teklif edilen tutarın, borçlunun iflâsı hâlinde alacaklıların eline geçebilecek muhtemel miktardan fazla olacağının anlaşılması,
  •   Teklif edilen tutarın borçlunun kaynakları ile orantılı olması,
  •   Konkordato projesinin öngörülen çoğunlukla kabul edilmiş bulunması.

J. SONUÇ

Konkordato son haliyle, kaldırılan “iflas ertelemesi” müessesini de kapsayacak şekilde oluşturulan icra ve iflas mekanizması haline gelmiştir. Bu düzenleme borçlulara çok önemli avantajlar sağlamaktadır. Özellikle “geçici mühlet” kararının doğrudan verilmesi ve takipleri (rehinli takipler ayrık kalmak şartıyla) durdurması, borçlulara verilen bir ayrıcalık olarak değerlendirilmelidir. Ancak şunu da belirtmek gerekir ki; borçluların lehine bu denli güçlü bir düzenlemenin getirilmesi, takibinin sağlıklı ve planlı şekilde yapılmasını da mecburi kılmaktadır. Zira aksi bir durum müessesede aksamalara neden olacak ve sermaye piyasaları bakımından arzu edilen menfaatin sağlanmasının önüne geçecektir.


Bu Makaleyi Paylaş